Geçmişin fotoğrafından günümüzü anlamak

Pelin AKDEMİR 27 Haziran 2020 Cumartesi, 11:23

Bir fotoğraf önünüze düşünce düşünceler sarar benliğinizi. Ercan Kesal ve Enis Rıza'nın "Zamanın İzinde" kitabında fotoğrafları konuşturduğu gibi.

Bursa'dan, 1950'lerde verem ile mücadele edildiği yıllardan bir fotoğraf gördüm kitapta. Geçmişin fotoğrafında Kesal'ın günümüzü de aydınlattığı sözleri vardı.

Ercan Kesal, fotoğrafın altına not düştüğü yazıda "koruyucu hekimlik" tanımını anlatıyor. Koruyucu hekimlik; sağlığı sürdürmek, hastalığın hastalık ortaya çıkmadan önlenmesi, tedavinin hastalık ortaya çıkmadan önce veya erken dönemde yapılmasını sağlayan tüm sağlık hizmetleri.

Yazısında, koruyucu hekimlik tanrıçası Apollon'un kızı Hygia'nın da adını geçirdiği Kesal, "Hygia'nın tüm koruyucu sağlığı, çevreyi, psikolojiyi temsili Antikçağ'da yaşamsal öneme haiz bir anlayıştan kaynaklanıyordu: 'Sağlığı kaybettikten sonra, kazanmak daha zordur'" diyor.

Dünyaya Aralık ayında, Türkiye'ye ise Mart'ta kendini gösteren bu pandemi sürecinde bu cümle daha bir anlam kazanıyor...

'Sağlığı kaybettikten sonra kazanmak daha zordur'

Özellikle rehavete kapıldığımız şu yaz günlerinde, her gün karşımıza konan acı tabloya rağmen. Umursamazlığımızın bir başka cana mal olabileceğini hiç düşünmeden. Maskesiz sokağa çıkmanın yasak olduğunu, yasağı geçsek de sağlığımızı, bir başkasının sağlığını etkilediğini bile bile maskesiz sokağa çıkarak.

Ercan Kesal'in fotoğrafa düştüğü notlardan:

"1930 yılında çıkartılan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'yla devletin veremle savaş konusundaki tercihi ve iradesi ortaya kondu. Buna en yalın örnek: Verem Dispanser hekiminin aldığı maaş dönemin milletvekili maaşının üç katı kadardı."

Ercan Kesal, günümüzde sağlıkta gelinen noktayı en güzel cümleleriyle eleştiriyor.

"Veremle savaştan kalan ve insanın içini ısıtan bu fotoğraf sağlığın pazar, hastanelerin işletme, hastanın müşteri ve ilacın ürün olduğu günümüzde fazlasıyla naif görünüyor."

(Fotoğraf: Verem ile Savaş Derneği, Bursa, 1950'ler. Enis Rıza Arşivi)