Türkiye'de yeni bir dönem başlıyor

Zafer OPSAR 24 Haziran 2019 Pazartesi, 03:02

Türkiye, Yüksek Seçim Kurulu'nun verdiği haksız hukuksuz karar ile iptal edilerek yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi ile tarihi bir gün yaşadı...

İstanbul halkı, devletin tüm imkanlarını da arkasına alan iktidar partilerinin yürüttüğü akıllara durgunluk veren kampanya karşısında tarihe geçecek bir sonuçla Ekrem İmamoğlu'nu yeniden, bu kez ezici bir farkla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçti. 13 binden 800 bine ulaşan büyük farkla gelen zafer siyasette taşları yerinden oynatacaktır.

İstanbullular, 31 Mart Seçimleri'nde Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım arasındaki 13 binden fazla oy farkını küçümseyerek, "Kimsenin 13-14 bin oy farkla seçimi kazandım havasına girmeye hakkı yoktur" diyen, iptal kararından sonra bir süre geri planda kalan ancak sonuçların hiç de beklediği gibi olmayacağını anlayınca yeniden sahaya inerek cumhurbaşkanlığı forslu kürsülerde en sert üslubuyla İmamoğlu'nu hedefe koyup, "Valimden özür dilemezse o makama oturamaz" diyen AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bu kez 800 bin oy farkıyla yanıt verdi.

Her ne kadar sandığın sayısal sonucuna göre Binali Yıldırım kaybetmişse de seçimin asıl kaybedeni ülkeyi tek başına yöneten Erdoğan'dır. Zorla itildiği yarışta zaman zaman 'gel-git'ler yaşayan Binali Yıldırım, bu kez erken bir saatte -muhtemelen de Erdoğan'ın haberi olmadan- rakibini kutlayıp başarılar diledi. İmamoğlu'na İstanbul'u yönetirken gerektiği takdirde yardımcı olacağını da ifade ederek birilerine mesaj verdi.

Bu seçimin asıl kaybedeni, "kenar bir ilçenin belediye başkanı, benim ayarımda değil" dediği İmamoğlu'nun aradaki farkı iyice açtığını gördükçe adeta ekmek su gibi gıdası olan belagatiyle cumhurbaşkanlığı forslu kürsülerde İmamoğlu'nu hedefe koyarak, "o makama oturamaz, hakaretten alacağı ceza ile başkanlığı düşer, topal ördektir, mecliste çoğunluk bizde iş yapamaz, vitrin süsü olur" şeklinde konuşan Erdoğan'dır. İstanbul halkı sandıktaki iradesini hedef alan yönelik bu sözlere farkı 800 bine çıkararak yanıt verdi.

Bu seçimde Erdoğan ile birlikte dünyada bir örneği olmayan, kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırarak, Meclis'in işlevsizleştirildiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ucube başkanlık sistemi kaybetti. 150 yıllık parlamenter demokrasi geleneği olan Türkiye'nin böylesi bir sistemle tek adam tarafından yönetilemeyeceği görüldü.

31 Mart'tan önce "İstanbul'u kaybedersek Türkiye'de tökezleriz" diyen Erdoğan'ın korktuğu başına geldi. Artık Türkiye ve Erdoğan için AKP'deki muhaliflerin de harekete geçecek olmasıyla bundan sonra yeni bir siyasi dönem başlıyor.

31 Mart'taki iradesi hiçe sayılarak yeniden sandığa gitmek zorunda bırakılan İstanbul seçmenin ortaya koyduğu 800 bin oy farkı ile başka kimlere kaybettirdi?

31 Mart akşamı "1 oy farkla da olsa seçilmiştir" diyen ama ertesi gün tam tersi söylemlerle İstanbul seçimini ülkenin bekası olarak sunan ve ısrarla iptalini isteyen, son düzlükte de Abdullah Öcalan'ın mektubuna kadar umut bağlayan, açıklamaları ile "Ne oluyor yahu?" dedirten MHP Genel Başkanı Bahçeli kaybetti. Her ne kadar koltuğunu, gücünü Cumhur İttifakı ile koruyor olsa da ittifakın dağılması durumunda Bahçeli'nin aktif siyasi yaşamı, yaptığı "Öcalan açılımı"nın da etkisiyle sona erebilir...

Ancak bundan sonra Erdoğan Bahçeli'ye, Bahçeli de Erdoğan'a daha çok muhtaçtır ve birlikteliği bir süre daha bozmak istemeyeceklerdir. Erken seçimlerin karar vericisi Bahçeli hemen bir seçim istemeyecek süreci analiz ederek hareket edecektir.

