Teşekkürler Bursaport

Tolgay ATAOKAY 21 Aralık 2020 Pazartesi, 11:01

İnsanın evi neresidir?

Doğduğu yer mi?

Yoksa özgürlüğünü yaşadığın alan mı?

Ya da her şeyi konuşabildiğin mekan mı?

Bu hafta uzun uzun bunu düşündüm...

Gazetecilik mesleğinden artık ayrılsam da parmaklarım döndükçe yazmaktan vazgeçemedim...

Belki de yaşadığımız hayatta yazmak benim için bir terapiydi belki de benliğin dışa vurumu...

Biri dağa çıkıp küfür eder, diğeri dağdaymışçasına şehirde küfür eder, kimi bıçak çeker, kimi silah!

Kimi de hayatın yanlışlarını gördükçe o klavyeyi karşısında görür...

Yanlışı, araştırarak inşa ettiğin kendi doğrularını kaleme almak gazetecilikse ya da böyle kabul ediyorsanız, halen içimizde bir parça gazetecilik kalmış demektir.

Son dönemde çok da yazmadım, içimden de gelmedi...

Birçok kişi Tolgay Ataokay isminin yanına 'Bursaspor yazarı' tanımını koymayı uygun gördü...

Ancak ben futbol-siyaset ilişkisini, kulüp-yönetici-menajer sarmalını, altyapı çöküşünü Bursaspor üzerinden yazmayı uygun gördüm.

Ve makalelerimi kaleme alırken 'acaba şu cümleyi yazsam kesinti yer mi?' diye düşünmedim...

Gazetecilik sektöründen ayrıldığımda, ayrılmak zorunda kaldığımda şu cümleyi kurmuştum: "O kadar yamuk bir düzen var ki; beni yamuk zannediyorlar."

Yukarıda da sordum ya; "İnsanın evi neresidir?" diye...

Yazarken, Bursaport'u hep evim olarak gördüm...

'Düzenin doğru giden yamukları' kadrosunda yer almak hep keyif verdi...

Ve Zafer Opsar!

Anlatacak söz bulamıyorum, her aklıma geldiğinde benliğimde 'denize karşı, müstakil evimde, Pink Floyd dinlerken, sigaramı yakıp, duble rakımdan bir yudum almış' hissi veren ruh...

Ben vedaları çok da beceremem, sadece öpüp, sıkıca sarılmak gelir içimden...

Şimdi evden ayrılma zamanı...

İlan aldığın kurumu eleştirdiğimde, yazıyı yayına verip; "Olsun Tolgay, giden ilan olsun, gazetecilikten önemli mi?" cümleni asla ve asla unutmayacağım Zafer Opsar...

2021 itibariyle Life Bursa'da görüşmek üzere...

Teşekkürler Bursaport, teşekkürler ruhumun evi...