Suuçtu'yu ilk defa gördüm!

Zafer OPSAR 21 Eylül 2019 Cumartesi, 12:16

Mustafakemalpaşa deyince aklıma ilk tatlısı, ardından Suuçtu Şelalesi gelir... Nasıl, Adana deyince akla ilk kebap, Antep deyince baklava geliyorsa... İnsan soyu işte aklı önce midesinde!

İşin esprisi bir yana, Bursa'da yaklaşık 25 yıldır yaşıyorum, diğer ilçeleri gibi Mustafakemalpaşa'ya da çok gittim, gezdim ama Bursa'nın en büyük yüzölçümüne sahip bu ilçesinin bazı güzelliklerini daha yeni görme şansım oldu. Hani mum dibini aydınlatmazmış misali, 'nasılsa gideriz Suuçtu dibimizde' derken ertelenip durdu bugüne kadar.

Mustafakemalpaşalılar Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği'nden (PAŞADER) meslektaşım Bahar Özgün Mustafakemalpaşa'ya yapılacak basın turu için arayınca "Tamam artık Suuçtu'yu görmenin vakti geldi, daha fazla erteleme" dedim.

Geçen hafta Pazar günü yapılan gezi, PAŞADER'in Bursa medyasına ilçeyi gezdirdiği ikinci etkinlik oldu. Geçen yıl yapılan geziye sanırım başka bir programla çakıştığı için gidememiştim. Canan Ekinci Yılmaz'ın geçen yıl keşfettiğini yazdığı bilinmeyenleri -aslında bildiğimiz ama gidip yerinde görmediğimiz- ben bu yıl keşfettim. Suuçtu Şelalesi, Tümbüldek Kaplıcaları ve 15 milyon yıl öncesine ait hayvan fosillerin bulunduğu Paşalar Kazı Bölgesi ilk akla gelenler... Manda Köyü olarak bilinen Eko-Agro turizmle kalkındırılmaya çalışılan Karaoğlan Köyü'ne daha önce meslektaşım Uğur Yılmaz'la birkaç kez gittiğim için orasını ezberledim sayılır!

Gezi ekibini, "Manda Köyü" Karaoğlan'da üretim için kolları sıvamış olan kadınlar ağırladı

İki otobüsle çıktığımız Mustafakemalpaşa gezisinin organizasyonunu yapan Mustafakemalpaşalılar Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği'nin Başkanı Kıvanç Atmaca otobüste dernek çalışmalarına ilişkin bilgiler verirken ilçeye ilişkin göç olgusunun altını çizdi. Atmaca'nın verdiği bilgiye göre Bursa'da yaşayan Mustafakemalpaşalılar'ın sayısı 150 bin civarında. İlçenin bugünkü nüfusu ise 100 binin üzerinde. Göç olduğu için sürekli düşen nüfus 2016'dan sonra az da olsa artmaya başlamış.

Bursa'ya göç etmiş olan Mustafakemalpaşalılar tarafından 1992 yılında kurulan derneğin 2100 üyesi bulunuyor. Derneğin temel hedeflerinden birisi eğitime destek. Üniversitede öğrenim gören Mustafakemalpaşalı öğrencilere imkanları dahilinde burslar veriyorlar. Mustafakemalpaşa'yı tarihi ve doğal güzellikleri ile Türkiye ve dünyaya tanıtmak ilçeyi zenginlikleri ile koruyarak geliştirmek istiyorlar. Bu gezilerin amacı da bu.

Kıvanç Atmaca'dan sonra söz alan Mustafakemalpşa'nın yeni seçilen genç Belediye Başkanı Mehmet Kanar, Mustafakemalpaşa'yı tarım, turizm ve sanayi kenti yapmayı amaçladıklarını çalışmalarını da bu yönde yaptıklarını belirtiyor. Bu ve benzeri adımların daha önce de  atıldığını ancak göç olgusunun çözülmediğini, bu yüzden de kendilerinin istihdam için tarım ve sanayi yatırımlarını planlayacaklarını vurguluyor. Suuçtu Şelalesi bölgesinin Marmara'nın önemli turizm bölgelerinden biri olacağını, Tümbüldek Kaplıcaları'nı da sağlık turizminde önemli bir merkez yapmak istediklerini ifade ediyor. Şu an sinemelarda gösterimde olan "Aşkın Büyüsü" filminin tamamen Suuçtu bölgesinde Mustafakemalpaşa Belediyesi'nin desteğiyle çekildiğini belirterek, "İlçemizi önce ulusalda sonra dünya çapında tanıtmalıyız." diyor.

