'Futbolda ilk 90 dakikalar çok önemli'

Özcan YAZICI 03 Mart 2019 Pazar, 01:13

Ünlü futbol üstadı Bobby Robson'ın sözüdür, "Futbolda ilk 90 dakikalar çok önemli" der.

Ne kadar doğruymuş; bunu Bursaspor-Sivasspor maçını izleyince bir kez daha gördük. 

Ama daha önemlisi, bunu koca bir kentin de anlamış olması. 

Dönüm maçı serisinde 2 hafta önce Rize'ye yenilmişsin, Başakşehir "projesi"nden tahminleri yanıltmadan puan çıkartamamışsın ve düşme hattı çemberine girmişsin... 

Yönetim genel kurul kararı almış, takımın umut ve güven tutkalı teknik direktörünün tansiyonu yükselmiş ve son iki maç sonu demeçlerindeki stres oranı artmış. Futbolcular ise, "mücadele övgüleri" arasında giderek gerginleşmiş ve hatta bir futbolcun sahayı terk etmeye yeltenmiş!

23 haftada 4 galibiyet, 7 mağlubiyet almışsın. 19 gol atmış, 26 gol yemişsin. 12 de beraberlikle sahadan ayrılmışsın. 

Ligin en az galibiyet alan 3 takımından birisin. Akhisar'dan sonra en az gol atan ikinci takımısın. En az yenilen takım kimliğin örselenmiş...

Şampiyonluk görmüş camianın, son iki sezonda yaşadığı "küme düşme" kaygı ve travması bir an önce tehlike bölgesinden uzaklaşma telaşıyla hemen her maçı "dönüm maçına" dönüştürmüş, ama beklenilenin aksine bir türlü o maçlarda "dönülememiş."

Sakatlıklar, cezalar, sözleşmesini fesh edip gidenler, transfer yapamama yetmezmiş gibi, kaçan pozisyonlar, kaçan penaltılar tuz biber ekmiş...

Yani maç öncesi manzara-i umumiye parlak değil!

Elin ayağın dolaşması, karamsarlık ve panik için her şey müsait!

Ama üstat "futbolda ilk 90 dakikalar çok önemli" derken boşa konuşmuş olamaz!

Ne yaşarsanız yaşayın, takım ne durumda olursa olsun, genel ahval ne olursa olsun, maç hakem ilk düdüğü çaldığında başlıyor, son düdüğü çaldığında sona eriyor. Ama bu oyuna ruh katan, güzellik, heyecan, hüzün, keder, öfke katan yalnızca "sizi o ilk 90 dakikaya" götüren maçın öncesi ve sonrası camiayla birlikte, bir bütün olarak yaşadıklarınız...

Bir dönüm maçı için daha futbolcular sahaya çıkarken, bir hafta boyunca kentte esen "Başka Bursa Yok" çağrıları etkili olmuş ki, futbol oynamak için her şey müsait hale gelmiş. Yönetim, teknik heyet, futbolcular, medya ve daha önemlisi taraftar iç muhasebesini yapmış...

Maçın başında esen kısa bir "vur kır parçala, bu maçı kazan" terennümü bir kenara bırakılacak olursa, ne bir kem söz edildi, ne de bir futbolcunun kalbi kırıldı. 

Maçın ikinci yarısında Sivasspor kalecisi Tolgahan ile yaşanan kısa gerginlik bir kenara bırakılacak olursa maçta futbol adına her şey vardı. 

Maçın herhangi bir anında suçlunun arandığı, bulunduğunda derhal vurulduğu, hükmün anında verildiği, kafaların ve ruhların dağıldığı bir atmosfer yoktu.

Yalnızca futbol vardı.

Sivas attı, Bursa yakaladı; Bursa attı, Sivas yakaladı. Ama büyük tecrübenin dediği gibi 90 dakika, son dakika bitmeden futbol bitmedi.

Öfkesine yenilip, Sivasspor'un ikinci golünden sonra tribünü terk edenler çok üzüldü.

Futbol bir oyun ve bu oyunu sanılanın aksine en iyi oynayan her zaman kazanmıyor, ama mutlaka en az hata yapan kazanıyor!

Ve en az hata yapan yalnızca futbolcular ve teknik heyet değil camianın hepsini kapsıyor.

Sivasspor maçında Bursaspor taraftarı, oyuncusu, teknik heyeti ve kentiyle en az hatayı yaptı. Hep birlikte futbol düşündü, futbol istedi, futbol oynadı.

En ufak bir hatada futbolcu yuhalanmadı, mağlup duruma düşünce daha ilk dakikadan itibaren "yönetim istifa" diye bağırılmadı. Aytaç Kara'nın küçük bir hamlesi olmasa hakemle bile uğraşılmadı. 

Bursaspor camiası doğruyu 24. Haftada buldu. 

Bana kalırsa bu maç "dönüm maçı" oldu; ama bu alınan 3-2'lik skorla olmadı; kentin "sevgi, huzur ve sabırla" birleşmesiyle oldu. 

Bunun içindir ki, 90. dakikada yenilen gole 90+7'de yanıt verme şansı doğdu. Üstat Bobby Robson yoksa boşa söylemiş olamaz, "Futbolda ilk 90 dakikalar çok önemli" diye...

Sivasspor maçından sonra camianın doğruyu bulduğunu ve gerisinin geleceğini ve takımın bu sezonu ilk 10'un içinde bitireceğini düşünüyorum.

Maça ilişkin bir iki ayrıntı da eklemek gerekir.

Dün bir kez daha gördük ki, defansif ve gerektiğinde ofansif katkısıyla Badji takıma büyük katkı sağlıyor. 

Batalla'ya alışmış olan taraftar Aytaç Kara'da bir Batalla görmeyi bir kenara bırakmalı ve Aytaç'ın bu takım için şu anda ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu anlamalı. Bu, yalnızca attığı gollerde değil, hırsı, arzusu ve ısrarında gizli.

Okan Yılmaz'dan sonra Bursaspor yıldız forvet sıkıntısı çekmeye devam ediyor. Neredeyse gol atmayanın dövüldüğü şampiyonluk sezonu dahil takım hala golcüsünü arıyor. 

Okan ve Muhammed, hala deneyimli bir kalecinin arkasında yeterince bekleyememenin eksikliğiyle hatalı goller yemeye ve yer değiştirmeye devam ediyor.

Yusuf Erdoğan vakasından Yusuf dahil herkesin ders çıkarması gerekiyor. Yusuf için: Kulaklar tribünde profesyonel futbol oynanmaz. Taraftar için: Bir iki hata yaptı diye futbolcu protesto edilmez.

Sivasspor maçında gördük ki, Ramazan, Burak gibi genç oyuncular takımda yer bulmak istiyorlarsa, hem teknik, hem de mental açıdan kendilerini daha fazla geliştirmeliler.