Sonbahar hüznü

Pelin AKDEMİR 21 Ekim 2017 Cumartesi, 13:11

Sonbaharın hüznü diyorlar. Sonbaharın hüznü çökmüştür üzerine. Bu sonbahar hastalık gibi, veba gibi. Kaçarken girdiğin çıkmaz sokak gibi.

Rüzgâr da esmiyor. Silip süpürmüyor sokakları. Bütün sokağa atılan çöpler, gazete kâğıtları, çikolata kapları, dondurma jelatinleri ayaklarımıza dolanıyor. Havalar soğuk, halen daha dondurma yiyen çocuklar var.

Düşünüyorum nedense ilk kez dondurmanın tadına bakan bir çocuğu, ilk kez deniz gören, ilk kez sevgiyle tanışan. Aklıma geliyor ameliyat olduktan sonra ilk kez annesinin sesini duyan bebeğin sevinci. Hepsine, her şeye sahip olup, hedefleri kıtalar ötesini aşan çocukları. Günlük hayatlarının birer parçasından çala çala yaşadıkları mutlulukların farkında olmayan gençleri. Yılları yıllara katıp aman ne tecrübeliyim havasına giren bireyleri. Ruhlarını kaybettikten sonra ruhları anlamayan sayısız tecrübeli insan.

Bu sonbahar hüzünlü. Henüz altına dönüşmedi tavuk yumurtalarımız. Kışa ya var ya yok.

Beklemek hep umut doluydu. Fısıldıyor yüreklerimiz gelecek günlerin hatırını. En güzel cevabı uçan kuş verecek. Türkülerde kalan kelimeler var anlamlarını unuttuk çoğunun. En güzel cevabı Ekim'de açan çiçek verecek.

Umut dolu bekleyişimiz. Kışa ya varır ya yok eder. Değişimin kendisiyiz.

Birkaç terbiyesizin ağzında laçka oldu Türkçe'miz. Hakaretlerden hakaret beğen çocuk. Kalmayacak başka sözcüğün, sevgiline anlatacağın güzel hikâyelerinden. Ellerini bir yazarın romanına değil, siyasetin göbek taşına sür. Yere sağlam bastığını sanırsın. Oysa ne binalar dikildi yeşilin üstüne. Her attığın adımda kan fışkırsa da topraktan; yeni asfalt dökülmüş, uçsuz bucaksız yollar, bulutları delip geçen betonlar, doğayı küstüren talanlar; görmeyiz, göremeyiz.

Bu sonbahar hüznünde tarihin kokusu var. Sadece tarih kitaplarında kaldığını zannettiğimiz savaşların. Hınca hınç mücadelesi hırsların. Kimi toprak, kimi güç, kimi intikam, kimi can. Kimi yazamıyor hasretini günlerin ardından Özgürlük. Kimi konuşamıyor anlatsın kendini, tek derdi Hak.

Sessizliğe bürünmüş yok zamanlar çocuk gözlerde. Başarmaktan yorulmuş, sonu başarısızlık olan bu koşturmacanın.

Bir şehir. Şehrin içinde insanlar, her yanı donatmış fotoğraf karesi. Timsah başı üstünde şehrin kaderiyle poker oynuyor yıllarca. Bazı hikâyeler anlatırken yaşamı, sevinci; bazıları anlatamıyor sonbahar hüznü, gidişi.

Yürütmüş kervanını gidiyor deve, son bir engeli kalmış varacak mahşere.