Mustafakemalpaşa turunun ilk durağı Uluabat Gölü'nün batısından geçerek ulaştığımız "Manda Köyü" Karaoğlan oldu. Eko-Agro Turizm ile kalkınma hamlesi yapan Karaoğlan'da Manda Evi Kadın Dayanışma Derneği kadınları tarafından hazırlanmış, manda yoğurdu, sütü ve sucuğu eşliğinde köyde yetişen ürünlerle donatılan masalarda kahvaltıya oturduk. Manda Evi Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Gülcihan Ayaz, köydeki kalkınma projesi hakkında bilgiler verdi. Bursa'nın manda popülasyonu en fazla olan bu köyü Kirmasti Çayı'nın Uluabat Gölü'ne aktığı havzanın güneydoğusunda bulunuyor. Sayıları binin üzerinde olan mandalar da bu havzanın sulak otlak ve sazlıklarında besleniyor. Köyün de önemli geçim kaynaklarından biri.

Paşalar'daki kazının başkanı Prof. Dr. Berna Alpagut, kazılarda elden edilen fosillerden bu bölgeye özgü olduğu anlaşılan Paşalar Filinin resmedildiği çalışmayı PAŞADER Başkanı Kıvanç Atmaca'ya hediye etti

LİTERATÜRE GEÇEN PAŞALAR FİLİ

Manda Köyü'nde ağırlamadan sonra köy yollarından Mustafakemalpaşa'ya oradan da şehri ikiye ayıran Kirmasti Çayı üzerindeki köprüden geçerek adını sık sık duyduğum ama bir türlü gitme fırsatı bulamadığım Paşalar Kazı Alanı'na geçiyoruz. İnsan bir an duruyor 15 milyon yıl öncesine ait fosiller deyince. Bin değil, yüzbin değil, dile kolay 15 milyon yıl. Şunun şurasında insan soyunun tarihi ne ki...

Kazının yapıldığı alanda Prof. Dr. Berna Alpagut ve ekibi karşılıyor geziye katılanları. Berna Alpagut ayrıntılı biçimde anlatıyor, bizzat kendisinin başkanlığında 36 yılı bulan kazı çalışmaları ve elde ettikleri sonuçları.

Doğa tarihi araştırmalarının yapıldığı bir alan olan Paşalar Kazısı, Kültür Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Paleoantropoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berna Alpagut tarafından 1983 yılında başlatılmış. Linyit kömürüyle yaşıt olan hayvanların kemik ve dişlerinden oluşan Fosil Yatağı'nın tarihi 15 milyon yıl öncesine kadar uzanıyor.

Paşalar'da doğa tarihi kazılarının yapıldığı bölge

Paşalar'daki fosillerin 1964 yılında orman yolu açılırken dozer operatörü tarafından fark edildiğini ve ardından bölgede inceleme yapıldığını anlatan Alpagut, "İngiltere'deyken İngiliz hocam Türkiye'deki Paşalar buluntularından söz etti ve 'burada bir çalışma yapalım', dedi. Böylece 1983 yılında başladık, o yıldan beri de sistemli olarak çalışmamızı sürdürüyoruz. Burası Gönen Çanağı denilen geniş düzlüğün güney ucunda  ince bir şerit gibi uzanan bir yatak" dedi.

