İznik Gölü’nde kuraklık alarmı

350 Türkiye, İznik Gölü'ndeki su kaybıyla kuraklık riskine dikkat çekti. 2025'in son yarım yüzyılın en kurak yılı olduğu vurgulanırken, COP31 ev sahibi Türkiye'nin fosil yakıtlardan çıkışı hızlandırması ve adil enerji dönüşümüne geçmesi çağrısı yapıldı.

Haber Giriş Tarihi: 19.08.2026 12:55
Haber Güncellenme Tarihi: 19.08.2026 12:59
https://www.bursaport.com

İklim değişikliğiyle mücadele için enerji dönüşümü üzerine çalışmalarda bulunan 350 Türkiye, Gerçek Sebep: Fosil Yakıtlar kampanyası kapsamında İznik Gölü’nde “İklim Krizi Burada” diyerek Türkiye’nin kuraklık riski ile karşı karşıya olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

İklim krizi, artan sıcaklıklar ve azalan yağış miktarlarıyla birlikte su kaynaklarını ve sulak alanları giderek daha fazla etkiliyor. Türkiye’de de kuraklık riski derinleşirken yağışlardaki düşüş dikkat çekiyor.

Verilere göre Türkiye’nin 2025 yılı alansal ortalama yağışı 414,9 mm olarak gerçekleşti. Bu değer, 1991–2020 dönemi ortalamasının %27,6 altında kaldı ve 1964’ten bu yana kaydedilen en düşük yıllık yağış oldu. Uzmanlar, 2025 su yılının son yarım yüzyılın en kurak yılı olduğunu vurguladı. 2026 Haziran’ında ise ülke genelinde yağışlar uzun yıllar ortalamasının %30 altında kaldı.

Sulak alanlardaki kayıp da giderek büyüyor. Bilimsel tahminlere göre, geçen yüzyılın başından bu yana dünyadaki sulak alanların yaklaşık %64'ü kaybedildi. Türkiye’de ise son 50 yılda 36 göl tamamen kurudu, 14 göl de kuruma riskiyle karşı karşıya kaldı.

Marmara Bölgesi’nin en büyük, Türkiye’nin beşinci büyük doğal gölü olan İznik Gölü’nde su seviyesi de kritik düzeylere geriledi. Uzmanlara göre gölün biyolojik çeşitliliğini ve su bütçesini koruyabilmesi için su seviyesinin yaklaşık 83 metre olması gerekiyor. Artan sıcaklık ve buharlaşmanın yanı sıra tarımsal ve sanayi amaçlı yoğun ve kaçak su kullanımı da göldeki su kaybını derinleştiriyor.

COP 31 ev sahibi Türkiye fosil yakıtlardan çıkışı hızlandırmalı

350 Türkiye adına konuşan Ege Tok, COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye’nin adil bir enerji dönüşümüne yönelik politikalar geliştirmesi ve kömürden çıkış için somut bir yol haritası hazırlaması gerektiğini de vurgulayarak, “İznik Gölü’ndeki su kaybı, iklim krizinin sulak alanlar üzerindeki etkisinin somut bir göstergesi. Bütün bunların temelinde ise fosil yakıtlara dayalı enerji sistemi var. Kömür, petrol ve gaz yakmaya devam ettikçe sıcaklıklar artacak, yağış rejimleri değişecek ve ekosistem üzerindeki baskı daha da büyüyecek. Bu nedenle İznik Gölü’nü korumak yalnızca gölün çevresindeki su kullanımını düzenlemekten ibaret olamaz; iklim krizini durduracak politikaları da hayata geçirmek zorundayız. COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye, yeni fosil yakıt yatırımlarını teşvik etmek yerine fosil yakıtlardan çıkışı hızlandırmalı, yenilenebilir enerjiye dayalı adil bir dönüşümü hayata geçirmelidir.”