KAZA mı, CİNAYET mi?

Serdar ESEN 14 Şubat 2013 Perşembe, 00:40

Demokrasi ve insan hakları, eğitim düzeyi, kişi başına düşen milli gelir, kişi başına okunan kitap sayısı vb. pek çok konuda dünya sıralamasında ilk sıralarda yer almak bir yana, pek çoğunda son sıralarda yer alıyoruz.

Dünya sıralamasında ilk sıralarda yer aldığımız birkaç konu da var kuşkusuz, ancak ne yazık ki bunlar övünülecek değil, üzüntü duyulacak konular. Bu konulardan biri de iş kazaları. Ülkemiz iş kazalarında Avrupa'da 1. ve dünyada ise 3. sırada yer alıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre her ay 120-130 sigortalı işçi yaşamını kaybediyor. Ancak, ülkemizde sigortasız çalışan çok sayıda emekçi olduğu göz önüne alındığında, gerçek rakamın bunun çok üzerinde olduğu görülecektir. SGK'nın açıkladığı verilere göre 2001-2011 yılları arasında 12.418 işçi iş kazalarında ölmüştür.

Aslında iş kazası deyimini kullanmak doğru değil. Çünkü tüm iş kazaları önlenebilir olaylardır. İhmal, ekonomik, bürokratik, siyasi nedenlerle önlenememektedir. Bu nedenle iş kazası yerine cinayet demek daha doğru olacaktır.

Ülkemizde iş kazaları (cinayetleri) konusunda sağlıklı bilgiler mevcut değildir. Bu konuda en güvenilir bilgiler, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından derlenen verilerdir.Bu kurumun yayınladığı verilere göre 2012 yılında en az 867 işçi yaşamını kaybetmiştir. Bunların 15'i 14 yaş altı çocuklar, 19'u 15-17 yaş arası genç işçilerden oluşmaktadır.

Yaşamını kaybeden işçilerin adresi ise değişmiyor. İnşaat, tarım, maden, enerji sektörlerinde neredeyse birbirinin kopyası iş cinayetleri yaşanıyor. 2012 yılında yaşamını yitiren işçiler arasında ilk sırayı 278 kişi ile inşaat işçileri alıyor. İstanbul ise, 102 kişi ile en çok işçinin yaşamını kaybettiği il.

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Ocak ayı içerisinde de en az 68 işçinin öldüğünü bildirdi. Bunların 16'sı madencilik, 15'i ise inşaat sektöründe çalışan işçiler.  Ocak ayında en çok işçi ölümü 11 kişi ile Zonguldak ve 10 kişi ile G.Antep illerinde meydana gelmiş.

Hatırlanacağı gibi 7 Ocak 2013 tarihinde Türkiye Taşkömürü Kurumu, Kozlu işletmelerinde 8 işçi yaşamını yitirmişti. Bu olayda Çalışma Bakanlığı, Star inşaat (MHP milletvekili Ruhsar Demirel'in eşine ait) ve TTK'nın sorumluluğu olduğu hemen herkes tarafından kabul ediliyor.

30 ocak 2013 tarihinde ise G.Antep'te G.Doğu Galvaniz fabrikasında 7 işçi öldü. Bu ölümlerin sorumluluğunun ise G.Doğu Galvaniz patronları, O.S.B. sorumluları ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olduğu ifade ediliyor.

Ülkemizde çalışma yaşamına ilişkin pek çok sorun var. Sigortasız çalışma, sendikalaşma önündeki engeller, taşeronlaşmanın yaygınlaşması, demokratik hak ve özgürlüklerin kısıtlı olması bunlardan bazıları. Öte yandan insan yaşamına değer vermeyen, paranın en büyük değer olarak görüldüğü bir ülkede iş kazaları (cinayetler) hiç de şaşırtıcı değil.

Geçen yıl yasalaşan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, iş nedeniyle zarar görebilecek olan işçiyi değil, işi korumayı odağına alan bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Yasa ile birlikte işçi sağlığı ve iş güvenliğinin metalaşması, dışarıdan alınabilir bir hizmet haline gelmesi süreci olumsuz yönde derinleştirecektir.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği patronlar tarafından bir maliyet unsuru olarak görülemez, yada bir kazanç kapısına dönüştürülemez. Ancak ne yazık ki şu anda öyle.

 İş kazaları kaza, kader değil, cinayettir. Mutlaka durdurulmalıdır.