Savaşta insan ölür!

Pelin AKDEMİR 29 Ocak 2018 Pazartesi, 23:45

Time Dergisi dünya haritasında okyanusun ortasında resmettiği ABD'yi müttefiklerinden uzakta yalnız bir ülke olarak tasvir etti. Dergi, yıllardır Ortadoğu'nun şekillenmesine yön veren aktörler arasındaki ABD'nin Trump'ın attığı yanlış adımlar nedeniyle müttefiklerinden uzaklaştığını vurguluyor. Yanlış adımlar, küresel yalnızlık...

ABD basınında Afrin operasyonu nedeniyle iki NATO ülkesinin (ABD-Türkiye) karşı karşıya kalması ihtimalinden söz ediliyor. Küreselleşen dünyada küresel güçlerin istediği petrol ve ürettikleri silahları dini ve milli sömürülerle 3. Dünya ülkelerine satabilmek değil midir? Ama bunları yaparken de insan hakları savunucusu görüntüsünden taviz vermek istemez. En iyi yöntem kibriti yak, kenardan izle...

Türkiye küresel güçlerin isteklerini karşılar durumda. Tepki gösterirken, destek veriyor noktaya düşmek... Gündemimiz ise ÖSO... Kim bu ÖSO? ÖSO'nun ne olduğu ya da Afrin operasyonunun doğruluğunu veya yanlışlığını anlatmak niyetinde değilim; bunu yapan tecrübeli gazeteciler var. Benim derdim; Savaşta insan ölür!

20 Ocak'ta akşam saatlerinde Afrin operasyonunun başladığı ilan edildi. Operasyonun neden yapıldığını 'sorgulayan insan' kendi kendine sormaya başladı. "Bizim Kürt vatandaşlarımızla bir sorunumuz yok. Olay Kürt koridoru meselesi de değildir" diyen Cumhurbaşkanı, meğer 8 Temmuz 2017'de G20 zirvesi sonrası "Kuzey Suriye'de sözde bir Kürt devletine müsaade etmeyiz. Afrin bizim için tehdittir, gerekli cevabı vereceğiz" demiş.

ABD'nin destek verdiği PYD/YPG'ye karşı verildiği ifade edilen mücadelede CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da "Ortadoğu'da PYD'ye meşruiyet kazandıran kim?" diye soruyor. Takvim gazetesi 21 Ekim 2014'deki 'Kardeşlik Koridoru' başlığıyla yayınladığı haberle yanıtlıyor: "36 gündür IŞİD kuşatması altında bulunan Kobani'ye karadan da askeri yardım gönderilecek. Peşmerge güçleri, Türk topraklarından geçerek PDY'ye destek verecek."

Cumhurbaşkanı öncelikle savaşa karşı olanları 'terörist seviciler', 'hain', daha sonra TSK'nın yanında mücadele eden ÖSO unsurlarını şehit ilan ediyor. Karşı söylemlere yönelik önlem olarak vatandaşlar, yazarlar, ünlüler, siyasetçiler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, linç ediliyor. Bir grup basın-yayın organı, kendini gazeteci-yazar olarak görenler de suikast timi olarak çalışıyor adeta hedef göstermede. Gerçekle yalan, doğruyla yanlış çukur medyanın elinde birbirine giriyor.

Gereksiz konuşanlar ülkesinde anayasa profesörü Burhan Kuzu'nun "ÖSO, Suriye'de tamamen yerli ve milli bir milis kuvvet." demesiyle ÖSO'ya daha bir dikkat çekiliyor. Dediğiniz gibi, "Bu millet, bu yalana inanmaz" herhalde.

Türkiye'den otobüslerle Suriye'ye nasıl taşındıklarına şahit olsak da gazeteci Erk Acarer'in, Fehim Taştekin'in yazılarında bahsettiği 'Suriye hükümetini devirmek' amacıyla kurulan İslamcı silahlı militanların bir zamanlar El Kaide'yle aynı cephede yer almasına rağmen birbirleriyle sıkça çatışmış ÖSO gruplarının Türkiye'de nerede kaldıklarını, ne zaman ülkeye getirildiklerini, hangi amaçla ülkede bulunduklarını sorgulamayacağız. Dahası Afrin'e yönelik operasyon bittikten sonra ne olacağını hiç mi hiç aklımıza getirmeyeceğiz.

İşin bizim medyamızda yer bulamayan boyutu ise Almanya'da yaşanıyor. 27 Ocak Cumartesi günü Köln'de 20 binden fazla Kürt, Afrin'deki operasyonu protesto etti. Almanya basınında Kürtler ve Türkler arasında korkutucu çatışmaların olmasının huzursuzluk verdiği belirtildi. Taşınan bir dövizde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya yapımı Türkiye bayraklı tankın üzerinde para dolu çuval sırtında Almanya Başbakanı Angela Merkel ile birlikte Kürt çocuklarını öldürenler olarak tasvir edildi. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'nun (UNICEF) protestodan bir gün önce yaptığı açıklamada Afrin'de en az 11 çocuğun öldüğü haberlerinin alındığı belirtilmişti.

Evinden, Türkiye basınından operasyonu takip eden bizler, operasyonun başladığını ilk duyduğumuz andan itibaren gözlerimizi, kulaklarımızı açtık, kaç şehit haberi gelecek diye bekliyoruz.

Savaşmaya, savaşın içinde tartışmaya devam ederken, yine ıskalıyoruz. Metal işçilerinin direnişlerini, nasıl zehirlendiğimizi, çöpe, araziye atılan bebek cesetlerini, hamile çocukları, katilleri, saldırganları, işsizlikten, ekonomik sıkıntıdan intihar edenleri, kendini yakanları görmüyoruz. OHAL'in dayattığı hukuksuzlukla, eğitimsizliğin getirdiği yıkımla konuşmuyoruz.

Barışımız daim olsun! Son zamanlarda 'barış' adı, 'barış' demek yasak olduğundan terör örgütleriyle mücadelemiz daim olsun!

Savaşta din ölmez, millilik ölmez, güç ölmez, rant ölmez, ırk ölmez; İnsan ölür! Önümüzde ısrarla bu yıl yapılacağı söylenen erken Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Biz yeni kutuplaşmamız savaş-barış oyununu alkışlayalım.

Duayen gazeteci Uğur Mumcu geçmişten sesleniyor: "Silahların sustuğu, düşüncelerin kır çiçekleri gibi açtığı günleri göreceklere ne mutlu!" Maalesef o mutlu gelecek biz değiliz.