Köylüler 90'lık nineye sahip çıktı, Tahtakale'yi bastı!

Okan ARAS 18 Eylül 2019 Çarşamba, 14:44

Ülkenin gündemi 91 yaşındaki köylümüz Zeynep Karabıyık ninemizin yetiştirdiği incir, elma ve patateslerini Bursa Tahtakale Köylü Pazarı'nda satmak istemesiyle başlamıştı...

Emir kulu zaptiyeler; pardon zabıtalar apar-topar/çar-çabuk sepetleri kamyonete yükleyip, geride feryat ve ilenme bıraktılar.

Ama her şey burada bitmemiş anlaşılan...

Ve film şeridi geçiyor önümden:

***

Bildim bileli bu kentte yaşıyorum; dedelerim de taaa 1877 yılında göç etmişler buraya. Karış karış da bilirim hani sokaklarını....

Bu günlerde ülke gündeminde Tahtakale var.

Köylü bir annemize yapılan selesinin-sepetinin Osmangazi Belediyesi tarafından toplanması hoş durmadı...

Osmanlı döneminden önce burası Taht-El Kale ve atların bağlandığı bir nevi revirmiş. Osmanlı döneminde çarşı-pazar olarak kullanılmış. Günümüz diline devşirme yaparsak Tahtakale; Kale Altı oluyor...

Bildiğimiz o ki; bölgede3-4 kuşak devam eden esnaflar var.

Bölge eski olunca; efsaneler, hikayeler de bitmez elbette.

Mesela; 2. Dünya Savaşı öncesinde Karacabey Ovası, leylek ve kartalların kavgasına sahne olur. Halk "galiba kıyamet kopacak" diye çokça konuşur; ki ardından kıyamet benzeri ikinci paylaşım savaşı bütün dünyayı saracaktır...

İşin ilginç yanı, yaralanan leylekler Tahtakale'ye getirilir ve esnaf kendi olanaklarıyla bu güzelim canlılara bakar.

Güzel insanlar...

***

Cilt dükkanında başlayan yangın 1958 yılında Kapalıçarşı'yı kül ettiğinde, bölge esnafı doğal olarak en yakın yeri, Tahtakale'yi seçerek, bölgenin cazibesini de yükseltir...

Ancak 40 yıl sonra 1998 yılında bu kez Tahtakale Han tamamen yanar; ilgisizlik duyarsızlık tavan yapar, kimse elini atmaz...

Günümüzde; özellikle yoğun nüfus, trafik sıkışıklığı ve park zorluğu nedeniyle zor dönemeçlerden birini daha yaşıyor bölge.

Unutmadan ifade edeyim ki; halen en taze ve organik-doğal ürünler bu pazarda.

Dağ bölgesinden köylülerimizin getirdiği ürünlerin tadı bambaşka...

İşte 80 yaşında ve elindeki değnek ile ayakta zor durabilen Zeynep ninemiz de; nefis incir, elma ve patateslerini Tahtakale'yi getirmiş.

Gel gör ki; yaptığı tanıtımlarda "köylü pazarını yeniledik" diyebilen Osmangazi Belediyesi, bu söylemin bir süsten ibaret olduğunu sanıyor. Nitekim, zaptiye güruhu (ay yine yanlış yazdım) zabıta emir erleri olacaktı, hücum borusuyla birlikte ninenin sepet ve kasalarına anında el koyuvermiş.

Nenemiz mi ?

"Yazıklar olsun be; öldürün bu milleti" demekten başka ne yapsın.

Güzel insan...

***

İşte bu minval üzerinde yattım dün gece. Gözümde iki damla yaş, kafamda deli düşünceler...

Hani her şeyi pahalı yapan aracılar vardı, piyasada onların yüzünden kıtlık ve fiyat artışı vardı.

Oysa, kapitalizmin özü bu aracılık sistemini dayanıp, bunların alayı "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" diyen zihniyet değil miydi ?

Göstermelik olarak tanzim satış noktaları açıp, halde 5'e aldığını, 4'e satanlar; her bölgeye tanzim satışı açacaklarının palavrasını fütursuzca sergilemişti.

Seçim bitti, meydanlar boşaldı; ne tanzim satışı var, ne ortaya sıkılan palavralar...

Bakınız önünüzde ne güzel fırsat...

Bursa Tahtakale'de müthiş bir yer var. Üstelik Köylü Pazarı olarak asırlardır hizmet veriyor.

Pazarı yenileyenler de, köylü nineyi söküp atanlar da, aynı zihniyetin mahsulü ne yazık ki...

"Sonlarını da yine milletin efendisi köylü kardeşlerim getirecek" diye düşünürken, bir baktım, kadınlar yollara çıkmış bile...

Ne göreyim? Ellerine ne geçirdilerse minibüse, traktöre dolmuş Tahtakale Köylü Pazarı'nı basmışlar.

Kentli geçinen köylülerimiz de alkış tutuyor.

Büyük bir nümayiş olacağı, daha da büyüyeceği kesin.

Çünkü, çevre illerden de köylüler akın akın geliyor.

Güvenlik güçleri yolları trafiğe kapatmaya başlamış, tomalar filan hazır...

Ne yaptın Osmangazi Belediyesi ?

Nerede güzel insanlar ?

***

Manzara karşısında ağzımda birkaç dize birikti  birden:

O 'Yunus biçaredir,

baştan aşağı yaredir'

ağu içer su yerine.

Fakat bir kerre bir derd anlayan düşmesin önlerine

ve bir kerre vakte erişip :

'Gayri yeter !..' demesinler.

ve bir kerre dediler mi :

'İsrafil surunu urur

mahlukat yerinden durur'

toprağın nabzı başlar

onun nabızlarında atmaya

Ne kendi nefsini korur,

ne düşmanın kayırır,

'Dağları yırtıp ayırır,

kayaları kesip yol eyler abıhayat akıtmaya...

Güzel insanlar...

***

Kan ter içinde uyandım.

Açtım telefonu psikolog arkadaşıma, anlattım rüyamı, yorumlarını dinledim.

Bende saklı...

Size de tatlı rüyalar diliyorum sevgili Dündar; aman bi tarafınız açıkta kalmasın. Dikkat ! Havalar soğumaya yüz tuttu bile...