Atatürk özlemle anılıyor; Yurttaşlar O'na ve devrimlerine daha çok sahip çıkıyor

Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için gerçekleştirdiği devrimlerin önemi her geçen zaman daha iyi anlaşılan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrılışının 87'nci yılında özlemle anılıyor.

Haber Giriş Tarihi: 10.11.2025 01:41
Haber Güncellenme Tarihi: 10.11.2025 01:41
https://www.bursaport.com

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrılışının 87'nci yılında özlem ve minnetle anılıyor. Halk, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için gerçekleştirdiği devrimlerin önemi her geçen zaman daha iyi anlaşılan Atatürk'e daha güçlü kararlılıkla sahip çıkıyor.

1950'de başlayan ve dönem dönem artan aydınlanma devrimleri karşıtlığı son yıllarda yerini halkın daha fazla Atatürk'ü ve devrimlerini sahiplenmesine bıkraktı. Milli bayramlarda yurttaşların Anıtkabir’e akın etmesi bunun önemli bir göstergesi. Çocuk, genç, ihtiyar, kadın, erkek, yurttaşlar sevgiyle Atatürk’e koşuyor, Anıtkabir dolup taşıyor. Halk, milli bayramlarda işyerlerine, evlerine Türk bayrakları ve Atatürk posterleri asıyor.

Yeni nesil Atatürk'ün aydınlanma devrimlerinin önemini kavrıyor, sahip çıkıyor ve sayıları da her geçen gün artıyor.

Ömrü savaş meydanlarında geçti

Ömrünü savaş meydanlarında geçiren Atatürk’ün rahatsızlığı, Ekim 1938’e gelindiğinde ağırlaşmıştı. Uzun zamandır hasta olduğu biliniyor ve farklı tedaviler deneniyordu ancak Atatürk, hiç bu kadar zayıf düşmemişti.

Dolmabahçe Sarayı’ndaki odasında değerlendirme yapan hekimleri bu durumu raporladı. Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp, Prof. Mim Kemal Öke, Dr. Nihat Reşat Belger, 10 Kasım’a kadar rahatsızlığının seyrini gün gün rapor altına aldı. 9 Kasım gecesi iyiden iyiye bitkin düşen Atatürk’e yapılan müdahaleler sonuç vermedi.

Saatler 09.05’i gösterdiğinde, doktorlar, Gazi Mustafa Kemal’in hayatını kaybettiğini teyit etti. Son anlarına tanıklık eden, milli mücadelenin başından itibaren Atatürk’ün en yakınındaki isimlerden biri olan Kılıç Ali, o anı, daha sonra, şöyle anlattı:

“Hayatına herhangi bir şekilde kastedilmemesi için icabında canımızı bile fedaya hazır olduğumuz Atatürk, gözümüzün önünde güpegündüz, fani hayata veda edip gidiyor, herkes ellerini kavuşturmuş, büyük bir acz içinde duruyor ve kimsenin elinden bir şey gelmiyordu. Hasan Rıza dayanamadı, büyük üzüntü içinde şöyle dedi; ‘Kılıç bak, koskoca bir tarih göçüyor!’. Saat tam dokuzu beş geçiyordu. Atatürk birdenbire gözlerini açtı. O güzel mavi gözlerini son olarak bize yöneltti. Ve hemen kapadı. Başını hemen eski durumuna getirdi. O güzel gözler artık ebediyyen kapanmıştı.”

Bayraklar yarına indi

İçişleri Bakanlığı, 10 Kasım günü, henüz resmi vefat duyurusu yapılmadan, bir genelge yayımlayarak, Türkiye genelinde bayrakların yarıya indirilmesi talimatı verdi. Halk, duyuru yapılmadan aslında Atatürk’ü kaybettiklerini anlamıştır. Ankara Radyosu’ndan birkaç saat sonra duyuru yapılır.

Atatürk’ün vefatının ardından 13 Kasım’da on binlerce kişi Taksim Meydanı’nda Atatürk Anıtı’nın etrafında toplandı. Kalabalık, Atatürk için yas tuttu, cumhuriyet için sloganlar attı.

Halk gözyaşlarıyla akın etti

Hükümetin emriyle, Atatürk’ün naaşı, 16 ila 18 Kasım 1938 tarihleri arasında Dolmabahçe Merasim Salonu’nda halkın ziyaretine açıldı. Halk, izdiham halinde Dolmabahçe’ye akın etti.

19 Kasım günü de Dolmabahçe Sarayı içinde cenaze namazı kılındı. Cenaze namazını Prof. Dr. Şerafettin Yaltkaya kıldırdı. Müezzinlikleri de Hafız Yaşar ve Hafız İsmail yaptı. Cenaze namazı sırasında Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Hanım, yakınları, bazı generaller hazır bulundu.