23 Haziran'da seçmen başka kime kaybettirdi?

Anayasa gereği milletvekili olmayan, dışarıdan atanan bakanların çoğu 23 Haziran için rakip adayı hedef almazken, özel bir misyon üstlenmiş gibi tepki çeken üslubu ve açıklamaları ile gündemden düşmeyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bu seçimin kaybedenidir. DP Genel Başkanı iken AKP ve Erdoğan hakkında demediği kalmayan, sonrasında 180 derecelik dönüşle Erdoğan'ın yanında sıkıca saf tutan Soylu'nun bundan sonraki siyasi yaşamı merak konusu...

Seçimin bir diğer kaybedeni ise; HAS Parti'yi kapatıp AKP'ye gelmeden önce söylediği "Harun gibi geldiler, Karun oldular" sözüyle belleklere kazınan ve son düzlükte söylediği, "Önce 23 Haziran'ı geçelim, ondan sonra gerekirse siyasi bakımdan tövbe istiğfar ederek yanlışlarımızdan kurtulacağız" sözleri ile seçmenle adeta alay eden AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'tur.

Kuşkusuz 23 Haziran'ın kaybedenlerinin başında hiçbir kural, kaide tanımayan, meslek ilkelerinin tozunun kalmadığı, ahlakın yerle yeksan olduğu, iktidarın propaganda makinesi azgın yandaş medya ve sosyal medyadaki AKP trolleri ile seçimin iptal ettirilmesinde önemli rol oynayan "pelikancılar" geliyor.

Akla hayale gelmedik yalanlarla İmamoğlu'na ve muhaliflere çamur atan, hergün ekranlardan, gazete sayfalarından, sosyal medyadan halkın üzerine yalan boca eden, maniplasyon yapan bu örgütllü kötülük de 800 bin oy farkıyla büyük bir tokat yedi.

Peki kimler kazandı 23 Haziran'da?

31 Mart'taki iradesi YSK darbesi ile hiçe sayılarak adalet duygusu zedelenen tüm Türkiye'yi içinde barındıran İstanbul halkı ötekileştirmeye, ayrıştırmaya, yalana, kibre, nefret diline, korkutmaya karşı tavrını koydu ve Türkiye demokrasi tarihine damgasını vurarak kazandı...

Her şeyden önce hakkı yenen İmamoğlu kazandı. Onu Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmaya ikna eden ve bu süreci sabırla yöneten CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve partisi kazandı. Meydanları boş bırakmayan Millet İttifakı'nın bileşeni İYİ Parti ve lideri Meral Akşener kazandı.

31 Mart'ta sıkı bir örgütlü çalışma ile sandıklara sahip çıkan ve aynı sistemli çalışmayı dün devam ettiren CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu bu seçimin kazananıdır.

AKP'den gelen tüm suçlamalara rağmen ilkeli duruşunu bozmayan Saadet Partisi ve Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu bu seçimin kazananıdır.

İmamoğlu'na yapılan haksızlığa, kibirli, öfke dolu siyaset diline, kendileri ile alay edercesine 180 derece dönüşlere isyan eden AKP'li, MHP'li seçmenler bu seçimin kazananıdır.

23 Haziran'ın kazananlarının başında kuşkusuz 2,5 yıldan fazla süredir cezaevinde bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş geliyor. Onun 31 Mart ve 23 Haziran öncesinde yaptığı demokrasiye sahip çıkma çağrıları ile oyunu kullanan Kürtler'dir, HDP'ye oy veren tüm seçmenlerdir.

İktidar ortakları ve iktidarın propaganda makinesi medyanın büyük bir hevesle üzerine atladığı Öcalan'ın HDP'ye seçimde "tarafsızlık" önerdiği mektubu üzerinden yapılan algı operasyonuna karşı 31 Mart'ta da 23 Haziran'da duruşunu değiştirmeyen HDP bu seçimin kazananıdır.

23 Haziran ile ortaya çok önemli bir fırsat doğmuştur. CHP bundan sonra HDP ile demokrasi cephesini daha da güçlendirmeli, Selahattin Demirtaş ve diğer HDP'li siyasetçilerin özgürce siyaset yapabilmeleri için çaba sarfetmelidir.

Artık 23 Haziran Türkiye'nin tek adam yönetiminden kurtarılarak parlamenter demokratik rejimin, bağımsız yargının yeniden inşa edilmeye başlanacağı bir milattır.

Seçimi sadece bir parti, bir aday değil, demokrasi cephesi; hak, hukuk, adalet diyenler, özgürlük diyenler, barış diyenler, tüm Türkiye kazanmıştır...