Bursaspor'un bu gününe 3 yıl öncesinden bir yazı

Okan ARAS 28 Mayıs 2019 Salı, 08:30

Şimdi konuşmak da yazmak da kolay elbette.

Mevcut Bursaspor yönetimine oy veren 1060 üye dahil, hep birden 'tu kaka' demek moda. Nasıl olsa katil-ler belli olmuş; asın gitsin...

Bu memlekette; dere geçerken yol gösteren çok olur-muş ya...

Ya da; iş işten geçtikten sonra, laf salatası yapmak da hüner sayılır.

Bursaspor ne yazık ki küme düştü; dönüşü de günün şartlarına göre, zordan da öte; olasılık yüzdesi çok düşük. Umarım yanılırım...

Aşağıdaki yazımın kimseye faydası yok biliyorum. Biliyorum da; bu yazı 2016 yılına ait. Bir solukta okuyun isterseniz; bu günü ve üstelik sonucu da yazmışım ince ayrıntılarıyla. Haklı çıkmanın rahatsızlığı ile üzüntülerimi bildiriyorum. Kongreler öncesinde tehlikenin kapıda olduğunu görmemek, ne büyük aymazlık-dı :

BİTİRİLEMEYEN BURSA

Biz oligarşik düzenin üyesi ya da destekçisi olan kişi ve grupları tanımlamak için 'oligark' deriz gülerek...

'Otoriter devlet üzerine kurulu radikal milliyetçi yönetim sistemi' pek revaçta bu günlerde. Oysa literatürde bu tanıma, Benito Mussolini öğretisi olarak 'faşizm' deniyor. 'Kavgam' gibi ne çok seveni var/mış meğer...

Farkında mısınız ?

Hala gelemedim Bursa futbol kulübünün bilmem kaçıncı paylaşım savaşına.

Yine bir kongre kaosu ve sözüm ona çok adaylı demokratik bir seçim olacak.

Öyle mi sanıyorsunuz?

Egemen güçlerin paylaşımı bu, emin olun.

Biraz kulak misafiri olanlar, biraz ilgisi ve de futbola üyeliği olanlar biliyor ki; herkes, birilerinin adamı olarak zikrediliyor.

Herkesin arkasında, bir ağa-bey-dayı aranıp, icazeti konuşuluyor.

Kentin sahibi halkımız değil ki; popülizm yapmaya da gerek yok nitekim. Egemenler işaret eder, üyeler seçer...

'Plan, proje filan savsata; para var mı para' diyen topluluk ne de çok ses veriyor, yönlendirilmeye müsait olduğunun altını çizerek.

YÖNLENDİRENLERE BAKIN

Cebinde parası yoksa, korkutma zaten hazır :

-  Her önüne gelen aday olmamalı!

Nasıl demokrasi ama?

Güldürmeyin...

'Filanca filancayı sayma, başkanlık şunla/bunun arasında geçer' söylemleri, skor yazarlarının kanalizasyonudur aslında.

Egemenlerin kulaklarına fısıldadığı, dayatmasıdır.

Kendi söylediklerinden tahrik olanların, sonradan da kendisinin de inanma meselesidir bu çukurlar...

Kimse başkanlık ekibinden söz etmez mesela.

Hep bir 'kurtarıcı' vardır ve dünyayı/pardon kulübü onun etrafında döndürmek isterler.

Dön hacı/baba dönelim...

MÜSTEHAK...

Az dinleyin ortalığı; kentin iktidarını bırakmak istemeyen zihniyet ile, gücüne güç katmak isteyenlerin ayak oyunları var/dır futbolun içinde...

Ve ne komiktir ki; bu kez egemenler, iki adaya da şirin görünüp mavi boncuk dağıtıyor.

Bursa'ya, futbol kulübüne, taraftara ya da demokrasiye filan inandıklarından dolayı değil.

Hangisi başkan olursa olsun 'benim adamımdı' diye şişinebilmek için.

