Bursa'nın havadan sudan meseleleri

Serdar ESEN 09 Nisan 2018 Pazartesi, 00:21

Su ve hava yaşamın en temel kaynaklarıdır. Bir insan su içmeden ancak 3-4 gün yaşayabilirken, havasız yaşam ise birkaç dakika ile sınırlıdır. İnsan dışındaki diğer canlıların da hava ve su olmadan yaşayabilmeleri olanaksızdır.

Su tüm canlılar ve doğa için evrensel bir hak olarak kabul edildiğinde, doğadaki hiçbir canlının suya erişim hakkı kısıtlanamaz, ticarileştirilemez. Ancak küresel sermayenin saldırıları sonucu, yaşam savunucularının mücadelesine rağmen su bir hak olmaktan çıkarılmış, metalaştırılmıştır. Suyun ticarileştirilmesi, hem fiyatının sürekli artması hem de çeşme suyunun kalitesinin giderek düşmesi sonucunu vermektedir. Suyumuz giderek artan biçimde şişelenip satılırken, neyse ki henüz havamızı şişeleyerek satmanın bir yolu bulunmuş değil!

"Yeşil Bursa" olarak adlandırılan ve Uludağ'ın eteklerine kurulmuş olan Bursa'nın havası ne yazık ki her geçen gün biraz daha kirleniyor. Denetimsiz sanayileşme, ulaşımda özel araç tercihi ve evsel ısınma amacıyla yakılan kömür, kentin havasını, özellikle kış aylarında yaşanmaz hale getiriyor. Bursa Dünya Sağlık Örgütü'nün sınır değerlerinin beş katı bir hava kirliliğe sahiptir ve Türkiye'nin en kirli 4. kentidir (2016 yılında en kirli 12. kenti idi).

Bursa'nın hava kirliliği yetmezmiş gibi, yılda 524 bin ton kömür yakacak olan "DOSAB Termik Santrali" yapılmak isteniyor. Şu anda Bursa'da evsel ısınma amacıyla yakılan toplam kömürün iki katını yakacak bir termik santralin yapılması Bursa için ölüm demektir. Bursa'daki yaşam savunucuları bu projeye karşı üç yıldır mücadele veriyor ve proje iptal edilene kadar da mücadele sürecek. Geçtiğimiz günlerde Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde oybirliği ile alınan "yapılmasın" kararı ve Bursa Valisinin termik santrale karşı olduğunu ifade etmesi önemlidir ve aynı karar şimdi de DOSAB yönetiminden bekleniyor. Ayrıca mevcut çimento fabrikasının kapasite arttırımının iptali ve İnegazi çimento fabrikası projesinin durdurulması Bursa'da hava kalitesinin daha da kötüleşmemesi için bir zorunluluktur.

Havamızı kirletmeye yönelik saldırılar sürerken, suyumuz da farklı durumda değil. Bursa'ya 1640 yılında gelen Evliya Çelebi'nin "Velhasıl, Bursa sudan ibarettir" sözü şimdi sadece acı acı gülümsetiyor bizleri. Bursa, en az su tüketen iller sıralamasında son 10 il arasında yer almaktadır. Ne yazık ki Bursa'da 2016 yılı rakamlarına göre kişi başına tüketilen su miktarı 163Lt/gün'dür. Aynı dönmede Türkiye ortalaması 200 Lt/gün'ün üzerindedir. Dünya Sağlık Örgütünün de, kişi başına en az 200 lt/gün su tüketimi önerdiği düşünülürse Bursa ili "su fakiri" olarak adlandırılabilir.

Bursa'da su kaynakları Doğancı Barajı, Nilüfer Barajı, doğal pınar kaynakları ve yer altı kuyularından oluşmaktadır. Bursa'ya verilen 115 milyon m3/yıl suyun yüzde 84'ü Doğancı ve Nilüfer barajlarından gelen suyun Dobruca içme suyu arıtma tesisinde arıtılması ile elde edilmektedir. Bursa'nın suyunun yüzde 15'i pınar kaynaklarından ve yaklaşık yüzde 1'i de kuyulardan sağlanmaktadır. Ancak baraj ve arıtma tesislerinde bakım/onarım olduğu veya su seviyesinin çok düştüğü dönemlerde kuyulardan verilen su miktarı artmaktadır.

