Anılarımızın üzerinde yuvarlanmaya ne dersiniz?

Tolgay ATAOKAY 06 Şubat 2020 Perşembe, 18:45

Yaklaşık 2,5 yıl önce kaleme aldığım bir yazıda da bu olaydan bahsetmiştim...

Seneler önce yapılan bir toplantıda stadyumun yerinde yapılmasını söylemişti Recep Altepe ve eklemişti; "Atatürk Spor Salonu'nu ve Atatürk Lisesi'ni yıkacağız, buraya çok güzel bir stat yapacağız. Bu stat anılarla yüklü, yerinde yapmak uygundur." 

Ben de Altepe'ye; "Sayın Başkan, stat anılarla yüklü de salon ve okul anılarla yüklü değil mi?" diye sormuştum...

Bugünlerde Altepe ile ilgili cesur yazılar yazan kişiler, o dönemde bana vebalıymışım gibi bakmışlardı...

Altepe ise sadece "Ne anı var ki?" diye sormuştu...

Neyse, o söylediğini de yapamadı Recep Altepe, şehrin merkezine ve kilit noktasına ruhsuz "Timsah" ucubesini dikti, Atatürk Stadyumu'nu yıktı ve gitti!

Altepe'nin başladığı görevi ise mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş bitirecek gibi gözüküyor.

Aktaş, Atatürk Spor Salonu ve Atatürk Lisesi için ekonomik ömrünü doldurduğunu söylüyor. Peki yerine yeni salon ve okul mu yapılacak?

Tabii ki hayır!

Altepe'nin başladığı iş bitirilecek, yıkılacak!

Millet Bahçesi'yle birleştirilecek...

Bu dönemde bir düşünceye muhalif olduğunuzda hemen vatan haini damgası yemeniz muhtemel...

Ancak açıkçası Alinur Aktaş, Recep Altepe'den farksız bir şekilde şehri yönetiyor, yani şehre sormuyor!

Atatürk Stadı şampiyonluğun kazanıldığı, futbolseverlerin tüm duyguları yaşadığı bir mabetti. Yerinde yapılabilirdi, stadın katacağı katma değer de bölgenin kalitesinin artırılmasını sağlayacaktı. Tabii bu istenseydi...

Atatürk Spor Salonu tarihi öneme sahip bir salon, ilk takım şampiyonluğu burada yaşandı, birçok spor branşı halen burada faaliyette. Mantıklı bir restorasyonla burayı döneme uygun bir spor kompleksine döndürmek mi daha mantıklı, yoksa Millet Bahçesi mi yapmak?

Ya Atatürk Lisesi?

Yılların ilim yuvasını bahçeye çevirmek hiç mi içinizi sızlatmıyor, hiç mi bir 'acaba' demiyorsunuz?

Kendi açımdan bakıyorum...

Atatürk Lisesi'nde okudum, rahmetli Hadi Türkmen İpekiş'in müdürüyken bahçesinde oyunlar oynadım, ilk basketbol maçıma Atatürk Spor Salonu'nda çıktım, ilk şampiyonlukları Atatürk Spor Salonu'nda ve Atatürk Stadyumu'nda yaşadım. Benim gibi 100 binler vardır bu şehirde aynı duygularda kesiştiğimiz...

Açıkçası şu soruyu sormak isterim net bir şekilde: Sizin bizim anılarımızla zorunuz ne? Her şeyi yıkıp neden Kültürpark gibi devasa yeşil alana sahip yerin yanına bahçe yapmak derdindesiniz? Yoksa bu da Kent Meydanı gibi bir projeye mi dönecek?

Bu sorulara tabii ki cevap gelmeyecek, görmezden gelinecek, şehre sorulmayacak ve 'yaptım oldu' denilecek...

Sonuçta bu yazının çalıştıkları medya araştırma şirketleri tarafından önlerine konduğunu benden daha iyi bilen danışmanlar var!

Ve son olarak; Atatürk Lisesi Mezunları Korosu olarak 20 küsur yıl sonra bir araya geldik, üniversiteli gençlerin okuması için bir yardım konseri düzenleyeceğiz. Konserin ismi de 'Çanakkale'den Kurtuluşa şehitlerimize saygı.' Lisenin yıkılma haberlerinin bu döneme gelmesi daha acı oldu ve bu konser bir kat daha benim, değerli öğretmenim ve bazı arkadaşlarımın gönlünde önem kazandı.

Umarım okul yıkılmadan konseri yapabiliriz!

Ne diyelim, bizim de kaderimiz buymuş, kızım Ada her şeyi anlayabilecek yaşa geldiğinde, "Bak güzelim ben burada ilk şampiyonluk sevincini yaşadım, burada ilk maçıma çıktım, burada okudum. Şimdi aşağıya doğru anılarımızın üzerinde yuvarlanarak sırasıyla buraların ruhunu hissedebilirsin" diyeceğim demek ki!