Nasıl bir siyasi seçenek?

Serdar ESEN 17 Ocak 2015 Cumartesi, 10:53

Gezi'den den sonra, özellikle kendini solda tanımlayan kişi ve kurumlar Gezi'ye sahip çıkmak için yarış içine girdiler. Pek çok siyasi parti ve grup Gezi Direnişi'ni kendilerinin temsil ettiğini her fırsatta vurgulama çabasında oldular.

Gezi Direnişi iktidarın otoriter ve anti demokratik uygulamalarına bir tepki idi. Gezi Parkı'ndaki ağaçların kesilmesine karşı bir eylem olarak başladı ve "demokrasi, katılım, özgürlük ve yaşam biçimlerine saygı" için mücadeleye dönüştü. Gezi Direnişi'ne o güne kadar siyasetle hiç ilgilenmemiş, sokağa hiç çıkmamış gençler, kadınlar damga vurdu.

Gezi'nin en çarpıcı yönü çok farklı kimlik, inanç, cinsel tercih ve siyasi düşünceye sahip kişilerin bir arada, omuz omuza mücadele etmeleriydi. Kürtler, Aleviler, sosyalistler, sosyal demokratlar, liberal demokratlar, ulusalcılar, AKP'nin otoriter zihniyetine karşı çıkan muhafazakarlar, ekolojistler, LGBTİ bireyler yan yana idi. Hiçbiri diğerini ötekileştirmedi, ayrımcılık yapmaya kalkanlar diğerlerinden tepki gördü. Gezi Direnişi'ni farklı yönlere çekmek isteyen kimilerinin çabası sonuçsuz kaldı.

Gezi'deki tablo AKP'nin en çok korktuğu şeydi. AKP 12 yıllık iktidarı süresince toplumu "dindarlar-laikler" biçiminde kutuplaştırdı, bu kutuplaştırmayı sürekli körükledi ve bu yolla iktidarını sürdürdü. Ne yazık ki başta ana muhalefet olmak üzere solda yer alan pek çok kişi ve kurum da bu kutuplaşmaya bilerek ya da bilmeden destek verdi. "Cumhuriyet mitingleri" bir dönem AKP'ye hayat öpücüğü oldu.

Gezi sonrası hemen herkes Gezi'nin gösterdiği yoldan yürümek gerektiğini, artık yeni bir dönemin başladığını söylese de ne yazık ki siyaset arenasında değişen fazla bir şey olmadı. Pek çok kişi ve kurum Gezi'nin içini boşaltarak, onu eski sığ muhalefet anlayışının "vitrin süsü" yapmakla yetindi.

12 yıllık AKP iktidarının bizlere öğrettiği ve Gezi'nin de gösterdiği şudur ki; "kategorik AKP karşıtlığı" üzerinden salt AKP'yi eleştirerek, "dindar-laik" ekseninde yapılan ve inandırıcı bir seçenek sunamayan bir muhalefetin başarılı olma şansı yoktur. Bu tarz muhalefet sadece AKP'nin kendi tarafını konsolide etmesine ve iktidarını sürdürmesine yaramaktadır.

AKP iktidarından ve mevcut sistemden rahatsız olan, mağdur olan tüm kesimleri kucaklayan, "dindar-laik", "Kürt-Türk", "Alevi-Sünni" gibi yapay kutuplaşmaların dışında tüm ezilen, sömürülen, ayrıma uğrayan kesimlerin birlikteliği hedeflenmelidir. Kürtler, Aleviler, diğer etnik ve inanç kesimleri, emekçiler, kadınlar, LGBTİ bireyler, ekolojistler, demokrat Müslümanlar ile birlikte sosyalist ve sosyal demokratların ortaklaştığı bir seçenek yaratılması gerekmektedir.

Bunun için tüm partilerin ve grupların birleşmesi gerekmiyor, bu kesimlerin tümünü kucaklayan bir anlayış birliği, bir siyasal üst yapının oluşması yeterlidir. Bugünkü siyasi tabloda bu şablona en uygun yapı HDP olarak görünmektedir. Başarılı olup olamayacağını zaman gösterecek, ama en azından niyet olarak tüm mağdur kesimleri kucaklayan bir söyleme, programa sahiptir. HDP'nin "Yeni Yaşam" belgesi de AKP iktidarına karşı tüm mağdurların asgari taleplerini içeren bir seçenek sunmaktadır.

Kürtler, Aleviler, dindarlar, LGBTİ bireylerden herhangi birini kategorik olarak dışlayan, ötekileştiren bir hareketin Gezi ile ilgisi olamayacağı gibi, başarılı olma şansı da yoktur. "Mağdur" kesimlerin yapay ayrımlarla bölünmesi AKP'nin iktidarını güçlendirmekten başka bir işe yaramamaktadır. Artık geçmişte yapılan yanlışlardan ders alarak, yeni bir seçeneği birlikte oluşturma zamanıdır.

Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya da hiç birimiz!

twitter.com/aserdaresen