HİZ Bursa Meclisi: İklimi değil sistemi değiştir

Halkların İklim Zirvesi Bursa Meclisi, 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde Fomara Meydanı'nda toplanarak 'İklimi değil, sistemi değiştir' dedi. Grup; madenler, sanayi kirliliği ve rant politikalarıyla Bursa'da yaşanan ekolojik yıkıma tepki gösterdi.

Haber Giriş Tarihi: 05.06.2026 22:15
Haber Güncellenme Tarihi: 05.06.2026 22:15
https://www.bursaport.com

Halkların İklim Zirvesi Bursa Meclisi, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla kuruluşundan sonra Bursa'daki ilk basın açıklamasını gerçekleştirdi.

Fomara Meydanı’nda saat 19.00'da bir araya gelen grup, "İklimi değil, sistemi değiştir" dedi.

Basın metni şöyle:

"• Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü.

• Ancak kutlanacak çevre, nefes alınacak bir atmosfer, korunacak bir doğa bırakmayacak biçimde sonsuz tüketim ve hızlı bir yok ediş içindeyiz.

Yaşadığımız kente, Bursa’ya bakacak olursak,

• Yenişehir ovası maden ocakları ile yok ediliyor, topraklarımız, suyumuz zehirleniyor.

• Uludağ’ın talanı “Alan Başkanlığı yasası” sonrası hızlandı.

• İznik Gölü, Uluabat Gölü sanayi ve maden kirliliği ile can çekişmekte.

• Nilüfer Çayı yıllardır verilen mücadeleye rağmen sanayi kirliliğinden kurtulamadı.

• Kentin her yerinde yeni maden ruhsatları veriliyor, ormanlık alanlar orman vasfından çıkartılıyor.

• Teknosab, Sanayi Bölgesi vb girişimler ile tarım alanları yok ediliyor.

• Orhaneli Termik Santrali pek çok kez kapatılmasına rağmen filtresiz olarak çalışmaya devam ediyor ve bölgede yaşamı zehirliyor.

• Bursa hava kirliliğinde önde gelen iller arasında yer alırken, “Su şehri” Bursa su varlıklarının ticarileştirilmesi ve sanayinin ölçüsüz ve kaçak yer altı suyu kullanımı nedeniyle “Su fakiri” konumuna doğru ilerliyor.

Bugün bir kez daha ifade ediyoruz,

• Doğa sistematik biçimde tahrip edilmekte, yaşam alanları geri dönüşsüz şekilde yok edilmekte ve iklim krizi her geçen gün derinleştirilmektedir.

• Bu bir “uyarı” değil, artık açık bir ekolojik yıkım gerçeğidir.

• Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo; plansız kentleşme, kontrolsüz sanayi faaliyetleri, madencilik projeleri, fosil yakıt bağımlılığı ve denetimsiz rant politikalarının sonucudur.

• Su kaynakları kirletilmekte, dereler yok edilmekte, toprak verimsizleştirilmekte ve hava solunamaz hale getirilmektedir.

• Bu yıkımın bedelini sadece doğa değil, doğrudan halklar ödemektedir.

• En çok zarar görenler ise yoksullar, emekçiler, kadınlar, çocuklar, geleceği elinden alınan gençler ve yaşam alanları yok edilen canlılardır

• Bu düzen sürdürülebilir değildir. Buradan açıkça ilan ediyoruz:

• Fosil yakıt ısrarı, iklim krizini büyüten bir suç politikasıdır.

• Doğayı yok eden her proje, yaşam hakkına karşı işlenmiş bir suçtur.

• Su kaynaklarını kirleten ve ekosistemi tahrip eden uygulamalar derhal durdurulmalıdır.

• Rant odaklı şehirleşme politikaları, doğayı geri dönülmez biçimde yok etmektedir.

• Halkın iradesini yok sayan çevre kararları meşru değildir.

• Türkiye’de Dünya Çevre Günü teması Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “Dünya Bize Emanet” olarak belirlenmiş.

• Bakanlık çevre haftasını Kasım ayında Antalya’da yapılacak “COP 31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı”na hazırlık ve reklam amaçlı kullanıyor.

• BM COP toplantıları sadece devletlerin ve şirketlerin konuşarak, krizi çözmek değil, “çözüyormuş gibi yaptıkları” bir lobi faaliyetidir.

• Krizden en çok etkilenen dünya halkları ise “Halkların İklim Zirvesi” adıyla kendi sözlerini söyleyeceği, taleplerini oluşturacağı bir alternatif zirve oluşturuyor.

• Biz de bunun Bursa yerelindeki ayağı olarak diyoruz ki ”Dünyayı sermayeye ve onun işbirlikçilerine emanet edemeyiz. Dünya bize emanettir ve ona halklar olarak biz sahip çıkacağız”

• İklim krizi bir doğa olayı değil, açık bir politik tercihin sonucudur. Bu nedenle çözüm de teknik değil, siyasi ve toplumsaldır.

• Kaybedilen her ağaç, kirletilen her su kaynağı ve yok edilen her yaşam alanı; geri dönüşü olmayan felaketin parçasıdır.

• Halkların İklim Zirvesi Bursa Meclisi olarak bu yıkım düzenine karşı sessiz kalmayacağız, geri adım atmayacağız ve doğayı savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.

• Doğa bir “kaynak” değil, yaşamın kendisidir. Yaşamı yok eden hiçbir politikayı kabul etmeyeceğiz."