
Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, tarım işçilerinin çalışma koşullarına ilişkin yaptığı açıklamada, bu meselenin yalnızca bir ilçenin ya da belirli bir kesimin değil, sofrasında meyve ve sebze bulunan herkesin ortak sorunu olduğunu vurguladı.
Erdem, "Bu mesele yalnızca Yenişehir'in ya da başka bir ilçenin sorunu değil. Bizim bölgemizde de tablo farklı değil; İznik ve çevresindeki tarlalarda da aynı manzarayla karşılaşıyoruz. Sofranıza gelen her ürünün arkasında bir emek var. O emeği veren insanların hangi koşullarda çalıştığını bilmek herkesin sorumluluğu. Bugün bir kadın işçi tarlanın bir köşesinde en temel ihtiyacını gideremiyorsa, bu utanç yalnızca tarla sahibinin değil, hepimizin." dedi.
"BİR KADIN İŞÇİ DÜŞÜNÜN"
Erkan Erdem açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Bir kadın işçi düşünün. Sabah saat beşte kalkıyor, tarlaya gidiyor. Öğle güneşi tepeye vurduğunda 35-40 derece sıcakta çalışmaya devam ediyor. En doğal ihtiyacını gidermek istediğinde karşısında hiçbir şey yok. Ne bir kabin, ne bir perde, ne de bir gölgelik. Ya saatlerce dayanacak ya da tarlanın bir köşesinde, başkalarının gözü önünde bir çözüm arayacak."
SU MESELESİ DE AYNI İHMALİN PARÇASI
Tuvalet ve gölgelik kadar temiz içme suyuna erişimin de tarlalarda çoğu zaman sağlanamadığını belirten Erdem, şöyle konuştu:
"İşçiler günün en sıcak saatlerinde bile kendi getirdikleri suyla idare ediyor. Bazı bölgelerde işçiler dereden ya da sulama kanalından su almak zorunda kalıyor. Bu durum hem sağlık hem de hijyen açısından ciddi bir risk oluşturuyor. İçme suyu, gölgelik ve tuvalet kadar temel bir ihtiyaçtır."
ARAŞTIRMALAR NE DİYOR?
TÜİK'in 2026 yılında açıkladığı 2025 yılı iş gücü verilerine göre, Türkiye'de tarım sektöründe istihdam edilenlerin sayısı 4 milyon 560 bin, tarımın toplam istihdamdaki payı ise yüzde 14 oldu.
Bu sayının önemli bir bölümünü, resmî olarak ayrı sınıflandırılmasa da sayılarının yaklaşık 1 milyona ulaştığı tahmin edilen mevsimlik gezici ve geçici tarım işçileri oluşturuyor.
Saha araştırmaları, işçilerin tuvalet ihtiyaçlarını çoğu zaman tarladaki çalılık alanlarda gidermek zorunda kaldığını, tarlalara ayrı bir tuvalet kurulmadığını ortaya koyuyor. Kadın işçi örgütlerinin aktardığı tanıklıklarda ise çok az yerde tuvalet bulunduğu, mevcut olanların da yalnızca çadır beziyle çevrilmiş alanlardan ibaret olduğu belirtiliyor.
"BU BİR LÜKS DEĞİL, BİR HAK"
Erkan Erdem, konunun uluslararası çalışma hukukunda da karşılığı bulunduğunu hatırlatarak şunları söyledi:
"Türkiye, İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi'ni onayladı ve iç hukukuna kattı. Şantiyelerde on işçiye bir seyyar tuvalet standart kabul ediliyorsa, tarlalarda bu standardın olmaması kabul edilemez."
"ALAY EDENLERE VE 'MALİYET' DİYENLERE CEVABIMIZ VAR"
Sosyal medyada "Tarlaya tuvalet mi kurulacak?" diyerek konuyla alay edenlere de yanıt veren Erdem, şöyle konuştu:
"Şantiyelerde, açık hava etkinliklerinde ve piknik alanlarında kiralık tuvalet kabinlerini görüyoruz da tarlalarda görmeyi neden garipsiyoruz? On işçiye bir kabin, inşaat sektöründe zaten uygulanan bir standart."
Maliyet itirazlarına ilişkin ise şunları söyledi:
"Birkaç komşu çiftçi bir araya gelip tek bir kabini ortak kullanırsa kişi başına düşen maliyet oldukça azalır. Buna karşılık bir işçinin sıcak çarpması nedeniyle hastaneye kaldırılması, çiftçiye bir kabin kirasından çok daha büyük bir maliyet oluşturur."
Çiftçilerin de ekonomik olarak zor durumda olduğunu bildiklerini ifade eden Erdem, "Girdi maliyetleri zaten çiftçinin belini büküyor. Bizim talebimiz, bu yükün Tarım İl Müdürlüğü, tarımsal destekleme kalemleri ya da kooperatifler aracılığıyla karşılanmasıdır. Devlet gübreye destek veriyorsa, insana da destek vermelidir." dedi.
ÇOCUK İŞÇİLER İÇİN DE UYARI
Erkan Erdem, sorunun yalnızca yetişkin tarım işçilerini değil, tarlalarda büyüyen çocukları da etkilediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Temmuz sıcağı bizi bunaltıyorsa, aynı sıcakta tarlada çalışan çocukları da düşünmemiz gerekiyor. Mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocukları, okulun tatil olduğu aylarda çoğu zaman aileleriyle birlikte tarlada çalışıyor ya da çadırlarda küçük kardeşlerine bakıyor."
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin verilerine göre son 10 yılda en az 1.803 tarım işçisi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu rakam tarım sektörünün genelini kapsıyor. Aynı kurumun çocuk işçiliğine ilişkin raporlarına göre ise son 11-12,5 yıllık dönemde tüm sektörlerde en az 670-770 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Bu ölümlerin başlıca nedenlerini güvensiz araçlarla yapılan taşımacılık kazaları ile boğulmalar oluşturuyor. İki veri seti farklı alanları kapsasa da ortak nokta denetimsizlik olarak öne çıkıyor.
Erkan Erdem, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Bu tablo bir kader değil, bir tercihin sonucudur. Tarım İl Müdürlüğü'nden, kaymakamlıklardan ve ilgili bakanlıktan somut adımlar bekliyoruz. Denetim ve güvenli çalışma koşulları sağlanmadığı sürece her yaz aynı acıları yaşamaya devam edeceğiz."
PLATFORMUN TALEPLERİ