Laik eğitim kötü olsaydı..!

Muhsin YAZICI 25 Mayıs 2018 Cuma, 02:38

Laik eğitim kötü olsaydı; siyasal İslamcılar çocuklarını Batı'ya, ABD'ye göndermez; Suudi Arabistan, Pakistan, Katar, Malezya, Afganistan'a gönderip okuturdu!

Laik eğitim kötü olsaydı; gelişmiş batı ülkelerine bütün İslam ülkelerinden kitlesel göç ya da göç hareketleri olmazdı? Siz hiç bir batı ülkesinden siyasal İslamın egemen olduğu ülkere kitlesel göç gördünüz mü? Suriye'den Suudi Arabistan ve Katar'a insanlar neden göç etmezler?

Din temelli eğitim nakilcidir, sadece var olanı aktarır. Doğruları mutlaktır, asla tartışmaya ve farklı düşünmeye izin vermez. Nakilci kafa yapısı kendisi gibi düşünmeyen ve inanmayan kişi ya da grupları yadsır ve sonunda baskı kurar.

Laik eğitim akılcıdır. Dinamik bir yapısı vardır. Değişime, tartışmaya ve gelişmeye açıktır. Farklılıklara her zaman saygı duymayı temel alır. Gerçek inanç özgürlüğü Laik toplumlarda sağlanır. Her inanç grubu kendi inancını özgürce yerine getirir.

Din temelli eğitimde kadın-erkek eşitliği her zaman sorunludur. Kadını sadece çocuk doğuran, ev işleri ile uğraşan biri olarak görür ve sonuçta kocasını mutlu etmesi gerektiğini savunur. Din temelli eğitim sonuçta yasaları dini inanca bağlar. Egemenliğin kaynağını, iradesini uhrevi olarak alır. Dünyevi egemenliği yani millet egemenliğini tanımaz. Onun içindir ki 'Millli egemenliğe dayalı Türkiye Cumhuriyeti'ne şiddetle karşıdırlar. Yasaların egemenliğini bir kere uhrevi kaynağa dayadığınız an, değişimi bir kalemde yok edersiniz. Dinamik toplum durağan bir topluma dönüşür. Eğitimde tek siyasi referansı din temelli olunca çağın gerektirdiği atılımı yapacak bireyi bulmayı bir kenera bırakın, yetkin, yetişkin, bilime inanmış bireylerin karşısına çıkacak kitleyi bulursunuz. Ve sonunda "Evrim Teorisi"ni lise düzeyindeki çocukların kafasını karıştırıyor diye kaldırırsınız.

Laik eğitim, bireyi kadın-erkek ayırt etmeden tüm yurttaşlara ortak eğitim vermeyi ve her bireye bir meslek kazandırmayı hedefler.

Siyasal İslamcılar, kapitalizmin getirdiği yıkımı laik eğitime ve laik yaşama bağlıyorlar. Ama lükse, ayrıcalığa siyasal İslam ileri gelenleri de aynı kapıtalizm hastalığına yakalanmışlardır. Müridlerine aksini söylemekten geri kalmazlar. Örneğin, lüksten uzak durun derken kendileri saraylarda yaşarlar, lüks arabalara binerler... Holdingleri vardır... Üretmezler... Sürekli tüketirler...

Şunu açık olarak biliyoruz ki, dini temeller üzerine kurulmuş siyasal sistemlerden demokrasi çıkmıyor. Yüzlerce yıldır yaşayarak öğrendik!

İslam coğrafyasının yıllardır yaşadığı dramın asıl nedeni de budur.

İslam coğrafyasında son 20 yılda milyonlarca insanın birbirini öldürmüş olması da tesadüf değildir, nedeni doğrudan din ve iktidar ilişkisidir... Akılcı çözüm yolları yerine kendi mezhep ve cemaat doğrularından başka doğru olabileceğini dahi düşünmeden ve kabul etmeden uzaktırlar. Taliban, İŞİD, Boko Haram ve Arabistan Yarımadasındaki tüm devletler aynı yolun yolcusudurlar.

Kuşkusuz bu "gerçek" iktidar isteyen bütün dinler ve inançlar için de geçerlidir.

Soruyu net ve açık olarak soralım: "Laik eğitimin uygulanmadığı ve başarılı olduğu bir ülke gösterebilir misiniz?"