Politikacının zeki, çevik ve mizah dolu olanı - Zafer OPSAR - Bursaport.com

Politikacının zeki, çevik ve mizah dolu olanı

Zafer OPSAR 05 Mayıs 2018 Cumartesi, 19:00

Bir politikacının mizahi bir üsluba sahip, hazır cevap olması ve gelen sert şutları zekice bir hareketle göğsünde yumuşatıp gole çevirmesi onun politik zekasını, yeteneğini gösterir.

Politikacının espri yüklü yaklaşımları siyasette tansiyonu bir nebze olsun düşürür, toplumdaki gerilimi azaltmaya yardımcı olur.

Türkiye'de birçok politikacıda bu özellikler var, bunların başında da Selahattin Demirtaş gelir.

Son zamanlarda dikkat çeken isimlerden biri de Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu. Karamollaoğlu, muhafazakar cenahta pek görülmeyen bir portre çiziyor üslubuyla ve gelen şutları da kolayca gole çevirebiliyor.

Politikacının seslendiği kitleleri sürekli germek yerine gülümsetebilmesi, onlarla bu yolla temas kurması önemlidir.

Nitekim dört duvar arasında bile avukatı aracılığı ile yaptığı mizah yüklü açıklamaları ile dışarıdakileri gülümsetmeye devam ediyor Demirtaş bu gergin siyasi atmosferde...

"Hücrede miting yapsam en fazla 1 kişi katılabiliyor!" demiş, Abdullah Zeydan'la aynı odayı paylaşan Demirtaş ve eklemiş; "Neyine güvenerek cezaevinden aday oldun diyenlere; cezaevindeki hücremde yaptığım ankette hep yüzde 100 ben çıktım. Şaka şaka :) Bir defasında kendime kızıp oy vermeyince yüzde 50 çıkmıştım."

Muharrem İnce'nin de Demirtaş'tan aşağı kalır yanı yok bu konularda her ne kadar İnce'nin konuşmalarında tansiyon yüksek olsa da...

Nitekim İnce de, cumhurbaşkanı adaylığının açıklandığı gün yaptığı mizah yüklü konuşmasından sonra memleketi Yalova'dan başladığı seçim kampanyasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın birkaç gündür söylediği, "Bunların tek derdi var, beni indirmek istiyorlar." sözüne yanıtı vermiş:

"Hayır, benim tek derdim o değil. Benim derdim memleket. Ben doları indirmek istiyorum, euroyu indirmek istiyorum, enflasyonu indirmek istiyorum, işsizliği indirmek istiyorum, benzin fiyatlarını, Bağ-Kur primlerini indirmek istiyorum. Bana ne Tayyip Erdoğan'dan."

***

Demokrasilerde seçimler, serbest, adil ve eşit koşullarda yapılır...

Peki şu an durum nasıl?

Adaylardan biri 'anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz' denilen bir dokunulmazlık düzenlemesi sonucu milletvekili olmasına rağmen cezaevinde, propaganda imkanlarından yoksun.

Bir diğer aday cumhurbaşkanı ama aynı zamanda parti genel başkanı.

Seçim yasakları başbakan, bakan ve milletvekillerini kapsıyor ama cumhurbaşkanını kapsamıyor, istediği etkinliğe katılıp propaganda yapabiliyor.

Ülke OHAL koşularında yapılan referandumdan sonra şimdi de seçime gidiyor...

AKP'lilerin 'ileri demokrasi' diye bir zamanlar dillerinden düşürmedikleri demokrasi bu olsa gerek!