'Biz hala buradayız' sinyali değil bu, düpedüz orada olduklarının kanıtı.

Bırakın kulüp başkanı olmayı, divan için bile 'olur' gerekir bu coğrafyada.

Üç milyonluk kentin futbol takımı giderek dibe yerleşiyor/muş; ona ne?

Timsah gözyaşıdır o...

'Benim dediğimi yapmadılar, müstehak' gerinmesidir billah...

Acısını, karşılıksız sevgisi ile taraftar  çeker sadece. O da küfürden başka şey bilmez çoğu zaman...

YÜZÜ KIZARMAYANLAR

Bir lise gençlik komisyonunun dahi, daha görkemle açacağı stadyumu bile eline yüzüne bulaştıran bir kent burası.

Taraftarından dahi korkan, onları davet edemeyen zihniyetin yeri.

Demokratlar/mış... Gülmek ne kelime, ağlarım yav...

Dünyada ödül almış stad projesinin 450 günlük bitirilme hedefini, 1665 günde dahi tutturamayan bir ekol bunlar.

Atatürk Stadyumu'nun yağmalanmasına davetiye çıkaranlar, Süper Lig şampiyonu olmuş futbol kulüplerinin maçını, kendi sahasında değil, Balıkesir'de oynatılması karşısında utanır mı ?

Neyin aymazlığı bu peki?

'Ben yaptım, oldu' demekle, olmuyor işte.

Olursa da, bu ayıp ile yüz yüze kalıyorsunuz. Yüzünüzün kızarıp kızarmaması size kalmış. Ne diyeyim?

DİKKAT !

Acı günler yakında da olabilir ey taraftar, ey Bursalılar!

Gidişat hiç de iyi değil zira...

Sezon başlamadan önce 'bu takım ile bir alt lige gitme riski yüksek' dediğimde, futbol uleması dostlarımın savunması çok enteresandı:

-  Yok o kadar değil, orta sıralarda kalır bu takım. Çünkü, diğer takımlar bizden de kötü...

Nasıl mantık ama, inanın yönetim de aynısını düşünüyordu...

Hesap uymadı...

Toz duman içinde, kongre havası ağır aksak...

Şimdi; kongre, ibra, başkanlık, transfer istemi filan derken, büyük çatırtılı bir kongre de olabilir ufukta.

Aman dikkat!

Kimine göre 450 milyonluk bir borç, hemen ödenmesi gereken yüksek miktarlar ve UEFA'da bekleyen cezalar ile üstüne eklenecek olumsuz hava...

Dikkat!

Cümbür cemaat devrilmektir bu.

3. lige kadar düşmezsek iyi...

Emeği geçenler de yukarıda; bi daha okuyun!

(2016 yılında yine www.bursaport.com'da yayımlanan yazım ne yazık ki kötü bir son ile tamamlanmış...)

KAHİN DEĞİLİM Kİ...

İşte böyle dostlar; bu coğrafyada kahin olmaya da gerek yok zaten.

3 yıl önce görüp yazdıklarımı bilen tek kişi değildim elbette. Mevcut durumu gören, hisseden ama farklı nedenler ile yazamayan/anlatamayan pek çok kişi vardı... Geç açılanlar; sonrasında ıkınarak ve de yutkunarak yönetimleri uyaranlar oldu tabii ki...

Ama nafile...

Omuz silkip 'hele bu sezonu atlatalım, sonra birilerinin sırtına atarız bu yükleri' düşüncesinde olanlar, ne yazık ki tarihin çöplüğüne gömüldü, gidiyor.

Çözüm, ülkemin spor anlayışıyla ters orantılı. Çünkü, olmayan spor politikalarıyla, hiç bir kulüp kalıcı başarılar elde edemez ki.

Bakınız futbol kulüplerinin sistematik olamayan yönetim anlayışlarına.

İyi dileklerimi sunmak dahi, başlı başına bir iyimserlik seremonisi...