Kim bu vicdansız müdür?

Suat Oktay ŞENOCAK 09 Ocak 2019 Çarşamba, 11:08

Haberi DHA geçmiş... Olay Bursa'da yaşandığı halde yerel medyada sanırım haber yapmak kimsenin aklına gelmemiş. Ya da gelememiş... Mesela Bursa'nın bazı anlı şanlı(!) köşe yazarları var ama dikkat edin, lay lay lom, havadan sudan konulara, diri diri kefenlenmek gibi her delikanlının harcı olmayan, yapmaya cesaret isteyen haberlere kendini malzeme eden gazetecileri konu edinirler de birilerinin hakkı yendiğinde hepsi de sözleşmiş gibi bir anda üç maymun oluveririler! Dedim ya olay Bursa'da yaşanmış ve olayın yaşandığı günden bugüne tam 9 yıl geçmiş.

2010'da taşeron bir şirketin BUSKİ'de görevlendirdiği 59 yaşındaki Emine A. adlı temizlik görevlisi bir kadın, çöpe atılan kullanılmış bir çikolata kutusunu alıp evine götürdüğü için, hırsızlık suçlamasıyla, tazminatsız olarak işinden atılmış. Öyle ki, Emine hanım o taşeron şirkette tamı tamına 15 yıl hizmet vermiş.

9 yıl önce olay patlak verdiğinde, kendisine hediye edilen çikolata kutusunu çaldığını iddia eden BUSKİ'nin bir müdürü...

Bakın tekrar anımsatıyorum, "kendisine hediye edilen çikolata kutusu. İçinde çikolata var mıydı, varsa bile atık maddelerinin bulunduğu bölümde (çöpte) o kutu ne arıyordu?" sorusuna kimse yanıt veremiyor.

Temizlikçi kadın, atık malzemelerin konulduğu bölümde bulduğu çikolata kutusunu, kendisine dikiş-nakış iğnelerini koyacağı bir kutu yapmak amacıyla aldığını söylemesine rağmen, o zalim ve taş kalpli vicdansız müdür kadını işten attırıyor, attırmakla kalmayıp 15 yıllık tazminatını da yaktırtıyor.

Konu yerel mahkeme tarafından görülüp kadın haklı bulunuyor ama acımasız müdür ve arkasına aldığı malum güç sayesinde konuyu üst mahkemeye taşıyıp yerel mahkemenin aldığı kararı bozdurup Emine hanımı hırsızı olarak mahkûm ettiriyor!

Yerel medyada konu edilmeyen mahkemenin son kararını haber olarak abonelerine geçen DHA'dan alıp köşesinde işleyen www.gazeteduvar.com.tr sitesi yazarlarından Ali Duran Topuz'un kaleme aldığı "Müdür beyin çikolata kutusu" başlıklı yazısında okudum.

Okuyunca da sanki gerçek değil de Yeşilçam filmlerinde izlediğimiz kötü kalpli zengin ve zalim fabrikatörler gözümde canlandı. Lakin bu bir film değil gerçekti ve gerçek daha da dehşet vericiydi. Gerçek dünyada iyilerin değil salt kötü olan zalimlerin egemenliği hâkim!

Oysa, "Bizim Aile" filminde Münir Özkul'un canlandırdığı "Yaşar Usta" karakteri acımasız fabrikatörü şöyle diyordu: "Bak beyim, sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın. Paran var, pulun var, her şeyin var. Binlerce kişi çalışıyor emrinde. Yakışır mı sana ekmekle oynamak? Yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu, karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak?"

Bir babayiğit çıkmadı demek ki o müdüre "Yaşar Usta" gibi konuşup bunları yüzüne vurmak?

İşte beni ilgilendiren bu olaydaki ana tema Bursa medyası ve birtakım yazarlarının duyguları körelmiş duyarsızlığı ve elbette bu zalim müdürün kim olduğu?

Emine abla buna rağmen ölmedi elbet, şöyle ya da böyle hayatına devam etti.

Türk filmlerinde gördüğümüz, kötülüklerini izlerken lanetler yağdırıp beyaz perdeye tükürdüğümüz kötülüğün ete-kemiğe bürünmüş haline gelen müdür kim?

Hala görevinde mi?

Varsa, çoluk çocuğuna hangi sıfatla lokma yediriyor, gece başını yastığa koyup gözlerini yumduğunda rahat uyuyabiliyor mu? Namaz kılıyorsa, alnı secdeye değdiğine o kıldığı namazının kabul edildiğinden emin mi?

Özetle, çöpe atılan bir kutu çikolata için bir insanın 15 yıllık emeğinin gasp edilmesine hiç mi vicdanı sızlamadı?

O müdürün kim olduğunu bulup burada ismini yazmak, deşifre etmek zor değil... Ama mesele onun ismini yazıp kimliğini açığa çıkarmaktan ziyade nasıl bir vicdana sahip olduğunu sorgulamakta?

Benim ilgilendiğim konu bu. Sadece filmlerde gördüğümüz bu tür kötü insanların sayısının arttığı, aramızda yaşadığı ve kötülüklerinin ödüllendiriliyor olması.

Onların yaptıkları yanlarına kâr kaldıkça, insanlığın karanlığa doğru ilerleyişi de devam edecek gibi görünüyor!