Yeşilçam'ın 'Son' yazısı

Pelin AKDEMİR 24 Nisan 2018 Salı, 17:42

Uslu durduğumuz zaman şirinleri göreceğini zanneden saf çocuklardık. Artık büyüdük. Gargamel'in kötülüğünün daha üstün olduğunun ayırdına vardık.

20. Yüzyıl'da yaşanmaz denilenin yaşandığı, 'Yok artık!' denilenin rutinleştiği, 'Böyle şey olur mu ya?' denilenin kısa sürede olduğu bir ülke, Türkiye...

Ülkenin halini anlatmaya ne hacet!

Üçüncü sayfa haberlerinden şikayetçiyiz. Üniversitede felaket, ortaokulda polis memurunun saldırısı, atanamayan öğretmenin intiharı, cebindeki borç ihtarıyla sonunu hazırlamış bir çiftçi...

Bir yüzbaşı kıyıyor canına, bir genç raylarda can veriyor. Kaç çocuk cezaevinde yaşıyor hala... Ölümü bir annenin baba elinden, kaç çocuk panzer altında eziliyor.

Sürüp gidiyor vahamet!

"Çocuklar ölmesin" demeyelim. Çocuklar yaşasın... Dersek de hapis alnımızın akı. Bu düzene tepki vermek cinayete iştirak, bir bildiği vardır iktidarın OHAL bağımlısı...

Gelinen en sert nokta dış politikada, ciddi geriye gidiyoruz... Bu sözler ülkeye kurulan kumpasın habercisi, her şeyi mükemmel yapmıyoruz.

Şeker fabrikaları Cumhuriyet'in direği. Şeker fabrikaları vatandır. Vatan; yurt, ana... Cumhuriyet'in babası siyasi figüran, anası satılık!

Erken seçim geri kalmışlığın alameti olsa da ülkenin milli beka sorunu alarm veriyor. Henüz daktilolar Başbakanlığın önüne fırlatılmadı, bir vatandaş kendini yakmaya kalktı.

Nedir bu memnuniyetsiz, istemsiz tavır? Nedir bu seçimi getiren çıkmaz sokak? Kim iflasın eşiğinde, kim aç, susuz? Verilecek tek yerli ve milli cevap 'So what!'

Aman, kimse görmesin seçim rüyası. Sonucuna katlanmak gerek. Ne olacağını düşünmek gerek. Yine de demokrasi istemek vatana ihanet.

Pili bitmiş siyasetin, üstelik yeni değil ekonomik çöküntü. 16 Nisan referandumunun eseri. Yoksa bozulmamıştır siyasetin prensipleri.

Ah, Gargamel, yordun bizi. Ekmeğimize, aşımıza göz diktin. Karaman'da kaybettiğin koyunlarının, çıkacak ortaya bir gün hepsi oyunlarının.

Sorarız tarihten gelen ulu günlerimizde 'Tarih bugünleri nasıl yazacak?'. Elbette yazar tarih bu danışıklı dövüşü. Gelecek bugünün siyasetçilerini yüzü kızarmadan nasıl okuyacak?

'Tehlikeli', 'yolsuzluk batağına saplanmış', 'Harun olmaya gelmiş, Karun olmuş', 'firavunlaşmış', 'ülkenin içini boşaltmış' iktidar... Kim bu şekilde tarihe geçmek isteyecek? Hepsi iktidar.

Abbas Molla çok gezmiş, anlatmış hikayelerini, henüz görmemiştir siyasetin çürümüş halini. Unutmasaydı memleket ahlaksızlığın en yeni ve son örneğini, hilesiz 60 gün geçmeden durmayacak.

Yeşilçam filmlerini özlemle, duygu yüklü anarız. En sevdiğimiz sahnesi filmdeki iyi karakterlerin mutluluğa kavuşmasıdır ve filmin bitişini gösteren yazısıdır. 24 Haziran'da sandıklar 'SON' yazacak.