Hükümsüz ölüm

Pelin AKDEMİR 17 Kasım 2017 Cuma, 15:21

Türkiye'deki basında yer almadı onların yolculuğu. Vatanları farklı, gittikleri ülke farklı, ölümleri hep aynıydı. Ve bizim gündemimiz her zamanki gibi oldukça yoğun, içi boş siyaset. Bu kısırdöngü siyasetten başımızı kaldırıp başka hayatlara bakmaya zaman var mı?

Dünya yeni bir gün görmesin ki yeni ölümlere çağrı yapmasın. Hükümsüz ölüm, siliniyor adı, varlığı. Varlığı, anasının rahmine düştüğünden beri rahatsız. Özgürlüğü daha o anda alınıyor elinden. Dünya düzeninin böyle olduğunu son nefesinde öğreniyor.

Bu insanlık trajedisi de İtalya açıklarında göçmen teknesinde geçiyor. Yaşları 14-18 arasında olan 26 kız çocuğunun cesedi bulunuyor insan tacirlerinin elindeki teknede. Nijeryalı oldukları tahmin ediliyor. Cinsel saldırı ve cinayet şüphesi araştırılıyor.

Yarısını Nijeryalı kadınların ve kız çocuklarının oluşturduğu yaklaşık 50 bin yabancı kadının insan tacirleri tarafından iş vaadiyle kandırılıp İtalya'ya getirilmesi ve seks işçiliğine zorlanması bir kez daha bu olayla gündeme geliyor.

İtalyan gazeteci Sabika Shah Povia, "Bu 26 kadının hayatları, bizim sınırlarımız ve insanlık dışı yasalarımız nedeniyle parçalandı. Salerno Valisi 'bu kadınları birileri öldürdü' diyor. Bu 'birileri' biziz, bizim kayıtsızlığımız" itirafında bulunuyor.

Bu kayıtsızlığın sadece İtalya ile sınırlı kaldığına kim inandırabilir ki kendini. Türkiye'nin hemen hemen her gün çeşitli şehirlerinde yaşanan hükümsüz ölümlerine olan duyarlılığımız göz yaşartıcı değil mi?

Ne geldikleri yerde umut vardı, ne gidecekleri...

14-18 yaşlarında 26 candı.

Aldıkları mesafe ölüm yolculukları,

Kara lekeli ellerin yok ettiği yaşamdı.

Ne ilklerdi, ne son kadınlar...

Göçmen teknesinde bedenleri.

Hangi çaresizlikte kapandı gözleri,

Katilleri bizim kayıtsızlığımızdı.

Hükümsüz ölüm, yaşını değil cinsiyetini sorguladı,

Son anında hissettiği varlığından pişmanlıktı.

Yaşıyor katilleri arsız, duyarsız...

Hükmettikleri 'Eyy büyük dünyaydı'