Nasıl bir yerel yönetim

Serdar ESEN 25 Kasım 2018 Pazar, 17:07

31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan yerel yönetim seçimlerine yaklaşık dört ay kaldı. Artık siyasi gündemin önemli bir bölümünü bu seçimler oluşturuyor. Hergün başkan adayı isimleri uçuşup duruyor ama yerel yönetim anlayışından söz eden yok! Sanırsınız ki kişiler, siyasetten bağımsız olarak kenti yönetecekler. Kuşkusuz ki kişiler de önemli ama, onların siyasi görüşleri, yerel yönetim anlayışları çok daha fazla önem taşıyor.

Yerel yönetimler ya da belediyeler söz konusu olduğunda iki temel anlayış akla geliyor. Bunlar da genel siyasi politika doğrultusunda oluşan "merkezi yönetim" ve "yerinden yönetim" anlayışları. Bu topraklar, Osmanlıdan başlayarak, iki yüz yıldan bu yana merkezi yönetim anlayışı ile yönetiliyor. Yerinden yönetim deneyimi 1979 yılında Fatsa Belediye Başkanı olan Terzi Fikri(Fikri Sönmez) tarafından hayata geçirilmeye çalışılmış, ancak bir yıl bile dolmadan askeri bir operasyon ile gözaltına alınarak deneyim sonlandırılmıştır. Son yıllarda da bazı HDP/DBP'li belediyelerde bu yönde uygulamalar görülmektedir.

Merkezi yönetim, adından da anlaşılacağı üzere tüm yetkinin merkezde, yani merkezi  iktidarda toplandığı, kararların ve icraatın merkezden yürütüldüğü yönetim modelidir. Yerel yönetimler sadece yol, su gibi konularla uğraşırlar. Burada da merkezi yönetimden elde edecekleri kaynak konusu gündeme gelir.

Yerinden yönetim ise yerel nitelikli kamu hizmetleri ile iktisadi, ticari, kültürel ve teknik bazı fonksiyonların merkezi idarenin hiyerarşik yapısı dışındaki kamu tüzel kişiliklerince yürütülmesidir. Yerinden yönetim ilkesi ile halk doğrudan veya dolaylı olarak karar alma süreçlerine katılmaktadır. Mahalle komiteleri/meclisleri ile başlayan süreç ilçe ve il meclislerinde devam ederek, yerele ilişkin kararlar yerinde oluşturulur. Yerinden yönetim halkın kendi kendisini yönetmesi yani doğrudan demokrasi demektir.

Türkiye etnik kimlik ve inanç yapısı ile zengin bir farklılığa sahiptir. Ayrıca biyolojik çeşitliliği ve tarihi/kültürel değerleri de önemlidir. Bu kadar farklı halkların, inançların, kültürlerin, doğal ve tarihi değerlerin merkezi olarak yönetilmesi zordur.

Bugün Bursa veya Bursa'nın ilçelerinden birine belediye başkanı adayı olan kişiye sormamız gereken ilk soru "nasıl bir yerel yönetim anlayışı"nı benimsediği olmalıdır. "Merkezi Yönetim" mi yoksa "Yerinden Yönetim" anlayışı mı? Yani kentimizi merkezi iktidarın talimatlarına göre mi yoksa bizim, yani kentlinin taleplerine göre mi yönetecek olduğunu açıklamasını istemeliyiz. Bursa'ya bir termik santral ya da başka bir tesisin yapılmasına Ankara'daki merkezi yönetim mi karar verecek yoksa o kentte yaşayanlar mı sorusu yerel yönetim anlayışının temelini oluşturmaktadır.

Nasıl bir belediye, nasıl bir yerel yönetim istediğimizi bazı temel başlıklar altında şöyle özetleyebiliriz;

-Yapılacak icraatlarda mahalleden başlayarak, yerel halkın görüşlerinin temel alınması

-Kentin yeşil alanlarının korunması ve yeni yeşil alanların oluşturulması, tarihsel ve kültürel mirasına sahip çıkılması

-Emeğin en yüce değer olduğunu dikkate alarak faaliyetlerin sürdürülmesi

-Etnik kimlik, inanç, cinsel kimlik ve yönelim konularında tümüyle yansız davranmak, yapılacak icraatlarda bu çeşitliliğin gözönünde bulundurulması

-Toplu taşımayı temel alan bir ulaşım politikası belirleyerek, bisiklet yollarına önem verilmesi

-Çocuklar için yeterli oyun alanları oluşturulmasını öncelikler arasına alınması

-Temiz hava ve temiz suya ulaşımı temel insan hakkı olarak kabul edilmesi

-Kentin rant sağlanacak bir alan değil, kentlinin en iyi koşullarda yaşayacağı bir yaşam alanı olarak kabul edilmesi

-Kentsel dönüşümün bir rant fırsatı değil, orada yaşayanların isteği ve onayı ile gerçekleştirilecek bir yenileme ve modernleşme projesi olarak benimsenmesi

-Şeffaf, denetlenebilir bir belediyecilik yapılması

O halde talebimiz merkezi değil, yerinden yönetim!

Bunun için de söz, yetki, karar, iktidar halka!