İstanbul, Atatürk’ü uğurluyor

Atatürk’ün naaşı, 19 Kasım 1938’te saat Dolmabahçe’den çıkarılarak top arabasına konuldu. Kortej, Tophane, Karaköy, Köprü yolu, Eminönü Meydanı, Bahçekapı, Sirkeci, Salkımsöğüt, Gülhane Parkı’ndan geçerek, Sarayburnu’na geldi. Yüzbinlerce kişi caddelerde ağlayarak Atatürk’ü uğurladı.

Tabut, Sarayburnu rıhtımından önce Zafer Torpidosu’na, sonra da Yavuz zırhlısına konuldu.

Yavuz zırhlısı; Hamidiye, Zafer, Tınaztepe ve iki denizaltı gemisi ile Savarona, sancağında İngiliz dretnotu, bunu takiben Sovyet, Alman, Fransız, Yunan, Romen savaş gemileri, havada eşlik eden uçak filoları ile Marmara açıklarına doğru ilerledi. Zırhlı saat 19.30’da İzmit Mayın İskelesi’ne yanaştı.

Atatürk’ün naaşı İzmit’te istasyonda sağlığında kullandığı beyaz renkli vagona konuldu. Saat 20.30’da İzmit’ten ayrılan tren, 20 Kasım 1938 günü sabah saatlerinde Ankara’ya vardı.

Ankara Garı’nda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Meclis Başkanı Abdülhalik Renda, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve diğer yetkililer tarafından karşılanan naaş, istasyondan Ulus’taki Türkiye Büyük Millet Meclisi binasına götürüldü. Meclis’te katafalka konulan tabut, saat 12.00’den itibaren halkın saygı geçidine açıldı. Naaş, 21 Kasım 1938’de resmi devlet töreni ile Etnografya Müzesi’ne konuldu. Törende; Türk askeri birliklerinin ardından Almanya, Bulgaristan, Fransa, İngiltere, İran, Romanya, Sovyetler Birliği Yugoslavya ve Yunanistan askeri onur kıtaları bayrakları ve kılıçlarıyla Atatürk’ü selamladı.

Müzede geçici mezar inşaatına başlandı. Atatürk’ün naaşı 31 Mart 1939’da müze içinde geçici olarak yaptırılan kabrine konuldu ve 10 Kasım 1953’te Anıtkabir’e defnedilene kadar burada kaldı.

Anıtmezar yarışması

Atatürk’ün ölümünün hemen ardından özel bir anıt mezar yapılması için harekete geçildi. Bir komisyon kurularak yer arayışına başlandı. Sonunda Rasattepe belirlerdi. Anıtkabir adı verilmesi kararlaştırılan anıt mezar için 1941’de yarışma düzenlendi. Yarışmaya, Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya’dan toplam 49 proje katıldı. Hükümet, finale kalan üç eser arasından Prof. Emin Onat ile Doç. Orhan Arda’nın Anıtkabir eserini belirledi. 9 Ekim 1944’te başlayan Anıtkabir’in inşaatı, 9 yılda tamamlanabildi.

Atatürk'ün cenazesinin Anıtkabir'e nakli

Atatürk’ün naaşının bulunduğu tabut Anıtkabir’e naklinden bir gün önce açıldı. Profesör Kamile Şevki Mutlu’nun anlatımına göre; büyük önderin yüzü, yapılan tahnit işleminin başarısı nedeniyle vefatından 15 yıl sonra bile hasta yatağında sanki uyuyormuş gibi duruyordu.

10 Kasım 1953 Salı günü 09.05’te saygı duruşu ile başlayan Anıtkabir’e nakil törenine Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan, dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, İsmet İnönü, devlet erkanı ve onbinlerce kişi katıldı. Kortej; Opera, Ulus, TBMM, Gar, Anadolu (Tandoğan) Meydanı güzergâhını takiben Anıtkabir’e ulaştı. Atatürk’ün naaşı, Anıtkabir’deki kabrine İslami kurallara göre dualar ile defnedildi. Türkiye’deki illerin yanı sıra Selanik’teki doğduğu evin bahçesinden, Kore’deki Türk şehitliğinden, Suriye’deki Süleyman Şah’ın Türbesinden ve Kıbrıs’tan getirilen topraklar harmanlanarak kabrine konuldu.

“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır" sözleriyle emanet ettiği cumhuriyet, bugün 102 yaşında. Ve her yıl milyonlarca kişi Atatürk’e olan saygısını göstermek için Anıtkabir’e akın ediyor. Anıtkabir’i, bu yıl da 29 Ekim’den bu yana on binlerce kişi ziyaret etti. Bugün de on binlerce kişinin geç saatlere kadar Anıtkabir’i ziyaret etmesi bekleniyor.