Taraf olmanın suyunu çıkarmak

Pelin AKDEMİR 16 Mayıs 2020 Cumartesi, 10:12

İletişim Fakültelerindeki 'gazetecilik dersleri' çok ilginç. Mesela 'Uluslararası Haber Ajansları ve Ajans Haberciliği' diye bir ders var. Uluslararası haber ajanslarını; AFP, AP, Reuters, Ulusal haber ajanslarını, tarihçelerini ve tabii Anadolu Ajansı'nı anlatıyor.

Dersin hocası 'her şeyin, herkesin bir tarafı olduğu gibi ajansların da bir tarafı olduğundan' bahsediyor. Paris'te kurulan Agence France Press'in (AFP) Fransa devletinin, Fransa halkının, Associated Press'in (AP) ve Reuters'in Amerikan halkının, Anadolu Ajansı'nın ise Türkiye halkının tarafında olduğunu anlatıyor. Fakat ajansların haberleri yanlı yapmaması ve doğru yapması gerektiğini vurguluyor. 'Ama bizimkiler de suyunu hmm...' diyor dersin hocası.

Profesörün yarım bıraktığı cümleyi ben tamamlayayım.

Kuruluş amacı Kurtuluş Savaşı'nın zor günlerinde gelişmeleri ülke içine ve dışına duyurmak olan Anadolu Ajansı'nın ise Türkiye halkının tarafında olması kadar doğal bir şey olamaz elbette. Ama Anadolu Ajansı, AKP yanlılığında, yanlı haber yapmanın, siyasetin güdümünde olmanın da suyunu çıkarıyor be kardeşim.

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her attığı adımın, her konuşmasının haber olması tamam da!

HDP'nin ya gözaltı ya da kayyum varsa haber değeri var; HDP temsilcilerinin konuşmasına yılda bir bilemediniz iki defa ya denk gelir ya da gelmezsiniz. İYİ Parti ve Saadet Partisi temsilcilerinin konuşmaları belki ayda bir veya iki haber olur. TİP'in esamesini bile okuyamazsınız.

AKP temsilcileri vurgular, ifade eder, dile getirir. CHP temsilcileri ileri sürer, iddia eder.

DİSK, Barolar gibi kendini demokratik alanda tanımlayan kuruluşların açıklamaları AA'da yer almaz.

Türkiye ekonomisinin gerçekte içinde bulunduğu durumdan ise hiç bahsedilmez. Türk Lirası, Dolar, Euro karşısında hiç değer kaybetmedi Anadolu Ajansı'nda. Ama koronavirüs nedeniyle Çin battı, Amerika bitti, Japonya alt üst oldu. Dış ülkelerde işsizlik aldı başını gidiyor, Türkiye'de yok böyle bir durum.

Hazine ve Maliye Bakanı, Türkiye'nin ekonomisinin ne kadar sağlam olduğunu neredeyse her gün anlatıyor. Öyle ki pandemi sürecinde yardım ettiğimiz ülke sayısı 60'ı geçiyor. Dolar kurundaki durumun, çeyrek altının, sarımsağın, patatesin, soğanın fiyatındaki artışı gören vatandaş, 'Damat Berat, halimiz berbat' diyor.

RTÜK de yanlılıkta en ön safta!

Programlara katılan konukların ya da sunucuların hükümete yönelik eleştirileri Fox Tv, Tele 1, Halk Tv gibi kanallara ceza olarak dönüyor.

Canan Kaftancıoğlu'nun "Bir iktidar değişikliğine, hatta bir sistem değişikliğine gidişatı görüyorum ve böyle olacağını düşünüyorum" sözleri RTÜK tarafından 'milli iradeyi yok sayarak demokrasi dışı yöntemlerle halkın seçtiği hükümeti ve yine halkın oylarıyla hayata geçirilen yeni yönetim sistemini hedef alan ifadeler' olarak değerlendiriliyor.

Sevda Noyan'ın ölüm tehdidi içeren "15 Temmuz kursağımızda kaldı. Bizim aile şöyle bir 50 kişiyi götürür. Ayaklarını denk alsınlar. Bizim sitede var 3-5. Benim listem hazır açıkçası" sözlerine yönelik ise RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, "Darbeyi övenlerin karşısında söylenenleri cezalandırmak gibi bir pozisyonda değiliz. Çok büyütülecek, RTÜK'ü töhmet altında bırakacak bir konu değil." diye açıklama yapıyor.

Pes doğrusu!

"RTÜK talimatla iş yapmaz" diyen RTÜK Başkanı, sanırım AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Ülkemiz medya ve siyasetteki virüslerden de kurtulacak" sözlerine harfiyen uyum sağlama çabası içinde.

Dünya Sağlık Örgütü'nün 17 yaşını tam doldurmamış her bireyi çocuk saydığı ve çocuklara yönelik cinsel eğilimlerin yani pedofilinin suç sayıldığı bir dünyada, Akit TV'de konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör! Dr. Muttalip Kutluk Özgüven'in 13-16 yaş arasında 'süper kadın' diye bir ırk olduğunu,12-17 yaş arasının ilk çocuğu doğurmak için ideal bir yaş olarak belirlenmesini! söylediği sözlerini RTÜK gündemine getirir mi? Sanmam.

Bir yazımda 'Dilin kemiği yok, neyse ki TDK var' demiştim, şimdi ise 'Dilin kemiği yok, neyse ki RTÜK var' diyeceğiz.

Sapkınlığa taraf olmanın da suyunu çıkarmayın be kardeşim!