Kızamık da yurtdışından sıtma da!

Kayıhan PALA 22 Nisan 2013 Pazartesi, 11:01

Söz konusu insan hayatıydı. Kızamık çocuk ölümlerine yol açabilen hastalıkların başında geliyordu ve kısa sürede yüzlerce hastaya kızamık tanısı konmuştu.

Salgının boyutunu anlamamızı sağlayan haber Kütahya'dan geldi. Kütahya Hava Er Eğitim Tugayı'nın bulunduğu yerleşke, bazı askerlerde görülen kızamık virüsü nedeniyle karantinaya alındı.

Sağlık Bakanlığı başlangıçta "reddet - rahat et" politikasını uygulamaya çalışıyor, ancak inandırıcı olamıyordu. Çünkü kızamık hastalığını "Sağlıkta Dönüşüm Programı"nın başarıları arasında sürekli gösteren ve olgu sayısının on binlerden ikiye düşmesiyle öğünen Bakan birden bire ortaya çıkan yüzlerce hastayı açıklamakta zorlanıyordu.

Sonunda "ikna edici" açıklama bulundu. Türk Tabipleri Birliği tarafından dile getirilen kızamık olgularıyla ilgili iddiaları değerlendiren Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye'de sayıları bazen yüzlere çıkan kızamık vakaları görüldüğünü, Bakanlığın aşılama yaş grubunda bulunmayan bu vakaların tümünün yurt dışından gelen virüsle kızamığa yakalandığını bildirdi.

Eski Bakan ayrıca "nadiren de olsa yurt dışı kaynaklı virüs olduğunda bulaşma riski oluyor ama toplumda bunun yayılması, sayılarının binlere ulaşması hiç bir zaman mümkün değil'' diyerek toplumu ferahlattı.

Ancak binlere ulaşmasının mümkün olmadığı iddia edilen kızamık olgu sayısı bugünlerde üç bine yaklaştı.

Kızamık sorunu bir yandan sürerken, bir yandan da sıtma hastalığı yeniden baş gösterdi ve on ilde sıtma alarmı verildi.

Aslında sıtma salgını haberini ilk kez Eylül 2012'de aldık; ancak kızamık da olduğu gibi toplumun pek ilgisini çekmedi. Medyanın büyük bir bölümü de önemli bir haber olarak vermeyi tercih etmedi.

Bakanlık öncelikle "son 2,5 yıldır yerli sıtma vakası görülmediğini" açıkladı ve "Ülkemizde çok az sayıda görülen vakaların enfeksiyonu yurtdışından almış vakalar" olduğunu bildirdi.

Bakanlığa göre, Mardin'in Savur ilçesinde yurtdışı seyahat öyküsü olan iki vatandaşımızda sıtma bulgularının görülmesi üzerine yapılan tahlillerde, sıtma oldukları tespit edilmiş; yapılan yaygın taramalarda toplam olarak 12 sıtma vakası tespit edilmişti.

Ulusal basında çıkan sıtma haberlerinin hemen ardından Türk Tabipleri Birliği (TTB); TTB-Halk Sağlığı Kolu öncülüğünde, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) ve Türkiye Parazitoloji Derneği (TPD) işbirliği ile sıtma olgularını yerinde incelemek için bir ekip oluşturdu. Ekip bölgede incelemelerde bulundu ve Bakanlık tarafından 12 olarak açıklanan olgu sayısının 206 olduğunu ortaya çıkardı.

Sıtma salgınında gözlenen en önemli sorunlardan birisi, aynen kızamık da olduğu gibi Sağlık Bakanlığı'nın tutumudur. Sağlık Bakanlığı'nın sıtma ile savaşım yerine sıtma olgularının ülke kaynaklı olmadığı, kökü dışarıda vakalar olduğu telaşına düşmesi düşündürücüdür.

Bakanlık bu süreçte önce salgınları gözden uzak tutmaya çalıştı; hemen ardından da olgu sayıları başta olmak üzere, salgınlar ile ilgili güncel bilgi ve verileri paylaşmamayı tercih etti.

Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın 2003'den bu yana yaşama geçmesi sonrasında bulaşıcı hastalıklar karşımıza salgınlar şeklinde çıkmaktadır. İshal (Malatya, Aksaray, Terme gibi), kızamık (Yurt çapında yaygın olarak), tifo (Van), Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (Kelkit vadisinden, diğer bölgelere de yayılmış durumda), neonatal sepsis (Manisa), kuş gribi (özellikle Doğu Anadolu) vb. salgınlar son dönem yaşadığımız salgınlara örnek verilebilir.

Kızamık ve sıtmayı yurt dışından, kökü dışarıda hastalıklar olarak göstermeye çalışmak sorunları çözmeye yetmemektedir.

Oğlu askerde iken kızamık nedeniyle karantinaya alınan bir anneye sorun bakalım, hastalığın yurt dışından gelmesi ile ne kadar ilgilendiğini göreceksiniz!

Çocuklarına sıtma tanısı konan aileler, kızamık ateşi ile acil servislere başvuran ana-babalar hastalığın kaynağı tartışması ile hiç ilgilenmiyorlar; istedikleri sevdikleri hastalanmasın diye önlem alınmasıdır.

"Sağlıkta Dönüşüm Programı" ile sağlık hizmetlerindeki entegrasyonun bozulması, bulaşıcı hastalıklara müdahalede geç kalınması, müdahale edecek birimlerdeki görev karmaşası, yerel yönetimlerle işbirliği sorunları ve yetersiz önlemler-denetim vb. yeniden yapılanma ile ilgili sorunlar olarak dikkati çekmektedir.

Yurttaşlarımızın ve elbette medyanın bulaşıcı hastalıklar ile ilgili duyarlılığının arttırılması gerekmektedir.

Saydamlık ve hesap verme - demokrasinin iki önemli bileşeni - başta temel sağlık hizmetleri olmak üzere ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin sunumu için ivedi olarak yaşama geçirilmelidir.