Seçimlere giderken siyasi tablo

Serdar ESEN 08 Mart 2015 Pazar, 11:51

Bu seçimlere HDP'nin damga vuracağı görüşünde hemen herkes hemfikir. Seçime parti olarak girme kararı sonrası tüm dikkatler HDP'ye çevrilmiş durumda. Çünkü bugünkü tabloya göre seçim sonuçlarını değiştirecek en önemli faktör HDP'nin barajı aşması. HDP barajı aştığında AKP'nin tek başına anayasayı değiştirme çoğunluğu alması, hatta tek başına hükümet kurması bile zor görünüyor. HDP'nin baraj altında kalması ise büyük olasılıkla AKP'yi "tek muktedir" yapacak.

Böyle bir ortamda girilen seçim öncesi partilere göz atacak olursak, AKP ve HDP'nin öne çıktığını, CHP ve MHP'den ise pek fazla söz edilmediğini görüyoruz. CHP son günlerde bir hareketlenme içerisinde görülse de, kendini anlatmaktan çok AKP ve HDP'ye yönelik eleştiri ve suçlamalar ile "mağduriyet" söylemlerine ağırlık verildiği dikkat çekmektdir. Seçimde iddialı olan dört partiyi kısaca ele almak istiyorum.

AKP iktidarda 13. yılına girdi. 2002 yılında değişim, demokrasi, özgürlük sloganları ile iktidar olan AKP, girdiği tüm seçimleri bu sloganlar ile kazandı. İktidarının ilk yıllarında bu söylemlere ilişkin kimi icraatlar yaptığını da inkar etmemek gerek. Ancak yıllar geçtikçe AKP eleştirdiği statükoyu kendisi temsil etmeye başladı ve "değişim, demokrasi, özgürlük" söylemlerini tükete tükete bugünlere geldi.

Bugün yeni bir seçime AKP bu söylemler yerine, giderek otoriterleşen yönetimini pekiştirecek "iç güvenlik paketi" ile girme çabasında. Sıkıştığı her an dini değerleri kullanmaktan çekinmeyen, ülkede kutuplaşmayı körükleyerek mevcut seçmenini konsolide etmeye çalışan AKP artık yolun sonuna yaklaşmakta. Oyunu arttırma umudu olmadığını kendisi de kabul ediyor olsa gerek ki, tüm çabası oylarını korumaya yönelik.

Ana muhalefet konumundaki CHP bu konumunun gereğini bugüne kadar yerine getiremedi. İktidarı hedeflemesi, iktidar alternatifi olduğuna halkı ikna etmesi gereken bir parti olmasına karşın şu anda yaptığı şey aynı AKP gibi mevcut konumunu muhafaza etmeye çalışmak.

Özellikle son günlerde AKP'den çok HDP'yi eleştirmesi, çirkin suçlamalarla partisinden HDP'ye gidebilecek oyları önlemeye çalışması hedeflerini açıkça ortaya koyuyor. CHP son aylarda HDP'nin toplumdan gördüğü ilgi karşısında, topluma daha güzel, daha halkçı projeler sunmak yerine HDP'yi suçlayarak partisinden gidecek oyları önleme telaşında. Kürt sorunu başta olmak üzere hiçbir çözüm katkısı olmayan bir partinin yapabileceği başka bir şey de yok galiba. Süleyman Şah olayındaki popülist tavrı da CHP'den değişim bekleyenleri bir kez daha hüsrana uğrattı.

Gelelim MHP'ye. Aslında MHP için söylenecek fazla bir şey yok. Politikasının temeli "Kürt düşmanlığı, barış ve çözüm karşıtlığı" olan MHP aynı çizgide istikrarlı biçimde yürümeye devam ediyor. Bu seçimde de "Türk milliyetçiliği" temelinde siyaset yaparak, barış sürecini eleştirerek oy almaya çalışmak dışında bir politika izlemesi beklenmiyor. En azından şu ana kadar bu yönde bir emareye rastlanmadı. Kuşkusuz ki siyasette bunun da bir alıcısı var ama kimseye yararı olmadığı gibi MHP'ye de fazla bir şey katması beklenmemeli. Hele süreç başarıya ulaşır, PKK silah bırakırsa MHP'nin baraj altına inmesi sürpriz olmayacaktır.

Bu seçimde en ilgi çeken parti hiç kuşkusuz ki HDP. Özellikle seçime parti olarak katılma kararı HDP'yi seçimin kilit partisi konumuna getirmiş durumda. HDP'nin politikalarını içtenlikle savunanların yanında, HDP'li olmadıkları halde bu seçimde HDP'ye oy vereceğini söyleyenler de az değil.

HDP'nin baraj altında kalması durumunda AKP'nin Meclis'te tek başına anayasa yapma çoğunluğuna ulaşması riski karşısında, CHP ve diğer partilerden pek çok seçmen bu seçimde HDP'ye oy vermeyi düşünüyorlar. Ama asıl önemlisi HDP Türkiye toplumunda kapsama alanını her geçen gün biraz daha genişletiyor. Diğer partilerin aksine salt iktidar eleştirisi yapmakla kalmıyor, yeni anayasa başta olmak üzere nasıl bir Türkiye istediğini ayrıntılı biçimde anlatıyor. "Yeni Yaşam" çağrısı ile somutlaşan alternatif politikalar emekçi, kadın, genç, Türk, Kürt, Ermeni, Alevi, dindar, çevreci, LGBTİ tüm kesimleri kapsıyor.

Seçimlerde AKP, CHP, MHP'nin oy oranları aşağı yukarı belli. Gündemde önemli bir farklılık ortaya çıkmadıkça, bu oranlarda son üç ay içerisinde ciddi bir değişiklik beklenmiyor. En azından bu partilerin şu andaki söylemleri buna işaret ediyor. Ayrıca bu partilerin 1-2 puan eksik ya da fazla almaları sonucu çok etkilemeyecek. Bu durumda seçim sonucunu etkileyebilecek tek güç HDP olarak görünmekte. HDP'nin yüzde 9 yerine yüzde 11 oy alması siyasi tabloyu tümüyle değiştirecek.

HDP'nin Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile başlayan çıkışı, Kobane ve Syriza zaferleri ile ivme kazanmış durumda. Barış süreci konusunda kararlı ve güven verici tavırları, AKP'nin oyalamalarına karşın barışa olan ısrarları HDP'yi her geçen gün daha ileriye taşıyor.

Bugün AKP, CHP ve MHP eski siyasetin, "devletin" dili ile konuşuyor, siyaset yapıyorlar. Halkın, yeninin, değişimin dili ile konuşan HDP var. Sadece bir kesimin değil, tüm toplum kesimlerinin sözcüsü olma yolunda ilerler ve halkı da buna ikna edebilirse HDP için değil yüzde 10 barajı, çok daha fazlası mümkün görünüyor.

twitter.com/aserdaresen