Bursa’da genç çevrecilerden Milli Parklar Kanunu değişikliğine tepki

Milli Parklar Kanunu'nun değiştirilmesi girişimine yönelik tepkiler artıyor. Z Doğa Derneği'ne üye genç çevreciler bu kanun değişikliğinin Uludağ Milli Parkı gibi doğal alanlarda koruma statüsünü zayıflatacağı ve geri dönülmez sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundular.

Haber Giriş Tarihi: 24.02.2026 01:28
Haber Güncellenme Tarihi: 24.02.2026 01:28
https://www.bursaport.com

İktidarın Milli Parklar Kanunu’nda yapmayı planladığı değişiklikler tepkileri beraberinde getirdi. Değişiklik teklifinin milli parkların koruma statüsünü zayıflatacağı, yapılaşmaya ve enerji projelerine izin vererek doğal çevrede büyük tahribata yol açacağına dikkat çekiliyor.

Kanunda yapılmak istenen değişikliklere Bursalı genç çevreciler de tepki gösterdi. Genç çevreciler adına bir açıklama yapan Z Doğa Derneği Bursa Temsilcisi Zeynep Göksu İnayet, değişikliğin özellikle Uludağ Milli Parkı gibi kritik doğal alanlarda geri dönülmez sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.

Uludağ Milli Parkı'nın Marmara Bölgesi’nin en önemli su havzalarından birini barındırmasının yanı sıra zengin biyolojik çeşitliliği ve orman ekosistemleriyle Türkiye’nin en değerli doğal alanları arasında yer aldığını belirten Zeynep Göksu İnayet, milli parkların yalnızca belirli bölgelerin değil, tüm toplumun ortak yaşam güvencesi olduğunu ifade ederek, “Milli parklar kısa vadeli kalkınma projelerinin uygulanacağı alanlar değil; gelecek kuşaklara bırakılacak doğal mirasın sigortasıdır. Koruma statüsünde yapılacak her gevşeme, habitat kaybına ve iklim kırılganlığının artmasına yol açacaktır.” dedi.

Z Doğa Derneği Bursa Temsilcisi Zeynep Göksu İnayet

“Koruma değil, kullanım baskısı artıyor”

Milli Parklar Kanunu'ndaki değişikliğin koruma anlayışını güçlendirmek yerine kullanım baskılarını artırabilecek bir yönelim taşıdığına dikkat çeken Z Doğa Derneği Bursa Temsilcisi Zeynep Göksu İnayet'in yaptığı açıklama şöyle:

"Önerilen düzenlemelerde; Korunan alanlarda kullanım izinlerinin genişletilmesi, planlama ve yetki süreçlerinin merkezileştirilmesi bilimsel denetim mekanizmalarının zayıflatılması gibi başlıklar öne çıkıyor. Doğa koruma politikalarında esas olan kullanımın kolaylaştırılması değil, ekosistem bütünlüğünün garanti altına alınmasıdır. Milli parklar ekonomik büyümenin rezerv alanları değil, ekolojik çöküşe karşı toplumun sigortasıdır.

Koruma statüsünü esneten her düzenleme yalnızca biyolojik çeşitliliği değil; su döngüsünü, iklim direncini, yerel yaşamı ve afet risklerini doğrudan etkileyecektir. Doğal alanları zayıflatan her yasal düzenleme ileride su krizleri, orman kayıpları ve artan afet maliyetleri olarak topluma geri dönecektir."

“Doğa yerine konulamaz”

Zeynep Göksu İnayet, çağrısını şu sözlerle tamamladı:

“Doğa kaybedildiğinde yerine konulamayan tek varlıktır. Bu nedenle yapılması gereken koruma mekanizmalarını esnetmek değil; bilimsel, şeffaf ve katılımcı bir yaklaşımla daha da güçlendirmektir. Tüm karar alıcıları, milli parkları birer kullanım alanı olarak değil, ülkenin ekolojik güvenliği olarak görmeye davet ediyoruz. Başta Uludağ Milli Parkı olmak üzere Türkiye’nin tüm milli parklarının anayasal sorumluluk çerçevesinde korunması gerekiyor. Koruma rejimini zayıflatacak her düzenlemeye karşı kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz."