Koronavirüs nereden ortaya çıktı?

Pelin AKDEMİR 22 Mart 2020 Pazar, 12:01

Dünyanın ana gündemi koronavirüs salgını. Kovid-19, 2019 yılının aralık ayında ilk olarak Çin'in Vuhan kentinde görülmeye başladıktan sonra hızlı bir şekilde dünyanın geneline yayıldı. 21 Şubat'ta İtalya'da yayılan virüs bir günde 400'den fazla insanın ölümüne neden oluyor. Merkez üssü Avrupa başta olmak üzere dünya teyakkuzda.

Dünya Sağlık Örgütü Kovid-19 adını verdiği virüsü 'pandemi' (küresel salgın) ilan etti, yapılan açıklamalarda her ülkenin kendi önlemini alması istendi. Çin ülke genelinde karantina uygulaması başlatarak yeni vaka sayısını günde bire düşürmeyi başardı. İnsanlar ölülerini bile gömemiyorlar.

İngiltere, 100'ü aşkın ölüme ulaşana kadar 'ölen ölür, kalan sağlar bizimdir' anlayışını benimsemişken okulları tatil etti, restoran, kafe, sinema ve tiyatrolar kapatıldı. Kuzey Kore, 'karantina marantina uğraşamam' dedi. İki virüs bulaşan insanı idam etti.

Türkiye'de son bir haftada vaka sayısında ikiye-üçe katlayan oranda artış var. Bize bulaşmasın anlayışıyla değil, başkalarını özellikle risk grubunda bulunan insanlara bulaştırmamak duyarlılığıyla evlerimizde kalıyoruz. Salgında risk grubunu yaşlıların oluşturduğu söylense de İran'da 3 yaşında bir çocukta, İngiltere'de yeni doğan bir bebekte görülmesi dikkat çekti. Salgın, yaşlılarda, hastalarda ve bağışıklık sistemi zayıf çocuk ve gençlerde ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Yani toplumdaki güçsüz bireylerde.

Her gün uzmanları izleyerek, takip ederek hepimiz koronavirüs uzmanı olduk. Konu üzerine çok fazla haberin olması bilgi kirliliğini de beraberinde getiriyor.

Öte yandan her geçen gün salgın üzerine yeni bulgular ortaya çıkıyor. Rusya'da bilim insanlarının koronavirüsün genom şifresini çözmeyi başardığı duyuruldu. Salgının başlangıcından üç ay geçmiş olsa da kafalarda soru işareti olarak duruyor, salgının nereden ortaya çıktığı? Bazı görüşlere göre yenilen yabani hayvanlardan ya da yarasadan denilse de henüz kesinleşmiş bilimsel bir kanıt ortaya konmuş değil. Bu belirsizlik farklı görüşlerinde doğmasına neden oldu.

Televizyon programlarında 'kapitalizm sisteminin farklı bir yöntemi' olabileceği konuşuluyor. Koronavirüs salgını aslında biyolojik bir silah mı? ABD'nin mi, Çin'in mi laboratuvarlarında üretildi?

Buna yönelik Nature Medicine Dergisi'nde virüsün yapay olarak veya laboratuvar ortamında üretildiğine dair hiçbir belirti göstermediği yazılmış. Son günlerde açıklanan verilerde, Kovid-19'un laboratuvar ortamında yani insan kaynaklı üretilmediği söyleniyor.

Fakat bu virüsün dünyada ekonomik dengeleri değiştirebileceği, birçok ülkenin ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya gelebileceği para politikaları takip edildiğinde yadsınamaz bir gerçek olduğu açıkça görünüyor. Kapitalizmin ise zaten 'işleyen sistemini bozmak' için bir virüs salgını ile 'yeni kapitalist dünya düzeni' kurmasına ihtiyacı olmadığı görüşündeyim. Dünyada 'üst akıl'ın kullandığı ve her dönem geçerli olacak bir yöntemi var ki o da; tohum ve bilim.

Doğa kendi nüfus planlamasını mı yapıyor, her zaman dengesini koruyacak bir yöntem mi buluyor acaba? Kendi kurallarıyla; güçsüzler ölür, güçlülerse yaşamaya devam eder mi sonucu çıkıyor?