Bursa Barosu: “Seçmen iradesi yargısal yorumlarla yok sayılamaz”

Bursa Barosu, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararının anayasal düzeni ve demokratik meşruiyeti zedeleyebileceğini belirterek, yargının siyasal alanı şekillendiren bir müdahale aracına dönüşmemesi çağrısında bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 21.05.2026 20:20
Haber Güncellenme Tarihi: 21.05.2026 20:20
https://www.bursaport.com

Bursa Barosu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, kararın yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişine dair teknik bir hukuk meselesi olmadığı belirtilerek, sürecin hukuk devleti, demokratik siyasal yaşam, seçme ve seçilme hakkı ile siyasal örgütlenme özgürlüğü açısından doğrudan anayasal düzeni ilgilendirdiği vurgulandı.

Baro açıklamasında, siyasi partilerin Anayasa’nın 68. maddesi uyarınca demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olduğu hatırlatılarak, parti delegelerinin özgür iradesiyle oluşmuş kurultay sonuçlarının yıllar sonra “mutlak butlan” kavramı üzerinden yok sayılmasının hukuki güvenlik, belirlilik ve demokratik meşruiyet ilkeleri bakımından ağır sonuçlar doğurabileceği ifade edildi. Ayrıca yargının siyasal alanı şekillendiren bir müdahale aracına dönüşmemesi gerektiği belirtilirken, demokratik toplum düzenini koruyan gerçek bir hukuk devleti çağrısı yapıldı.

Barodan yapılan açıklama şöyle:

"Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararı, yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişine dair teknik bir hukuk meselesi değildir. Bu süreç; hukuk devleti, demokratik siyasal yaşam, seçme ve seçilme hakkı ile siyasal örgütlenme özgürlüğü bakımından doğrudan anayasal düzeni ilgilendiren çok yönlü bir meseledir.

Siyasi partiler, Anayasa’nın 68. maddesi uyarınca demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle siyasi partilerin iradesine yönelik yargısal müdahaleler; ancak açık anayasal sınırlar içerisinde, ölçülülük ilkesine uygun ve demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilerek gerçekleştirilebilir.

Parti delegelerinin özgür iradesiyle oluşmuş kurultay sonuçlarının, yıllar sonra “mutlak butlan” kavramı üzerinden tüm sonuçlarıyla yok sayılmasının; hukuki güvenlik, belirlilik ve demokratik meşruiyet ilkeleri bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma riski bulunduğu açıktır.

Özel hukuk alanına ait istisnai bir hükümsüzlük müessesesi olan “mutlak butlan” kavramının, siyasal alanı yeniden dizayn edecek şekilde genişletilmesi; hukuk devleti ilkesini zedeleyen, yargının tarafsızlığına ilişkin toplumsal güveni sarsan ve demokratik rekabetin yargı eliyle şekillendirilmesi yönünde son derece sakıncalı bir yaklaşımdır.

Demokratik süreçlerin, seçimlerin ve kurultayların; yıllar sonra adli yargı mercilerinde “butlan” iddialarıyla tartışmaya açılabilir hale gelmesi, yalnızca bir siyasi partiyi değil, tüm anayasal düzeni istikrarsızlaştırabilecek sonuçlar doğurur. Böyle bir yaklaşımın kabulü halinde, geçmişte halk iradesiyle şekillenmiş Anayasa referandumu ve Cumhurbaşkanlığı seçimi dahil pek çok sürecin de yargısal tartışma konusu yapılmasının önü açılacaktır.

Öte yandan seçimlerin yönetimi ve denetimi konusunda Anayasa ile münhasır yetki verilen Yüksek Seçim Kurulu’nun görev alanına dolaylı biçimde müdahale sonucunu doğurabilecek girişimler; anayasal kurumlar arasındaki görev dağılımını ve hukuk güvenliğini de zedeleme riski taşımaktadır.

Hiçbir demokratik hukuk düzeninde milyonlarca yurttaşın siyasal temsil iradesi, tartışmalı yargısal yorumlarla ortadan kaldırılamaz. Siyasal meşruiyetin asli kaynağı mahkeme koridorları değil, halkın özgür iradesidir.

Yargının görevi siyasal alanı şekillendirmek değil; hukuku, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleri çerçevesinde uygulamaktır. Mahkemelerin, siyasal rekabeti doğrudan etkileyebilecek kararlarında çok daha yüksek bir anayasal hassasiyetle hareket etmesi zorunludur. Aksi halde yargı, adalet dağıtan bir erk olmaktan uzaklaşarak siyasal tartışmaların merkezine yerleşen bir müdahale aracına dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.

Bugün ihtiyaç duyulan şey; kuvvetler ayrılığı ilkesine bağlı, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan, demokratik toplum düzenini koruyan gerçek bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü; yalnızca iktidarlar için değil, muhalefet partileri, seçmen iradesi ve toplumun tamamı için güvence oluşturduğu ölçüde anlam taşır.

Bursa Barosu olarak; demokratik siyasal yaşamın yargısal müdahalelerle baskı altına alınmasına, hukuk kavramlarının siyasal mühendislik aracına dönüştürülmesine, anayasal kurumların görev alanlarının tartışmalı hale getirilmesine ve seçmen iradesini zedeleyecek her türlü girişime karşı hukukun evrensel ilkelerini savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz."