6 asırlık yaşamların izleri; Sorgun Köyü

Pelin AKDEMİR 29 Eylül 2019 Pazar, 23:54

Sorgun Köyü, Bursa'nın Keles ilçesine bağlı bir dağ köyü. Sorgun Köyü'nde yaşayanların tarihi Karakeçili Yörüklerine dayanıyor. Sorgun Köyü sütüyle, peyniriyle, geleneksel bebekleriyle ünlü bir köy. Köyde günde yaklaşık 3 tona yakın Kocakovacık, Düvenli ve Sorgun Köyü'nün sütleri işlenerek Sorgun Peyniri elde ediliyor.

Bir grup gezginci ve uğraşı olarak fotoğrafçılığı tercih etmiş Morena Fotoğraf Grubu ile yaptığımız gezide Sorgun Köyü'nü ve köy sakinlerini tanıma fırsatı buldum. Bir yandan köyün tarihini, köylülerin meşguliyetini öğrenirken bir yandan da yaşanan sıkıntıları köy muhtarından dinledim.

Sorgun Köyü, Bursa'ya 83, Keles ilçesine ise 21 kilometre uzaklıkta. İnegöl tarafından gittiğimiz Sorgun Köyü'nün yolları dolambaçlı ve bozuk. İsaören, Çayyaka, balık restoranlarının bulunduğu Boğazova Yaylası, Kocayayla Piknik Alanı'ndan geçerek vardığımız Sorgun Köyü'ne yolculuk yaklaşık 2 saati buldu.

Köy meydanında bulunan köy kahvesinde yaptığımız kahvaltının ardından köy muhtarı ve köy sakinleri ile birlikte köyü gezmeye başladık. Köylüler, 2012 yılında yapılan aşevinin üst katını müzeye çevirmiş. Tarımda, günlük hayatta eskiden kullanılan araç gereç ve eşyalar şimdi bu müzede sergileniyor. Öküz arabası, kara sapan, at eyeri, bebek beşikleri, tahıl dövülen gemi, geleneksel kıyafetler, eski dikiş makinesi, odundan yapılmış anahtar kilidi, su taşımak için kullanılan küpler gibi bir çok eşyayı birarada görüyorsunuz.

Köy Muhtarı Necati Ekşi

Köyün konumu, nüfusu, eğitimi, mimarisi, ekonomisi, gelenek ve görenekleri üzerine bilgiler ve geçmişte çekilen fotoğraflar müzenin duvarlarını süslüyor. Keles'in usta çınarı Köy Muhtarı Necati Ekşi, yıllar önce çekilen bir resmi göstererek, darbukayı kendisinin, bağlamayı oğlunun, klarneti ise küçük kardeşinin çaldığını belirtiyor.

Sorgun Müzesi'nin manzarası da sergilenen eşyalar kadar güzel. Müzenin balkonundan köy manzarasını izlediğimiz esnada köy muhtarı da bize köyün güzelliklerini anlatmaya devam ediyor. Eskiden harman olarak kullanılan alanların hepsinin şimdi ev olduğunu söyleyen muhtar, köy için yazdığı türküyü de okuyor:

"Sorgun'un altı harman

Etrafı yeşil orman

Karşıki çıplak tepeye çıksam

Kalmadı bizde de derman

Sorgun'un altı çayır

Arkası yukarı bayır

Her baharda yaparız

Belen gecesinde hayır"

Zanaatkar Emine Çiçek

Müze gezisinin ardından bebek yapımı için düzenlenmiş atölyeye gidiyoruz. Bebeklerin nasıl yapıldığını bizlere Emine Çiçek anlatıyor. Annesinden öğrendiği bebek yapımını 10 yıldır devam ettirdiğini belirten Emine teyze, bir ara tezgahın başına da geçiyor. Bir bebek 15 günde yapılıyor. Emine teyze Halk Eğitim'de bebek yapımı dersleri de vermeye başlayacak. Çok zahmet istiyor bebek yapımı. Bebeklerin tanesi boyutuna göre 100-150 TL olduğunu söyleyen Emine teyze, "Zahmeti çok ama insanlara da bu fiyat pahalı geliyor" diyor.

Atölyenin ardından köyü dolaşmaya başlıyoruz. Sorgun sakin bir köy. Köy nüfusu 850 kişi olarak görünüyor. Çocuklar sokaklarda oyun oynuyor, köy hayvanları sokaklarda geziniyor. Fakat köyün yaş ortalaması hayli yüksek. Genç nüfus neredeyse hiç yok. Köyü gezerken 90'ın üzerindeki yaşlarda olan köy sakinleriyle karşılaşıyoruz. Köyde herkesin bir uğraşı var. 74 yaşındaki Behice teyze ise cevizlerini ayıklamakla meşgul.

Ceviz ayıklamaktan kararmış ellerini bizlere göstererek anlatıyor Bursa'da yaşayan çocuklarını. Kabaklarını dizmiş bir kenara, "İstediğiniz kadar alın" diyor.

Eski köy evlerini geçerek Belen Tepesine ulaşıyoruz. Belen Tepesinden manzarayı izlerken Köy Muhtarı Necati Ekşi, yörenin özelliklerini anlatmaya başlıyor. 650 yıldan daha eski olduğunu öğrendiğimiz köyün yıllardır süren bir geleneği var. Ekşi, "600 yıldır her Hıdırellez'de bu tepede geleneksel yemeğimiz vardır bizim. İnanılmaz lezzetli olur. Bütün köylü evlerinde nesi varsa; bulgur, mısır, nohut, fasulye alır gelir. Belen Tepesi o kalabalığı almaz. İnsanlar hasretle beklerler o günü" diye anlatıyor. Muhtar Necati Ekşi'nin bir de sıkıntısı var, anlatıyor. Köylerin mahalle statüsüne geçirilmesiyle köyde kullanılan ortak binalar, aşevi, sağlık ocağı, okul gibi, Büyükşehir Belediyesi'ne kalıyor. Ekşi, çocukluk arkadaşı Celil amcayı göstererek, "Celil'in köyün girişinde çok güzel bir arsası vardı. Dümdüz yer. Takip etmedik, çok güzel arsaydı. Etrafı ormanlık olduğu için arsası Orman İşletmesi'ne kaldı. Diğer köylerden başladılar. Büyükşehir Belediyesi arsaları alarak satıyor. Düvenli Köyü, Kocakovacık Köylerinde başladılar arsalara el koymaya" diyor. İtiraz ettiğini söylüyor muhtar, ama bir sözü daha var: "Köylülere söylüyoruz, 'Vermeyin arsalarınızı' diye. Köylülerin kimisi diyor ki 'Büyükşehir alacak. Ne olacak ki?' Tabudan gelen çalışan bile söylüyor 'Arsalarınızı bırakmayın' diyor. Ben itiraz ettim. Güvenmiyoruz. Yargı bırakmadılar ki nasıl güvenelim." diyor.

"Bizim hayatımız buralarda geçti" diyerek gösteriyor muhtar, Belen Tepesi'nden Sorgun Köyü'nün çayırlarını, evlerini, barajını. Çocukluklarında hayvan otlattıkları yerler. Muhtar cebinden bir de yazdığı notu gösteriyor. Notta arsaların isimleri yer alıyor: Kocayayla, Harman, Akçapınar, Köprücek...

Belen Tepesi'ndeki sohbetin ardından köy meydanına geri dönüyoruz. Köyün meydanında daha önce farketmediğimiz tarihi eser sütunlarını dikkatimizi çekiyor. Sütunların eskiden Çıplak Tepe'nin olduğu yerde bulunan kiliseden getirildiği söyleniyor. Köye taşınan birkaç tarihi eser dışında köylü günümüzde kiliseden hiç eser kalmadığını, sadece birkaç yıkıntı tuğla olduğunu söylüyor. 3 parça kalan tarihi eserlerin ikisi bir binanın duvarına konulmuş.

Diğer sütun ise yıllar önce köyün meşhur demircileri olarak tanınan aile tarafından alınarak odunluk olarak kullanılan küçük yapının kenarına konulmuş. Şimdi demircilerin ailesinden kimse kalmadığı için evleri de yıkık durumda.

Köyün sakinlerinden Hasan amca, Kaşıkçı İbrahim amcanın da tahta kaşıklar yaptığından bahsediyor. Köylülerin eğlencesinde olduğu gibi üzüntüsünde de hep birlikte olduğunu söylüyor. Hasan amca, demirci ailesinin önceden çalıştığı yerde şimdi cenazelerde köy kadınları tarafından yemek yapıldığını ve bütün köylüye yemek verildiğini anlatıyor. Köyün tarımı ise tamamen köylülerin kendi yiyeceklerini karşılamaya yönelik. Tarım yapan köylüler hayvan yeminin, gübrenin pahalılığından şikayetçi.

Ünlü Sorgun Peyniri'nin yapıldığı mandırayı da ziyaret ederek Sorgun Köyü'nden Behice teyzeyi, Emine teyzeyi, Necati amcayı, 90'lık nineyi, 96'lık dedeyi, sokakta salça kaynatan teyzeleri, fasulye ayıklayan nineyi ve köy hayvanlarını günlük işleriyle baş başa bırakarak ayrılıyoruz.