Barış'ın adı batan teknede ölmekti!

Pelin AKDEMİR 29 Nisan 2017 Cumartesi, 10:09

Binlerce hayatın yüzdüğü deniz. Hani kıyısında kıpırdamadan uzanan bebeklerin olduğu deniz. Biz 'mülteci teknesi' der geçeriz...

Yollar, umutlar, hayatlar geçer Anadolu'dan. Yazılmamış öyküler, duyulmamış türküler...

Daha ne kadar acı barındırır içinde gamlı Anadolu, bilinmez. Bilinenler, binlerce bilinmezlerin hikâyelerini de anlatırlar. 

Ölümün ırk, din, dil, mezhep ayrımı yoktur,
Ölüm Suriyeli, Afganlı, Türk'ü ayırmaz,
Ölüm memleketini sormaz,
Batan teknede farklı tek şey 'hayaller'.
Soğuk nefeste bir, sağır çığlıklarda.
Yazgı diye kabul edilen vahşet de bir,
Yaşamak için uzanan eller de.

Barış'ın hayalleri Ege'de kaldı.
Barış'ın yazgısı suların akıntısında.
Kemanının tınısı kıyılardan duyuldu.
Ölüm hep gençliğe mi düşer usta? (*)

Barış, geleceğin umut meyvesi,
Sıkı sıkı kenetlenmiş elleri göğsünde
Sevdasından tanırlar karalar ötesinde,
Deli çağlar her şey gerçektir düşlerde.
Barış'ın adı batan teknede ölmekti!

Barış; ailelerinden çalınan çocukların gözlerindeki hasretti...

'Çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın' diyen öğretmenin sesi...

Barış; Ethem için, İsmail için, Berkin için, Uğur için yıllarca gelmeyen adaletti...

O ekmeği hala bekleyen annenin haykırışı...

İnsanların linç edilmesini, gençliğin polis kurşunuyla ölümünü meşrulaştıran satılmış adaletin adı...

Barış; 11 yaşında karnında bebeğini taşıyan çocuk, 13 yaşındaki annenin boğazına geçmiş ilmiğin kaderiydi.

Parayla 50 yaşındaki adama satılan 12 yaşındaki çocuğun evcilik oyunuydu.

İzmir, Adana, Ordu, Samsun, Ağrı, Siirt, Kayseri...

Şehir ayırmayan küçük annelerin çocuğuyla beraber dökülen gözyaşıydı.

Barış; bir gün ışığında ortaya çıkan ceset kalıntısıydı.

İnsanlığı terk etti 'Barış'

Artık kemanının sesi Ege'nin sularından duyuluyor.

(*) Dize Zülfü Livaneli'nin 'Çırak Aranıyor' şarkısından alıntıdır.

@pelinak08