Buluntuların 15 milyon yıl öncesine ait olduğunu tesbit ettiklerini belirten Prof. Dr. Alpagut fosillerin hızlı akan nehirlerin sürüklemesi sonucu burada biriktiğini anlattı:

"Burada iki kez yataklanma olmuş, cımbızla topluyoruz. Su içinde kırılmalar yaşanmış, büyük küçük ayırmıyoruz, hepsi bizim için önemli. Dişler daha sağlam kalabilmiş. Paşalar'a özgü bir fil bulduk. Paşalar fili; çok önemli bir bulgu. Günümüz fillerinden küçük ve dişleri dışa değil içe dönük. Yine bugünkü atlardan daha küçük olan bir at türü yaşadığını saptadık. Yöredeki  hayvan varlığı önceki yayınlarda 58'di, şimdi 63 oldu. İklim değişikliği olan yerlerde 5 milyon önce kuruma yaşandı. Hayvanların besleneceği otlaklar yok oldu. Türler tükendi. Biz bu tükenen türleri burada bulduk."

Bölgedeki mermer yataklarındaki kalsiyum karbonat, fosillerin sertleşmesine önemli etken olmuş ve dayanıklılığını artırmış. Burada yaşayan atlar, zürafalar, gergedanlar, filler ve daha birçok etçil ve otçul hayvanlar, özellikle filler büyük önem taşıyor. Litaratüre Gamphotherium Paşalarensis olarak geçen fil sadece bu yörede bulunmuş. Kazılardan çıkan fosil kalıntıları Kültürpark'taki Bursa Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.

MUSTAFAKEMALPAŞA'NIN DİĞER ADI: SUUÇTU

Sıcaktan terlediğimiz Paşalar Kazı Alanı'ndan bir süre sonra otobüsümüzün girdiği onlarca metre yükseklikteki sık kayın ağaçlarıyla kaplı ormanlık alanda bir anda atmosfer değişiyor ve üşümeye başlıyoruz. Belli ki Karadere üzerindeki Suuçtu Şelalesi bizi karşılamaya hazırlanıyor.

Otobüsle belli bir yere kadar geldikten sonra iniyor ve şelaleye ulaşmak için kısa süre yürüyoruz. Gezi paylaşımlarında ve dergilerde fotoğraflarını sık sık gördüğüm Suuçtu Şelalesi ağaçların arasında tüm heybetiyle karşımda duruyor. Tektonik bir depremde fay hattının çökmesi sonucu oluşan yarda sular 36 metre yükseklikteki kayalardan kendini aşağıya bırakıyor. Su aşağıya inene kadar zerreleri de üzerimize geliyor, yüzümüze çarpıyor, hoşgeldiniz diyor.

Şelalenin bulunduğu kayalıklar yaz aylarında su az olduğu için kuru ama yine de bazı bölgeleri kaygan. Bu yüzden dikkatli yürümek gerekiyor. Şelalenin görüntüsüyle büyülenen insanlar doğa harikası ortamın keyfini çıkarıyor bol bol fotoğraf ve video ile bu anları kaydediyor. Şelalenin etrafındaki ormanlık alan ise piknikçilerle dolu. Yerde ateş yakılmamasına ilişkin uyarılar olmasına karşın buna kulak asmadan bildiğini okuyanlar da az değil çevrede. Ah bizim bu doğaya karşı duyarsızlığımız, boşvermişliğimiz...

Doğa harikası şelaledeki bireysel ve toplu fotoğraf çekim seanslarının ardından bu kez rotamız Tümbüldek Kaplıcaları bölgesi. Kaplıcaların olduğu tesisler küçük ama şifalı suları ile vatandaşların ilgi gösterdiği bir yer. Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Kanar, bölgeyi sağlık turizmi için cazip bir yer haline getirmek için çabalayacaklarını söylüyor.

Gezi planında Güller Köyü'ndeki tarihi değirmen de vardı ancak vakit geç olduğu için oraya gidemedik. Onu da başka bir Mustafakemalpaşa gezisinde ziyaret ederiz artık arayı fazla açmadan...

Dağı, bayırı, ormanı, ovası ve deniziyle öyle zengin bir yer ki Bursa, 17 ilçesinin de birbirinden zengin ve güzel tarihi, doğal dokusu var.

Fazla geç olmadan, yakın çevremizden başlayarak bu güzellikleri gidip, görmek, yaşamak, kıymetini bilmek ve asıl önemlisi bu mirası korumak lazım...