Kara Cuma'ya Karşı Yeşil Cuma!

Serdar ESEN 27 Kasım 2019 Çarşamba, 00:18

Son günlerde her yerde karşımıza çıkıyor, TV reklamlarında, cep telefonu mesajlarında, caddelerdeki bilboardlarda; "Kara Cuma" ya da diğer adıyla "Çılgın Cuma".

İlk olarak ABD'de "Black Friday" adı ile ortaya çıkan uygulama, Kasım ayının son Cuma günü mağazaların yaptıkları büyük indirim kampanyaları olarak kendini gösteriyor. Bu alışveriş gününde mağazalar çok erken saatte açılır ve dev indirimler uygulanır. Yoğunluk nedeniyle trafiğin altüst olması, mağazalarda uzun kuyruklar oluşması  nedeniyle bu güne "Black Friday/Kara Cuma" adı verilmiş. Ancak ülkemizde "Kara Cuma" ifadesi pek tercih edilmiyor, onun yerine "Çılgın Cuma", "Efsane Cuma" gibi deyimler kullanılıyor.

Ülkemizde de son yıllarda yaygınlaşan bu uygulama kuşkusuz ki ekonomik kriz dönemlerinde daha çok önem kazanıyor. Mağazalar kriz nedeniyle düşen cirolarını arttırmak, ellerindeki ürünleri paraya çevirmek için vatandaşı "indirim" silahı ile vurma çabasındalar. Gerçekten indirim yapılıyor mu, yoksa mağazalar önce zam yapıp ardından indirim yaparak kandırmaca peşinde mi konusu da tartışılıyor. Ama benim üzerinde durmak istediğim bu değil.

Neo liberal kapitalist sistem varlığını sürdürebilmek için sürekli ve sınırsız büyüme politikası izliyor. Büyüme dediğimizde de üretim akla geliyor. Yani sürekli daha fazla üretim. Üretim yapılınca da satmak gerek. O zaman insanların daha fazla tüketim yapması için her çareye başvuruluyor. Tüketimin tükenmek demek olduğu, daha fazla üretim ve tüketimin sonucunun da daha fazla atık ve kirlilik olduğu onların, yani sermaye çevrelerinin sorunu değil. Onlar sadece daha fazla üretmek, daha fazla büyümek ve daha fazla kazanmak derdinde.

Halbuki doğanın, dünyamızın kaynakları sınırlı. Sınırlı kaynaklarla sınırsız büyüme çabasının hiçbir karşılığı yok. Belki bir süre gelecek kuşakların haklarını kullanarak, onların payından yiyerek bu büyüme çılgınlığı sürebilir ama bir noktadan sonra tükeneceğine kuşku yok. Örnek verecek olursak bir pamuklu t-shirt üretimi için 2720 litre su gerekiyor. Ya da bir jean pantolon için 10 bin 850 litre suya ihtiyaç var. Dünyamızın su kaynaklarının sınırlı olduğunu söylemeye gerek yok.

Neo liberal ekonominin "sınırsız büyüme" iddiası karşısında büyümeyi değil, insanların ve diğer canlıların birlikte yaşamını, refahını savunmak gerekiyor. Dünyayı geri dönülemez eşiğe getirmeden daha yavaş,daha sade, daha küçük, daha adil, herkese yeten bir yaşamdan yana olmalıyız.

Kuşkusuz ki alışveriş yapacağız, ihtiyaçlarımızı karşılayacağız. Ancak tüketim ideolojisinin esiri olmamaya dikkat etmemiz gerek. İhtiyaçlar varoluşumuzu sürdürebilmemiz ve uygarca yaşayabilmemizi için asıl önem taşıyan şeylerdir. İstekler ise arzularımızı doyurmaya yarayan fazladan şeyler.

Sermaye çevreleri, mağazalar bizi tüketime, ihtiyacımız olmayan şeyleri satın almaya teşvik eder, hatta kışkırtırken, iklim krizi ile birlikte hızla yokoluşa giden dünyamızı kurtarma çabasında olanlar ise farklı önerilerle çıkıyorlar karşımıza. İklim aktivisti Greta Thunberg'in başlatmış olduğu Fridays For Future (Gelecek İçin Cumalar, İklim İçin Okul Grevi) hareketinin Türkiye'deki takipçileri "Kara Cuma" yerine "Yeşil Cuma" öneriyorlar.

"Fridays For Future Turkey" tarafından 29 Kasım Cuma günü düzenlenecek  "takas" etkinliği için "Black Friday gününde, sadece indirimde olduğu için kullanmayacağınız eşyalar satın alarak bu tüketim çılgınlığına destek olmak yerine, para kullanmadan yeni eşyalar alabileceğiniz takas şenliğine davet ediyoruz" deniliyor.

Artık bir şeyleri değiştirmenin, hem kendimiz hem de dünyamız için farklı bir şeyler yapmanın zamanı gelmedi mi?