Rakibe göre mantıklı kadroya göre riskli taktik

Tolgay ATAOKAY 09 Aralık 2017 Cumartesi, 11:03

Sezon başında Le Guen ile ilgili, 'Maça iyi hazırlanıyor ancak oyun içerisindeki hamlelerde büyük sıkıntı yaşıyor' diye yazmıştım...

O dönemden bu döneme çok şey değişti...

Le Guen, Türk teknik adamların çoğunun üzerine kabus gibi çöken 'yerinde sayarken geriye gitme sendromu' yaşamak yerine hep daha ilerisine baktı...

İlk önce sistemini değiştirdi, ardından da oyuna daha fazla etki etmeye başladı...

Fenerbahçe karşısına da aslında mantıklı bir taktikle oyuna başladı Le Guen...

İlk yarıda rölanti bir futbol vardı...

Tabii buradaki soru işareti şuydu;

Neden Faty yerine Jorquera?

Orta alanda direnç gösterip, rakibi önce durdurmayı sonra vurmayı amaçlayan bir taktik anlayışında ilk 11 oyuncusu Faty olmalıydı...

Skoru değiştirme çabasında Jorquera'nın ikinci yarıda sahaya sürülmesi gerekmez miydi?

Ayrıca rölantide oynanan futbolda da şöyle bir sorun vardı istatistiksel bazda;

Bursaspor geriye düştüğü maçlardan sadece Osmanlıspor'u yenebilmişti, bir de 10 kişi kalan rakibi karşısında Kasımpaşa'dan beraberliği koparmıştı...

Yani sözün özü;

Bursaspor skoru her yoldan daha rahat yakalayabilecek güçlü takımlara karşı rölantide futbol oynarsa hep elinde bombayla oyuna devam etmiş oluyor...

Bunun sebebi de çok açık;

Afrikalı oyuncuların fazlalığı ve FM tabiriyle kararlılık özelliklerinin çok da gelişmemiş olması...

İşte tam da bu yüzden Bursaspor rakibe bakıldığında mantıklı, kadrosuna baktığında ise riskli ve yüzde 90'da sonucu hüsranla bitecek bir taktikle sahaya çıktı...

Geriye düştüğünde 'Biz bu rakibi yeneriz' düşüncesi mental anlamda çok da yerini almamış durumda...

Ancak geçmiş bize şunu gösterdi ki;

Le Guen, kendini her gün geliştirmeye açık bir teknik adam olduğu için bu sorunun da üstüne gidecektir...

Özellikle rakibi çok iyi analiz ederken, kendi takımının zaaflarını göz ardı etmesi durumuna mutlaka eğilecektir...

Gelelim maçın iki önemli olayına;

Bursaspor taraftarı mükemmel bir koreografi hazırlamış, desteği mükemmel; ta ki Fenerbahçe'nin golü gelene kadar...

'Dosta kötü günde ihtiyaç vardır' misali, taraftarın da yenik durumdayken varlığını daha fazla belli etmesi gerekirdi...

İkinci olay da bir Fenerbahçe maçı klasiği olan hakem...

Hiç 'yok penaltıydı, değildi değildi' geyiğine girmeyeceğim...

Biraz Erman Toroğlu gibi bir yaklaşım olacak ama gerçek maalesef Türk futbolunda bu...

Aynı pozisyon, aynı dakikalar, maç 0-0, yer Şükrü Saracoğlu Stadyumu, top ayağında olan Stancu ve müdahaleyi yapan Skrtel...

Pozisyon sonucu karar sizce ne olurdu?