Eğitim-İş Bursa: “LGS’de değişen sayılar, değişmeyen eşitsizlikler”

Eğitim-İş Bursa Şubesi, 2026 LGS sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada merkezi sınav sistemini ve eğitimdeki eşitsizlikleri eleştirdi. Açıklamada, “Asıl başarı; her çocuğun nitelikli eğitime erişebildiği bir düzen kurabilmektir” denildi.

Haber Giriş Tarihi: 11.07.2026 01:46
Haber Güncellenme Tarihi: 11.07.2026 01:48
https://www.bursaport.com

Eğitim-İş Bursa Şubesi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan 2026 Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sonuçlarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, bu yıl 452 öğrencinin 500 tam puan aldığı, geçen yıl ise bu sayının 719 olduğu hatırlatılarak, tam puan alan öğrenci sayısındaki değişimin eğitim sisteminin niteliğini tek başına göstermediği vurgulandı.

Açıklamada, “Asıl mesele, milyonlarca çocuğun geleceğinin tek bir sınava bağlanmış olmasıdır” ifadelerine yer verildi. Çocukların ortaokul yıllarından itibaren yoğun bir rekabet ortamına sürüklendiği belirtilen açıklamada, eğitimin kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırılarak eleme ve sıralama mekanizmasına dönüştürüldüğü savunuldu.

“Bu sınav toplumsal eşitsizlikleri ölçmektedir”

Eğitim-İş Bursa Şubesi, sınav sonuçlarının yalnızca öğrencilerin bilgi düzeyini değil, ailelerin ekonomik durumunu, yaşanılan mahallenin olanaklarını, okulun fiziki koşullarını, öğretmen sayısını ve nitelikli eğitime erişim düzeyini de yansıttığını belirtti.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Parası olan özel ders alabilmekte, kursa gidebilmekte, özel okul olanaklarından yararlanabilmektedir. Milyonlarca çocuk ise yalnızca devlet okulunun sunduğu sınırlı imkânlarla aynı yarışta mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Bu nedenle bu sınav, çocukları değil, toplumsal eşitsizlikleri ölçmektedir.”

MESEM ve eğitim politikaları eleştirildi

Açıklamada, yıllardır sürdürülen eğitim politikalarının kamusal eğitimi güçlendirmek yerine piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirildiği öne sürüldü. Özel okul ve özel kurs sektörünün büyümesinin teşvik edildiği, devlet okulları arasındaki eşitsizliklerin ise giderek arttığı ifade edildi.

MESEM uygulamalarına da değinilen açıklamada, “Bir yandan çocuklar LGS ve YKS maratonuna mahkûm edilirken, diğer yandan MESEM uygulamalarıyla binlerce çocuk eğitim hakkından koparılarak erken yaşta ucuz iş gücü haline getirilmektedir” denildi.

Bakanlığa dört soru

Eğitim-İş Bursa Şubesi açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı’na şu soruları yöneltti:

“Çocuklarımızın geleceğini tek bir sınava mahkûm eden bu sistem daha ne kadar sürdürülecek?”

“Devlet okulları arasındaki derin eşitsizlikleri gidermek için hangi somut adımlar atılacaktır?”

“Her çocuğun eşit, nitelikli, parasız, bilimsel ve laik eğitim hakkını güvence altına alacak politikalar neden hayata geçirilmemektedir?”

“Çocukları küçük yaşlardan itibaren sınav baskısı ile karşı karşıya bırakan anlayıştan ne zaman vazgeçilecektir?”

“Merkezi sınavlara dayalı sistem kaldırılmalı”

Açıklamada, LGS başta olmak üzere merkezi sınavlara dayalı seçme ve eleme sisteminin kaldırılması, öğrencilerin akademik, sanatsal, kültürel ve sosyal gelişimlerini birlikte değerlendiren okul temelli bir yerleştirme modeli oluşturulması gerektiği belirtildi.

Ayrıca kamusal eğitime ayrılan kaynakların artırılması, okullar arasındaki fiziki ve akademik farklılıkların giderilmesi, çocukların erken yaşta çalışma yaşamına yönlendirilmesine son verilmesi ve müfredatın bilimsel düşünceyi, eleştirel aklı, laikliği, sanatı ve demokratik yaşam kültürünü güçlendirecek biçimde yeniden düzenlenmesi çağrısı yapıldı.

“Mücadelemiz eşitsizliği üreten politikalara karşı”

Eğitim-İş Bursa Şubesi açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:

“Biz, çocukların yarışmak zorunda kalmadığı; öğretmenlerin güvenceli çalıştığı; velilerin ekonomik yük altında ezilmediği; bilimsel, laik, parasız ve kamusal eğitimin tüm çocuklar için eşit biçimde sağlandığı bir eğitim sisteminin mümkün olduğunu biliyoruz. Eğitim-İş olarak mücadelemiz yalnızca sınav sistemine değil, eğitimde eşitsizliği üreten bütün politikalara karşıdır. Çocuklarımızın geleceği rekabetin değil dayanışmanın, piyasanın değil kamusal sorumluluğun, ayrıcalığın değil eşitliğin üzerine kurulmalıdır. Bunun için eğitim hakkını savunmaya, kamusal eğitimi güçlendirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.”