Gelelim Muharrem İnce'nin zararlarına...

Suat Oktay ŞENOCAK 04 Temmuz 2018 Çarşamba, 18:43

Fasulyenin hep faydalarından konuşulur da kimse zararlarını anlatmaz, çünkü fasulye nimettir, lezzettir, (bana göre) milli yemektir de...

Bir de kendini fasulyeden nimet zannetme durumu vardır, kültürümüzde.

Kendini bir şey zannedersin ama halk seni iplemez, dediklerine bakmaz, onun nezdinde bir karşılığın yoktur ve sen tepinip durur, doğruları söylesen de kimse dönüp bakmaz, hatta seni gören hemen gözlerini yumar, kulaklarını tıkar!

Muharrem İnce bu algıyı yıktı, yerle yeksan etti, 50 günlük miting macerasında, sağcısı solcusu, milliyetçisi, muhafazakarı, "ne diyor bu adam?" diye merakla ve heyecanla, gözlerini dört, kulaklarını beş açarak dinledi...

Peki neden Cumhurbaşkanı seçilemedi ya da neden seçimi ikinci tura taşıyamadı İnce?

Birçok nedeni var ve bence en önemli neden şu: İnce kazanma ihtimali binde bir olan bir seçime girdi. Medyasını, polisini, ordusunu ve bürokratını kontrol eden, bunlar yetmiyormuş gibi seçimi OHAL koşullarında yapan bir rakibe karşı, değil ince Hz Peygamber dirilip gelse yine de şansı olmazdı.

Ama bu asla mazeret olamamalı, olamaz da...

Eğer bunu mazeret olarak koyarsa, kim olursa olsun; o zaman da şöyle sorarlar adama; "şartların böyle olduğunu biliyordun ağabeycim, girmeyeydin seçime, seni zorla mı ittiler aday ol diye?"

Kafamda deli sorular, beynimi durur durur tırmalar:

O zaman İnce kaybedeceğini bile bile neden aday oldu, neden seçime girdi?

Seçim gecesi neden iki kelime konuşmadı da onca spekülasyonların ortaya çıkmasına, milleti şizofren edecek boyuta getirerek komplo teorilerin üretilmesine zemin hazırladı?

Bence Muharrem İnce'nin en büyük ve af edilmeyecek hatası bu oldu.

Oysa seçim öncesi söylemleriyle Muharrem İnce kuruyan umutlara, 16 yıldır kaybedenlerin çoraklaşmış hayallerine su serpti, yeşertti...

24 Haziran gecesi konuşmayarak ona umut bağlayanların travma yaşamalarına neden oldu.

Gerçi ertesi gün basın toplantısında az da olsa bunu telafi etti ama o gece çıkıp konuşmamasının gerçek nedenini henüz sağlıklı bir şekilde açıklayabilmiş değil.

O gece, ortalık karışmasına, herkes İnce'nin neden konuşmadığını merak etmesine rağmen, sessizliğin gerekçesini hala merak ediyor herkes!

Bundan ziyade beni rahatsız eden durum, CHP'nin içindeki anti İnceci'lerin başlarını gizlendikleri deliklerden çıkarmaya başlaması oldu.

Ya İnce o gece yaşadığı şokun etkisini atlatamadı, o nedenle ertesi güne bıraktı açıklama yapmayı, ya da etrafındaki insanların yanlış yönlendirmesiyle stratejisini belirleyemedi.

İnce bir balon muydu?

O balon patladı mı?

Yoksa İnce'yi bu duruma düşürmeye çalışanlar mı vardı etrafında, anlaşılmış değil.

Ben Muharrem İnce'nin başından beri seçimi kazanamayacağını bildiğini düşünüyorum. Bu adaylık sürecini de kendisini ispatlama, parti içerisindeki konumunu güçlendirme girişimi olarak görüyorum.

