Atatürkçülük ve muhalefet

Serdar ESEN 13 Kasım 2017 Pazartesi, 09:22

Son günlerde "Atatürkçülük" yoğun biçimde tartışılır oldu. Hele AKP yöneticilerinin de Atatürk'e yönelik olumlu yaklaşımı sonrası konu daha da güncel hale geldi. Ben kendini ".......ci/çü"  olarak tanımlamanın, onlarla ilgili her şeyi sorgusuz kabul etmek anlamına geldiğini düşünüyorum. Bana göre hiç kimse tabu değildir, herkesin iyi ve kötü yönleri vardır ve herkes eleştirilebilir, eleştirilmelidir de.

Atatürk kuşkusuz ki çok önemli işler yapmıştır. Özellikle Türkiye'yi Ortadoğu'dan kopartarak batıya yönelmesi, çağdaş uygarlık düzeyini benimsemesi önemlidir. Ancak bana göre yaptığı yanlışlar da vardır. Dolayısıyla ben onu putlaştırıp, eleştiriden muaf bir konuma koyamam. Yaptığı olumlu işler için saygımı ve teşekkürümü belirtir, bana göre yanlış yapılanları da eleştiririm.

M. Kemal Atatürk'ten bağımsız olarak, "Atatürkçülük" sözcüğü bazı olumsuz izlere de sahiptir. Bugüne kadar yapılan tüm darbeler ne yazık ki "Atatürkçülük" adına yapılmıştır. Hatta son 15 Temmuz darbe girişimine kalkışanlar da bu sözü kullanmışlardır. 12 Eylül darbesi sonrası solcular, devrimciler, aydınlar "Atatürkçülük" adına işkenceden geçirildi. Yine 12 Eylül sonrasında "Atatürkçülük" adına ülkenin her tarafı İmam Hatip'lerle donatıldı. Hakkını arayan sosyalistler, emekçiler, Kürtler "Atatürkçülük" adına yargısız infazlara uğradı. İşçiyi sömüren patron, devleti soyan işadamı başı sıkıştığında "Atatürkçülük" kılıfına sığındı. Kimi katiller, kendini aklamak için Atatürk ve Türk bayrağını kendilerine kalkan yaptılar. Adında "Atatürkçü" ifadesi bulunan kimi dernekler Kürt düşmanlığını, Ermeni düşmanlığını halka "Atatürk milliyetçiliği" olarak sundu.

"Atatürkçülük" sözcüğünün bu şekilde kullanımı Atatürk'e de çok büyük zararlar verdi. Pek çok kişiyi Atatürk'ten uzaklaştırdı. Atatürk'ün hak ettiğinden çok daha fazla eleştirilmesine neden oldu.

Ne yazık ki bizler hiçbir şeyi, hatasıyla sevabıyla, olduğu gibi kabul etmeyi beceremiyoruz. Ya onu gereğinden çok seviyor, putlaştırıyor ve eleştirenleri hemen "hain" ilan ediyoruz ya da yaptığı olumlu işleri yok sayarak onu tümden reddediyor, şeytanlaştırıyor, düşman haline getiriyoruz. Bir kutup, hemen karşı kutbu oluşturuyor. Oysa ki Atatürk bu ülke için en önemli kişilerden biridir ve böyle bir kutuplaşma arasında kalması hem onun için hem de ülke için büyük bir kayıptır.

Ülkemizde büyük bir çoğunluk Atatürk'e saygı duyarak onu ulusal bayramlarda, 10 Kasım'da saygıyla anar. Ancak AKP'li yıllarda, özellikle son 8-10 yıldır gerek ulusal bayramların daha coşkulu kutlanması, gerekse de 10 Kasım anmalarının daha büyük katılımlarla gerçekleştirilmesi dikkat çekiyor. Bana göre bunun en büyük nedeni,  kutuplaşmanın diğer ucunda Atatürk karşıtı söz ve eylemlerin artmasıdır. Atatürk'e ve "Atatürkçülük"e karşı yapılan saldırılar, Atatürk'e daha fazla sahip çıkılması  sonucunu doğurmaktadır.

Ne yazık ki kendini "Atatürkçü" olarak tanımlayan kişilerin büyük bölümü Atatürk'e ve Cumhuriyet'e gösterdikleri sevgiyi sadece Cumhuriyet Bayramı'nda ve 10 Kasım'da alanları doldurarak gösteriyorlar. İnsan, emek ve doğaya ilişkin hak ihlallerinde bu kesimi, istisnalar dışında, sokakta göremiyoruz. Laikliğin son kırıntıları da yok edilerek eğitim sistemi tümüyle dinselleştirildiğinde, bu kesimin yeterli tepkiyi verdiğini göremedik. Atatürk'ün eşit yurttaşlık hakkı verdiği kadınlara yönelik saldırılar arttığında, bu kesimden ciddi bir tepki gelmedi. Ülkenin doğası, havası/toprağı/suyu talan edildiğinde "Atatürkçü" kesim sokaklara dökülmedi.

Emeğin hakları yok edildiğinde, sömürü katmerlendiğinde yine ortada yoktular. OHAL'e karşı, KHK'lar ile işinden atılan emekçiler için "Atatürkçüler" sokağa çıkmadı. Cizre'de, Sur'da insanlar bodrumlarda katledilirken neredeydiler diye sormuyorum, zaten bunu dert edindiklerini de düşünmüyorum. 29 Ekim'de bayrak sallamak, 10 Kasım'da Anıtkabir'e gitmek onlara yetiyor mu acaba!

Oysa, bugün iktidardan rahatsız olan Türkü, Kürdü, Atatürkçüsü, sosyalisti, sosyal demokratı, Müslüman demokratı, dindarı, laiği bir araya gelerek mücadele verseler nelerin değiştirilebileceğini tahmin etmek zor değil. Bursa'da Cumhuriyet Bayramı için sokağa çıkan yüzbinlerce insanın, KHK'lar ile haksız biçimde işten atılanlara destek vermek için sokakta olduklarını düşünün!