Bu virüs dünyayı şekillendirir mi? (4)

Okan ARAS 24 Mart 2020 Salı, 14:18

Duyuyorum "şekillendirdi bile" diyorsunuz.

Doğru; değişim daha da devam edecek...

Dijital dünyanın pek çok noktasında, çok özel filmler ile korona virüsünün, bizlere unuttuklarımızı hatırlattığını ve özünde mevcut durumlarımıza dahi şükran duymamız gerektiği şeklinde mesajlar var.

Özetin özetinde "hepimiz eşitiz".

İyi bir başlangıç... Çünkü insanlar tasada birlik olmayı çok iyi beceriyor. Ve fakat sonrasında, mutluluk ve refah paylaşımı, bildiğiniz gibi adil yürümüyor...

- Kapitalizmin ruhu böyle...

MATEMATİK YANILMAZ

Sağlık ekonomisi uzmanı Prof. Dr. Onur Başer'in açıklamalarına dikkat kesilince, ürkütücü öngörülere ulaştım:

- Ekonomiye vurulan ilk yumruk, arz tarafından olacak. İkinci yumruk ise talep tarafından olacak. Arz talep etkisi, belirsizlik, önümüzdeki aylarda dünyayı ekonomik durgunluğa itecektir. Bu virüsün dünya ekonomisine etkisi SARS'ın 10 katı. Eğer haber alır almaz tedbirler alınmaya başlansaydı, dünyadaki vaka sayısı sadece 7 bin 250; ölüm sayısı da 270 civarı olurdu. Yani iki haftalık gecikme, vaka ve ölüm sayısını 20 kat fazla artırdı. Dünya salgını ciddiye almadı...

Başer'in bu söylemini, Almanya Başbakanı Merkel'in o müthiş açıklaması, "Almanya nüfusunun yüzde 70 kadarı enfekte olacak" sözleri ile birleştirdiğimizde, karşımıza inanılmaz rakamlar çıkar.

Nitekim; Harvard Üniversitesi'nden epidemilogist March Lipsitch dünya nüfusunun yüzde 40 ile 70 arasının bu virüsten etkileneceğini hesaplamış. Bir başka anlatım ile Merkel, ülkesi için işkembe-i kübradan atmamış.

- Korkunç; ama gerçek...

TÜRKİYE'nin DURUMU...

İşte burada, ne yazık ki daha ürkütücü sonuçlar var.

Üstelik; günlük 2 binin altında yapılan testlerden, sayıca henüz tam hazır olmadığımız solunum cihazlarından, yetersiz yoğun bakım ve karantina ünitelerinden ve hatta bir türlü yetmeyen maskelerden söz etmeyeceğim...

Lütfen dikkat buyurun, tane tane okuyunuz. Merkel'in ve Lipsitch'in yukarıdaki söylemlerini bir hatırlayın... 85 milyonluk ülkemde bu öngörüleri, yüzde 70 değil, alt seviyeden yüzde 40 kabul etsek; 34 milyon insanımızın enfekte olacağı ortaya çıkıyor.

İnanmak istemiyoruz elbette. Ama, çıkan sonuç bu...

Şimdi; devam edersek, bu pandemide ölüm oranının, yüzde 1-4 arasında değişim gösterdiğini dünya örneklerinden takip etmişsinizdir.

23 Mart 2020 gecesi resmi verilere göre bin 529 vaka ve 37 ölüm var. Yani her 100 vakada 2 insanımızı kaybediyoruz. (yüzde 2,41)

Çok yüksek bir oran, çok büyük tehlike.

Bu noktada yeniden hatırlayalım. Enfekte (bulaşma) oranını en düşük değerden (yüzde 40) alınca 34 milyon insanımıza bu illetin bulaşabileceğini yukarıda yazmıştık. Ve asıl sorun da bu :

- Çünkü, şu an ki ölüm oranı yüzde 2,41 seviyesinde olduğuna göre, 800 bin ölüm, üzerimize bir çığ gibi çökebilir.

Biliyorum; hepiniz kızıp bana küfür bile ediyorsunuz.

Anlıyorum.

Ben de ayrıntıları rakama vurunca şaşırdım; bu sonuçlar ile karşılaştım.

Umalım ki, bilim insanları, gerekli tedavi yöntemlerini,bir an önce geliştirebilsin.

Sözlerimi; Prof. Dr. Sinan Çavun'un söylemiyle bitirmek üzücü : "Bu yaşananları halen sinema filmi sananlar var. Daha filmin fragmanını dahi görmediniz."