Tıpkı başında söylendiği gibi, Kılıçdaroğlu da Muharrem İnce'nin başarılı olamayacağını bildiği halde mecburiyetten aday gösterdi, amacı başından savmaktı, kurtulmak istedi. Lakin işler hiç de Kemal beyin planlandığı gibi gitmedi ve İnce başta Kılıçdaroğlu olmak üzere birçoklarını şaşırtarak halkın umudu haline geldi.

Şimdi CHP seçmeni ikiye, hatta üç ve hatta dörde bölündü; İnce'yi sevenler, İnce'den nefret edenler, İnce'ye tapanlar, İnce'nin ne yapmak istediğini anlayamayanlar!

Oysa tüm bu olumsuz durumu düzeltebilecek bir kişi vardı, o da Kemal Kılıçdaroğlu'ydu...

Defalarca yazdım, bir daha anımsatıyorum.

"8 seçim kaybetmiş bir siyasetçi neden istifa etmez, daha ne bekler?" diye sorup da yanıtını alamayınca, Muharrem İnce'nin yanlışlarını sorgulayamıyorum nedense...

Kemal Kılıçdaroğlu, kimsenin bir şey demesine gerek kalmadan, kaybettiği 3. seçimden sonra kenara çekilmeliydi. Bunu yapmadı ve yapmaya da niyeti olmadığı anlaşıldı. 8 seçim kaybettiği halde gidebilme erdemini gösterememiş birine karşı ne yapılması gerekiyorsa onu yapıyor Muharrem İnce.

Başarılı olur mu olamaz mı, bunu zaman gösterir, denemeden, görmeden öğrenemeyiz. CHP seçmeninin önünde şu an, bu coğrafyada geçerli olabilecek özelliklere haiz, halkta karşılığı olan, halkın dilinden anlayan lider tipi Muharrem İnce duruyor. Önlerindeki tek seçenek o. Çünkü diğer adayların ne yazık ki halk nezdinde bir hükmü görünmüyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun yapabileceği en iyi şey, hem kendisi, hem partisi, hem de ülke için; istifa etmek...

Ve bence onursal başkanlık çok değerli bir teklif. Zira bundan sonra olabilecekler Kemal beyin arkasına teneke bağlanmasına kadar varabilir, ki bu hiç hoş olmaz. Fakat gitmesini bilmeyenlerin akıbeti ne yazık ki böyle olacak gibi görünüyor!

Muharrem İnce için de en büyük tehlike seçmenleri arasında, onu tek kurtarıcı olarak görüp mitleştirmeye çalışanlar. Yarın öbürgün şartlar değişip de başkan seçildiğinde o kitle "İnce'ye dokunmak ibadettir" durumuna gelirse şaşırmamak lazım!  

Muharrem İnce babamın oğlu değil; Erdoğan da değil, Kılıçdaroğlu da...

Sadece soruyorum; Süleyman Soylu'nun maksadını aşan açıklamalarına Sn Erdoğan neden sessiz kalır?

Kemal Kılıçdaroğlu partisinin ve kendisinin düştüğü durumdan hoşnut mu ki, hala istifa etmez?

Seçmeninin, hem partisi hem de kendisinden nefret etme derecesine geldiğini nasıl anlamaz?

Hangi birini yazayım, Yılmaz Özdil'in İnce'ye savaş açmasına mı, Türkiye Gazetesi Yazarı Fuat Uğur'un İnce hakkında efsaneler uydurmasına mı, Can Ataklı'nın, Levent Gültekin'in, Ruşen Çakır'ın kime ve neye hizmet ettiği belirsiz yorum, yayın ve tepkilerini mi?

Hadi Levent Gültekin'i Abdullah Gül ısrarı dışında anlayabiliyorum, ama diğerlerinin maksadı ne?

Vatandaş sadece bakıyor ve anlam vermeye çalışıyor; CHP'de neler oluyor?

Çünkü durum, hizmetçi uşağa, uşak aşçıya, aşçı bahçıvana sonra hepsi bahçıvana, durumu...