Bursa'da kadınlar polis ablukasında; 'Aile yılı değil, direniş yılı'

Bursa'da kadınların Şehreküstü Meydanı'nda yapmak istediği yürüyüş polis tarafından barikatla engellenerek kadınlar ablukaya alındı. Bir saat süren bekleyiş ve görüşmelerin ardından polis kadınların kaldırımdan yürümelerine izin verdi.

Haber Giriş Tarihi: 25.11.2025 23:39
Haber Güncellenme Tarihi: 25.11.2025 23:39
https://www.bursaport.com

Bursa Kadın Platformu’nun 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü'nde yürüyüş ve basın açıklaması yapmasını polis barikat kurarak engelledi.

Şehreküstü Meydanı'nda toplanan Kadınlar, "Aç, aç barikatı aç", "Görünmeyen emek sesini yükselt", "Kadınlara değil, katillere barikat", "Kadınlar ölürken neredeydiniz" sloganıyla barikatı protesto etti.

Yürümek isteyen kadınlarla polis arasında zaman zaman itiş kakış olurken polis kadınları ablukaya aldı. Bir saat süren bekleyiş ve görüşmelerin ardından polis kadınların kaldırımdan yürümelerine izin verdi.

Polis görüşmelerin sonunda kadınların kaldırımdan yürüyüşüne izin verdi. Yürüyüş sırasında kaldırımda dar alanda kalan kadınlar yoldan yürümek isteyince polis ve kadınlar arasında gerginlik yaşandı. Kadınların yürüyüşüne dışarıdan patates atıldı.

Yoldan yürümeye izin vermeyen Bursa Valisi kadınlar tarafından yuhalandı.

"Aile yılı değil, direniş yılı"

Yürüyüşü Kent Meydanı'nda sonlandıran kadınlar adına Derya Şimşek Aksakal konuşma yaptı. Aksakal, "Bugün buradan sesimizi daha gür çıkartacağız. Pankartımızda yazan 'yoksulluğa, şiddete, eşitsizliğe karşı güvencemiz; mücadelemiz' Biz bugün mücadelemizi daha da büyüteceğiz. Çünkü tek dertleri kadınları yoldan yürütmemek. Sadece buna odaklanmışlar. Bizim güvenliğimiz falan değil, kendi uygulayacakları yöntemin dışında brşey yapmayacaklardı ve bizi o dar yola sıkıştırarak bize yeni bir şiddetin başka boyutunu yaşattılar. Bu şiddeti şiddetle kınıyoruz" dedi.

1 Ocak 2025'ten 25 Kasım 2025'e kadar 411 kadının öldürüldüğünü hatırlatan Aksakal, "Eğer güvenlik güçleri üzerlerine düşen görevi yapsaydılar bu kadınların büyük bir kısmı hala hayatta olacaktı. Sorumlulukları ne zaman akıllarına geliyor. Biz yürümek istediğimizde. Başka bir zamanda 'evindir, kocandır, birşey olmaz' deyip kadını şiddet gördüğü yere gönderiyorlar. Sonra da kadınlar hayatını kaybediyorlar. Biz görünmeyen emek olarak, 'kadın, yaşam, özgürlük' diyenler Dilovası'nda ikisi çocuk hayatını kaybedenler, hepsinin anısına burada bugün bu direnişi daha da büyüteceğiz. Aile Yılı ilan ettiler. Biz bunu değiştireceğiz. 'Aile Yılı' değil 'Direniş Yılı' ilan ediyoruz" diye konuştu.

Her yıl olduğu yürüneceğini ifade eden Aksakal, "Yaklaşık 2016'dan beri biz Fomara'dan Kent Meydanı'na yürüyoruz. Her 8 Mart'ta, her 25 Kasım'da. Bu yıl ne oldu? Yeniden akıllarına devlet şiddeti geldi. Yürütmeyeceğiz de yürütmeyeceğiz. Biz de direneceğiz de direneceğiz" ifadelerini kullandı. Kadınlar, "Asla yalnız yürümeyeceksn" sloganı attı.

"Gülistan'a ne oldu?" diye soran Aksakal, "Gülistan'ın ailesi kızının mezarına bile kavuşamadı. Ve koskoca devlet bu kızı hiç bir yerde bulamadı. Bu ülkenin topraklarında bir yerde. Onu bulmak sizin sorumluluğunuz. Geçen 10 gün içinde Bursa'da 3 kadın bıçaklandı. İkisi hayatını kaybetti. Üçüncüsü hala yaşam mücadelesi veriyor. Tam onlarla ilgili üzüntümüz ayuka çıkmışken bir kadın eski erkek arkadaşı tarafından silahla vuruldu. O gün Yasemin'i korumayanlar, bizi bugün yoldan yürütmediler. Mücadelemizi kıramayacaklar, bizi asla vazgeçiremeyecekler" diye konuştu.

Aksakal, konuşmasının sonunda kadınların taleplerini şöyle sıraladı:

"Biz ne istiyoruz? Biz fiziksel, psikolojik, ekonomik tüm şiddetlere karşı acil eylem planı yapılmasını istiyoruz. Devletin acil önlem almasını istiyoruz. Bize 25 Kasım'da şiddet uygulayarak bunu yapamazsınız. Biz okula aç giden çocuklara her gün bir öğün sıcak yemek verilsin istiyoruz. Güvenlik için harcayacağınız bu kadar parayı çocukların karnınıdoyurmak için harcayın. Yoksulluğa karşı ekonomik güçlenme istiyoruz. Kadınların, çocukların, engellilerin rahat bir yaşam süreceği bir ülke istiyoruz. Çalışırken öldürülmek istemiyoruz, ölmek istemiyoruz. Daha 15 gün önce Dilovası'nda 6 kadın yanarak can verdi. Onların acısı hala içimizdeyken bizi bugün yürütmeyen devlet onları korumadı. Yapılan şikayetleri dikkate almayan devlet bu yangına davetiye çıkarmış oldu. Bugün 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü. 1960'da öldürülen Mirabel kardeşlerin bir diktatör tarafından katledilmesiyle ortaya çıkan bu gün bizim için bir ışık oldu. O ışığın peşinden gideceğiz. Tüm kadınlar eşit, özgür, demokratik bir ülkede yaşayana kadar biz bu mücadeleyi devam ettireceğiz."