'Bize bir lider lazım'

Pelin AKDEMİR 13 Haziran 2018 Çarşamba, 15:27

Bursa'da şimdiye kadar üç cumhurbaşkanı adayı miting düzenledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Devlet Bahçeli salon toplantılarında konuştu. Üç cumhurbaşkanı adayının mitinglerini izledim. Mitinglere ilişkin dikkatimi çeken konular üzerinde bir karşılaştırmayı sizin de dikkatlerinize sunuyorum:

Oy oranını tahmin etmek amaçlı katılımın çokluğunu karşılaştırmanın seçim sonuçlarını doğru bir şekilde yansıtacağını düşünmüyorum. Yine de Temel Karamollaoğlu, oldukça az sayıda bir gruba seslenirken, Muharrem İnce ve Erdoğan'ın mitingleri kalabalıktı.

Mitinglerin geç başlama sorunu; Muharrem İnce, şehit ailesine yaptığı ziyaretten dolayı mitingine bir saat gecikmeli başladı. Temel Karamollaoğlu da bir saati aşkın bir süre sonra miting konuşmasına başladı. Ak Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından saat 15.30 olarak duyurulan mitingin 18.15 civarı başlaması ve havanın sıcak olması insanların miting alanını terk etmesine neden oldu. Ak Parti'nin cumhurbaşkanı adayı Tayyip Erdoğan, konuşmasının başlangıcında miting saatinin yanlış duyurulduğunu söyleyip, kendisini dinlemeye gelenlerden helallik istedi. Zoraki getirilen grubu saymazsak hiçte azımsanmayacak sayıda seve seve bekleyen kişiler için sorun yoktu.

Miting bayrakları; Muharrem İnce'nin mitinginde sadece Türk bayrakları asılıydı ve insanların elinde Türk bayrakları ile bazılarında Muharrem İnce'nin resmi vardı. Mitinge eşlik eden slogan 'Hak, hukuk, adalet' idi.

Temel Karamollaoğlu'nun mitinginde Saadet Partisi'nin bayrakları vardı, sloganı 'Bilge Başkan' idi. Tayyip Erdoğan'ın mitinginde Ak Parti bayrakları her yerde asılıydı, bunun yanında bazı vatandaşların ellerinde Türk bayrakları da vardı. Alanda Erdoğan'ın Osmanlı tuğrası ile birleştirilmiş resmi vardı, sloganı 'Recep Tayyip Erdoğan' idi.

Haremlik - selamlık miting; İnce'nin mitinginde kadınlarla erkekler birarada bulunurken, Karamollaoğlu ve Erdoğan'ın mitinglerinde kadınlarla erkekler ayrı bölümlere alındı.

Güvenlik önlemleri; Yolların kapatılmasını, ulaşımın bir tek Erdoğan'ın ya da Ak Parti mitinglerinde bedava olduğunu malumunuz olduğunu belirterek, sıkı güvenlik önlemlerine gelelim. Gerçi İnce'nin mitingi de kalabalık olmasına rağmen sadece bir kontrol noktası vardı. Erdoğan'ın mitinginde ilk kontrol noktasında pet şişe sularını da topladılar. İkinci kontrol noktasında, yanımda laptopum olduğu için içeri alamayacaklarını söylediler. Kadın güvenlik görevlisi çantanın içine bakarken küt diye çıkardı defteri ve Uğur Dündar'ın 'Geldikleri gibi giderler' kitabını. Neyse ki defter kitabı kapatmıştı ama 'defteri de alamayız' dedi. 'Bomba olabilir, nereden bilebiliriz' diyerek almadıkları laptop için haklılar da defterin ne gibi bir sakıncası olabilirdi?

Miting alanına sandaletle girmeye çalışan bir vatandaş da aynı muameleye maruz kaldı. 'Bu ayakkabıyla alamayız' dedi görevliler. Sebebini anlayan varsa beri gelsin.

Erdoğan'ın mitinginden bir anekdot

Benim gibi mitingi dışardan izleyen 48 yaşında serbest meslek sahibi bir vatandaş, "Partiyle alakası yok, bize bir lider lazım" diyor. Emeklilikte yaşa takılan bu kişi Erdoğan'ın neden partiye değil de sadece kendisine oy vereceklere kızmasını ve 'münafık' olarak addetmesini anladım. Partiyi kimse tanımıyor, bu kitle Erdoğan'a tapıyor adeta.

Muhabbet ilerledikçe konu öğretmen atamaları ve mülakatlara geliyor. Mülakat mağduru bana, "İl Başkanlığına git, kadronu sor." diyor.

-Konuştuğumuz kelimeler farklı olsa da anlamları aynı kapıya çıkıyor.-

"Ben gidemem partiye"

"Bu devran böyle dönüyor"

"Bu devranı değiştirelim"

"Her gelen aynısını yapacak zaten"

"Bu düşünceyi değiştirelim"

Orada tıkanıyoruz ikimizde. Beynimizin körleştirildiği bu düşünce biçiminin geleceğimiz için değişmesi gerektiğini bilerek, susuyoruz.

Diyor ki, "Kadrolar (böyle bir şey olmadığını söylemiştim) İl Başkanlığına geliyor, orada belirleniyor."

"Benim gideceğim yer Milli Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı olur, hak arayışında ise yargıdır."

"Öyle ama İl Başkanlığına git, sor. Başkan, yardımsever adamdır."

Benim vicdanım el vermiyor, o bana particilikle yardım etme çabasında. Acıdı bana, kendi yıpranmışlığına aldırmadan.

İktidar seçmeninden oy alabilmek

Erdoğan'ın elinde İnce'ye karşı mitinglerinde kullandığı sadece iki argümanı var. Birincisi, İnce'nin Kılıçdaroğlu'nu eleştirdiği video görüntüsü. Parti içindeki rakibini eleştirmek aslında garipsenecek bir durum değil. İkincisi muhalefete ve İnce'ye söylediği ağır sözler. Erdoğan'ın haddini aşan söylemleri, eleştiri olarak kabul edilemez boyuta ulaştı. Erdoğan, kendi gündemini oluşturma çabası içinde oladursun asıl sorgulanması gereken taparcasına bağlılık gösteren kitle.

Önemsememiz gereken Erdoğan'ı isteyerek dinlemeye gelen bu kitlenin bakış açısı. Değişmesi gerekende bu bakış açısıdır. "Adam çalışıyor, yapıyor", "Her gelen aynı şeyi yapacak zaten" gibi kendini sabitlemiş düşüncelerin değişimi iktidarda ve muhalefette oy oranlarını etkiler.

Muhalefetin kendi içinde birbirine oy devşirmesinden ziyade iktidar seçmeninden oy alabilmesi gerekir.

Beyni ve düşünceleri körleştirilmiş bu seçmen grubunun duyguları halen daha mevcut. Bir çıkar yol varsa bunu insanların duygularına, yaşantılarına seslenmekte aramak lazım. 'Onun gibi düşünmüyorum' diyerek konuşmayı, anlatmayı bırakmadan, bu büyük hataya düşmeden. Seçenin seçilenden daha güçlü olduğunu hatırlayarak.