Bursa'da tüketime sunulan içme ve kullanma sularının temin edilmesi, suyun, kaynağın ve isale hattının her türlü kirlenmeye karşı korunması, dezenfeksiyonun aksatılmadan yapılması gibi işler Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı BUSKİ'ye aittir.  BUSKİ ayrıca kent içindeki akarsu ve derelerin suyunun temizliğinden de sorumludur. Ancak denetimsiz sanayileşme nedeniyle akarsu ve dereler kirletilmektedir. Örneğin kaynağında içme suyu kalitesinde olan Nilüfer Çayı 200 kilometre sonra Marmara Denizi'ne dökülürken 4. kalite olarak adlandırılan, limit değerlerin de üzerinde kirliliğe sahip, tarımsal sulamaya bile elverişli olmayan suya dönüşmektedir.

Bir yandan akarsu ve derelerimiz kirletilirken diğer yanda Uludağ'ın doğal pınar kaynakları birer birer su tacirlerine teslim edilmekte ve Bursa halkına ait olan sular satılmaktadır. Bursa'da suyumuzu şişeleyerek satan 26 dolayında işletme bulunmaktadır. Halkın şişelenmiş suya alıştırılması ve sektörün karlılığı nedeniyle her yıl yeni firmalar sektöre girmekte ve su kaynaklarımız tüketilmektedir.

Görevi kent merkezinden en ücra yerleşim yerlerine kadar, sağlıklı ve içilebilir kalitede suyu halka sağlamak olan Bursa Büyükşehir Belediyesi de, yıllar önce verdiği "Bursa'da su çeşmeden içilir" sözüne rağmen su şişeleme tesisi kurmuştur. Halka sormadan, onların onayını almadan Kestel'in Gözede bölgesinde 19 bin metrekarelik alanda kurulan su şişeleme tesisi 2018 yılı başında üretime geçmiştir. Tesiste başlangıç olarak günde 80 tır üretim planlanmaktadır. Bursa Büyükşehir Belediye eski Başkanı Recep Altepe basına verdiği demeçte "Uludağ'ın suyundan Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin daha fazla kazanması için bu tesisi kurduk" demişti. Bursa halkı susuz iken, pahalı ve kalitesiz su tüketmek zorunda iken halka hizmet etmekle yükümlü Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin bizim suyumuzdan rant peşinde olmasını kabul etmek mümkün değil.

Bursa'da çeşme suyunun kalitesine ilişkin tartışmalar her dönem sürmektedir. Geçtiğimiz 2017 yılında da bu tartışma sık sık gündeme gelmiştir. Bursa Tabib Odası, Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı tarafından yapılan açıklamalarda suyun kalitesine ilişkin kimi sorunlar olmakla birlikte, sağlığa aykırı bir unsura rastlanmadığı ve diğer seçeneklere göre çeşme suyunun tercih edilmesi görüşü ileri sürülmektedir. Akademik odalarca Dünya Sağlık Örgütü'nün "Kentlerde güvenli içme suyu sağlanması" sürecinin benimsenmesi ve bu sürecin önemli bir adımı olan "bağımsız gözetim" ağının ivedi olarak kurulması  önerilerek, çeşme suyumuzun kalitesinin arttırılması istenmektedir.

Temiz ve sağlıklı suya erişim bir haktır ve tüm canlıların ihtiyaç duyduğu suyu sağlamak kamunun görevidir. Canlıların güvenilir, sağlıklı, içme kalitesindeki suya erişimi bedelsiz sağlanmalı, bu yaşamsal hak piyasa koşulları içinde  kapitalizmin insafına bırakılmamalıdır. Bursa Büyükşehir Belediyesi su şişeleme tesisini hemen kapatmalı, bundan sonra da su ile ilgili kararları Bursa halkına danışarak almalıdır.