Milliyetçilik çıkmazı!

Serdar ESEN 17 Mart 2017 Cuma, 01:01

Ülkemizin bir bakanı Hollanda'ya gitmek istemiş, ancak kendisine izin verilmeyince diğer bir bakanımız gizlice, kara yolundan Hollanda'ya girmiş, Hollandalı yetkililer konudan haberdar olunca bakanı Türkiye konsolosluğu yakınlarında durdurmuş ve geri çevirerek sınır dışı etmişlerdi. Konunun en önemli yanı ise, bu olayın Türkiye'deki referandumdan 35 gün ve Hollanda'daki seçimlerden dört gün önce gerçekleşmiş olmasıydı.

Olayı duyanlar öncelikle bunu Hollanda'nın Türkiye'ye yaptığı büyük bir saygısızlık olarak yorumladı. Gerçekten de bir ülkenin, müttefik bir ülkeye böyle bir davranışta bulunması kabul edilebilecek bir durum değildir. Türkiye diploması tarihinde de böyle bir saygısızlık örneği yoktur. Erdoğan ve AKP yetkilileri olayın ardından Hollanda'ya ağır suçlamalar yönelterek, faşist ve Nazi nitelemelerinde bulunmuşlardır. Ana muhalefet de AKP'ye destek vermiş, Hollanda ile ilişkilerin dondurulmasını istemiştir.

Bu olaya yansız bir gözle bakacak olursak, konuya ilişkin olarak tek bir tarafı suçlamak doğru olmayacaktır. Her kişi ve kurumun kendi görüşünü ifade etme hakkı vardır. Bunu hem yurt içinde hem de yurt dışında savunmak gerekir. Ülke içinde her kesimin görüşünü ifade etme, toplantı, gösteri hakkını savunuyorsak, yurt dışında da bunu savunmak demokrat olmanın gereğidir. AKP'li bir bakanın bu hakkının, güç kullanılarak engellenmesi kabul edilemez.

Konu irdelendiğinde ise Hollanda'nın davranışının ardındaki nedenler ortaya çıkmaktadır. Türkiye'nin yurt dışında seçim çalışması yapılmasını yasakladığı bir kararı olduğu görülmektedir.

Öte yandan Hollanda'nın 15 Mart tarihinde genel seçimi olması nedeniyle, Başbakanımız Binali Yıldırım'ın bu tarihten önce Hollanda'ya gidilmesinin mümkün olmadığına ilişkin bir açıklaması olduğu belirtilmektedir. Bu açıklamaya rağmen bakanların Hollanda'ya gitme ısrarını anlamlandırmak çok zor. Ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Kaya'nın karayoluyla Hollanda'ya gizlice girme girişiminin de uluslararası teamüllere uymadığına kuşku yoktur.

Bu gerçekler ışığında konuya baktığımızda, AKP'nin milliyetçi oyları konsolide etme amacıyla Hollanda'ya girişi zorladığı ve olayı referandum malzemesi yaptığı açıkça görülmektedir. Hollanda için de durum çok farklı değildir. Onlar da birkaç gün sonra yapılacak seçimlerde yükselen milliyetçi oyları kendi taraflarına çekmek için sert bir tavır takınmışlar, demokratik bir yaklaşımdan uzak kalmışlardır.

Gerek Türkiye gerekse de diğer ülkelerde milliyetçilikte yarışan sağ partiler, ülkeler ve halklar arasındaki savaşı daha da büyüterek kendi çıkarlarını geliştirme derdindeler. Bu çirkin yarış barış umutlarını zayıflatırken, savaşı ve düşmanlığı körüklemektedir. Bunun ne ülkemiz ne de diğer ülkeler hayrına bir sonuca ulaşması mümkün değildir.

Türkiye'nin ve Avrupa ülkelerinin milliyetçiliği körükleyip, kutuplaştırmayı artırarak uluslararası ilişkileri iç siyasete malzeme yapmalarının bir sonuç vermeyeceğini artık anlamaları gerekir. Önceki gün yapılan Hollanda seçimlerinde tüm milliyetçi çabalara karşın ırkçı parti beklenen sıçramayı yapamamış ve seçimde en büyük oy artışını "Yeşil Sol Parti" gerçekleştirmiştir. 16 Nisan'da yapılacak referandumda da AKP'nin beklediği sonucu alamayacağını hep birlikte göreceğiz.

Ülkemizde ve dünyada barışın gerçekleşmesinin, tüm ülkelerin ve halkların milliyetçiliği körüklemesiyle değil, ayrımcılığa karşı eşit-özgür yurttaşlığı temel alan politikalar aracılığı ile mümkün olacağını bir kez daha vurgulamak gerekir.

@aserdaresen