Eyyy CeHaPeee, sana ne diyeyim...

Suat Oktay ŞENOCAK 08 Eylül 2019 Pazar, 09:04

Geçen hafta içinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, HaberTürk kanalında Fatih Altaylı'nın canlı yayın konuğu oldu ve Bursa ile ilgili "Bursa'yı alamamamız bizim kabahatimiz, iyi yönetemedik. Sorun vardı." dedi.

Bu sözlerini duyunca, içimden "Aaa ciddi mi, gerçektin mi, yapma be, vah vah vah(!)" diye geçirdim.

Tabi Kemal Bey karşımda olsa diyeceğim şudur: E günaydııııın, yeni mi fark ettiniz? Madem yeni fark ettiniz, Bursa İl Örgütü neden görevde? Ortada bir başarısızlık varsa bunun bedelini birileri ödemesi gerekmez mi? Arada iki buçuk ay geçmiş ama siz CHP'nin başındaki insan olarak hâlâ bekliyorsunuz...

Bir futbol takımı düşünün; teknik direktörü başarısız, takımını organize edemiyor ve kötü sonuçlar alıyorsa, yapılacak tek şey, o teknik adamı görevden almak. "Der hele, lig bitsin de öyle bakarız durumuna..." demenin mana ve ehemmiyeti yok zira takım düşmek üzere.

Çok mu alakasız bir benzetme oldu? Hiç sanmam. Bursa CHP'de tam da buna benzer bir durum söz konusu. İl Başkanı Hüseyin Akkuş başarısız bir seçim kampanyası yürütmüş, ekibini doğru yönetememiş, az farkla kaybedilen seçimin en önemli sorumlularından biri olmuştur.

Doğal olanı bu sonuçtan sonra il başkanının sorumluluğunu bilip istifa etmesidir.

Nerdee...

Üstü üste 9 seçim kaybetmiş bir genel başkanının partisinin il başkanı da istifa eder mi?

Etmez tabi...

Etmedi de...

Hüseyin Akkuş istifa etmedi, görevden de alınmadı.

E bu durum il örgütünde sinirleri gerdi de gerdi... Öyle bir gerdi ki, gerilen sinirler, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun konuşmacı olarak geldiği Bursa'da Hüseyin Akkuş'a hakaret ve kendisine fırlatılan mikrofon olarak patladı.

Nereden bakarsanız bakın, rezillik, skandal, utanç vesilesi...

CHP Bursa'da kalite yerlerde...

Bunun için Mustafa Bozbey'i suçlayanlar, partiden ihracını isteyenler, şucu bucular...

Tek kelimeyle CHP'nin içinin nasıl kaynadığını, kaynayan bu ateşi söndürmek için genel merkezin hiçbir girişimde bulunmadığını, bulunuyorsa da başarılı olamadığı anlaşılıyor.

Bu CHP'nin il başkanlığında durum böyleyken ilçelerde farklı mı ki?

Özellikle de merkez ilçe Osmangazi'de...

Bakın size başımdan geçen bir olayı anlatayım ve konuyu kapatayım.

Fazıl Say'ın Kaz Dağları'nın Çanakkale bölgesindeki "Su ve Vicdan Nöbeti"ne destek amacıyla vereceği konsere katılmak için bazı sivil toplum kuruluşları ve CHP ilçe örgütleri ile etkinliğe katılmak için birer otobüs kaldırdı.

Ben de Osmangazi İlçe Başkanlığı'nın organize ettiği otobüste yer buldum kendime...

Gece saat 02:00 gibi Kent Meydanı'ndan hareket ettik. Başlangıçta her şey iyidi, şarkılar, türküler, sloganlar ve marşlar eşliğinde Bandırma dolaylarına geldiğimizde aracın içinde arka taraftan sigara kokusu ve dumanı gelmeye başladı. Birileri sigara içiyordu ve bunun için benimle birlikte, sigaradan rahatsız olan birkaç yaşlı amca ve teyze, sigara içen grubu uyardık.

Otobüs Bandırma çıkışında bir benzin istasyonunda ihtiyaç molası verdi ve o grup dışarıda da sigaralarını içmeye devam etti. Fakat içlerinden biri dışarıda sigara içmesine rağmen, yeni bir sigara yakmış ve elinde sigarayla birlikte otobüse bindi.

Densizliğe bakar mısınız?

Onca uyarıya rağmen, arsızca, terbiyesizce, saygısızca umursamadan yerine oturdu.

Bu saygısızlık karşısında ben biraz sesimi yükselttim fakat ihtiyarlardan biri sigara içmeye devam eden şahsın üstüne yürüyünce ciddi bir gerginlik oldu.

Bu arada, (sonradan öğrendim) sigara içmekte inat eden bu şahsın Osmangazi İlçe Örgütü'nde önemli bir görevde olduğunu anımsatmak isterim.

Keşke mevzu sadece sigara olsaydı. Diğer yöneticilere yaptığım uyarılarda aldığım cevap daha da şaşkınlık verciydi.

"Arkadaşımız biraz alkollü, çok da üzerine gitmeyelim"

Nasıl yani?

Alkollü mü? İyi de biz sosyal sorumluluk kapsamında destek vermeye mi yoksa düğüne mi gidiyoruz?

Deplasmana giden taraftar otobüsünde miyiz yoksa, ciddi bir siyasi parti organizasyonunda mı?

"Bu tür etkinliklerde alkol almamaları konusunda neden uyarmıyorsunuz?" diye soruyorum, kimseden çıt yok!

Başkalarına saygı duymayan, kendinden başkasını düşünmeyen bireylerden oluşan bir örgütün kime ne faydası olabilir?

Diyeceksiniz ki, "bu münferit bir olaydır, bir densizin yaptığı aymazlık, teşkilatı bağlamaz."

Hayır efendim, bence bağlar... Çünkü teşkilatları bireyler oluşturur ve o bireyler kalitesiz olunca sonuç da bu oluyor.

Eğitimli bireyler, başarısızlık durumunda sorumluluk almayı bilir ve gereğini yerine getirir.

Eğitimsiz ve kalitesiz bireylerse, başarısızlığı asla kabul etmez, hataları başkalarında arar, birçok şeyi de kendilerine hak görürler.

O nedenle CHP İl Başkanı istifa etmiyor, o nedenle Akkuş'u eleştiren Recep Bayram, hakaret etmeyi, mikrofon fırlatmayı kendine hak görüyor!

Peki bunun etkileri neye sebebiyet veriyor?

Neye olacak, bunları gören ve bilen vatandaşın güvensizliğine...

17 yıldır Ak Parti ve Erdoğan neden geldi ve gitmiyor sanıyorsunuz?

Bu arada; Kaz Dağları'na giderken tanık olduğum bu olayı aslında yazmayacaktım. Fakat ertesi gün CHP'den beni kimse aramadı. Ne bir özür ne de başka bir açıklama. Baktım ki onlar aramıyor, sonra ben aradım, ve "kusura bakmayın, bir tatsızlık oldu" dedim, onlar da alkol mazeretini öne sürdüler yine...

Hakaret ve mikrofon olayının yaşandığını da duyunca Bursa CHP hakkında bir yazı hazırlamak da kaçınılmaz oldu. Nasıl ki Ak Parti'yi yanlışlarından dolayı eleştiriyorsak, CHP babamızın partisi değil ya (ki olsa ne fark eder) elbette onların pespaye durumunu da yazmak çizmek bizim görevimiz.