Yüzleşme

Serdar ESEN 22 Aralık 2014 Pazartesi, 11:11

Sergi, sekiz olay üzerinden bakarak geçmişte yaşanan hak ihlalleri, katliamlar, soykırım ve insanlık suçlarıyla devletlerin nasıl hesaplaştıkları, hangi süreçlerden geçtikleri, nasıl özür diledikleri ve dilenen özrün anlamı üzerine düşünmeye çalışıyor.

Sergide Almanya'nın Yahudi Soykırımı ile hesaplaşmasının en önemli eşiği olan Willy Brandt'ın diz çökerek özür dilemesi, Jivkov döneminde Bulgar Türklerine karşı girişilen asimilasyon politikaları için 2012 yılında yayınlanan özür deklarasyonu ve diğer altı özür olayı yer alıyor.

Tahmin edeceğiniz gibi bu sergide Türkiye yok, Türkiye ile ilgili herhangi bir olay yok. Buna sevinmek mi yoksa üzülmek mi gerek? Eğer geçmişimizde yüzleşmemiz gereken hiçbir olay yoksa, kuşkusuz ki sevinebiliriz. Ama yüzleşilmesi gereken kimi olaylar var da biz bundan kaçınıyorsak, üzülmemiz gerekir herhalde.

Her ülkenin geçmişinde bazı karanlık sayfalar, utanç verici davranışlar vardır ve bu olaylar o toplumda demokrasinin, toplumsal barışın gelişmesi önünde engel oluştururlar. Geçmişindeki karanlık sayfalarla cesurca hesaplaşabilmiş, gerçeklerin üzerindeki kalın örtüleri sıyırıp atmış toplumlar toplumsal barışa da, gerçek demokrasiye de ulaşabilme ayrıcalığına sahip olurlar.

Türkiye'ye dönecek olursak, şunu kabul etmek gerekir ki bizde "yüzleşme, özür dileme" pek yaygın bir tavır değildir. Bireysel ilişkilerden uluslar arası ilişkilere kadar her alanda, özür dileme ve yüzleşme hemen hiç kullanmadığımız bir davranış türü. Pek çok kişi özür dilemeyi "küçülmek" olarak görüyor. Ne yazık ki Willy Brandt'ın diz çökerek Yahudi Soykırımı için özür dilemesinin hem onu hem de Almanya'yı ne kadar büyüttüğünü göremiyoruz. Geçmişle yüzleşme yerine görmezden gelmeyi tercih ediyoruz, ya da onu bilerek çarpıtıyoruz, farklı göstermeye çalışıyoruz.

Nazım Hikmet Kültürevi'ndeki sergiden bir kare...

Resmi tarih kitaplarımız her şeyi toz pembe gösterse de, pek çoğumuz biliyoruz ki bizim geçmişimizde de yüzleşilmesi gereken pek çok olay var. 1915 yılında Ermenilerin, 1938'de Dersim'in, 6-7 Eylül 1955'de Rumlar'ın, farklı dönemlerde Kürtler'in, Aleviler'in, Süryaniler'in başına gelenler ve 12 Eylül darbesi başta olmak üzere darbeler yüzleşilmesi gereken olayların başında geliyor. Ne yazık ki bunların hiçbiri ile yüzleşemedik, özür dilenmesi gerekenler için özür dileyemedik.

Bugün yaşadığımız sorunların, çatışmaların, kutuplaşmaların temelinde yatan da geçmişimizle yüzleşememiş olmamızdır. Bazı kişilerin devlet adına işledikleri suçların, günahların ceremesini ne yazık ki bizler çekiyoruz. Kürt sorunu, Alevi sorunu, Ermeni sorunu, demokrasi yoksunu olmamız hep yüzleşememe nedeniyle varlığını sürdürüyor.

Evrensel hukuk, suçun mirasını reddeder. Uzun yıllar önce işlenmiş suçların hesabı şimdi başkalarından sorulamaz ama işlenen suçların inkarı da çözümsüzlüğü getiriyor, toplumsal barış önünde engel oluşturuyor, evrensel demokrasiye ulaşmamızı önlüyor. Ayrıca, hiçbir suçumuz olmadığı halde bizlerin vicdanını rahatsız ediyor, çocuklarımızın yüzüne bakamaz yapıyor.

Yüzleşmek, eğer suç varsa özür dilemek kişileri de toplumları da sadece yüceltir, büyütür. Gerçeklerden kaçmak ve inkar etmek ise hem küçültür hem de ülkenin toplumsal barışına engel olur. Bir yerden başlasak, gerisi çok kolay olacak, yeter ki yüzleşmeye karar verelim.

twitter.com/aserdaresen