Muhalif milletvekili olmanın güçlüğü

Gürhan ÇETİNKAYA 08 Haziran 2020 Pazartesi, 07:07

Güzel ülkemizde yaşananlar umudumuzu kırıyor.

Hukuksuzluk, seçmen iradesine saygısızlık, hoşgörüsüzlük, antidemokratik uygulamalar giderek toplumu kalın çizgilerle ayrıştırıyor.

"Yurtta barış, dünyada barış" diyen bir liderin, Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiyesi'ne yakışmıyor.

Birkaç gün önce;

Muhalif partilerden seçilen üç milletvekilinin daha parlamentodaki üyelikleri AKP ve MHP 'li milletvekillerinin oylarıyla düşürüldü.

Bugünü dünden görmek için kahin olmaya gerek yok.

Planlandığı gibi yeri ve zamanı gelince devreye alınıyor.

Fare gibi avlarını üfleye üfleye ısırıyorlar.

Anayasaya aykırı olarak dokunulmazlıkların kaldırılmasına 'evet' oyu verildiği gün ilk harç konuldu.

Sonrası malum.

HDP'lilerle başladı milletvekili azilleri ve tutuklamaları...

En son yine HDP'liler yanlarında CHP'li bir milletvekili...

Önce azil hemen ardından daha parlamentoda verilen kararın mürekkebi kurumadan gözaltılar.

Bu kararın siyasi olduğuna şüphe yoktur ve toplumu biraz daha gererek olası bir erken seçime hazırlık yapıldığı gösterilmek istenmiştir. Daha da önemlisi "benden olmayan herkese bir gece ansızın gelebilirim" mesajıyla gözdağı verilmiştir.

Çünkü muhalefete haksızlık etmenin, saldırmanın, aşağılamanın ve hatta linç etmenin bir bedeli yoktur.

İktidar bloğunun ve onlarla bağlantılı sosyal medya klavyeşörlerinin tehditleri havada uçuşmaktadır.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara'da bir şehit cenazesinde saldırıya uğraması ve saldırganların cezasız kalması,

Referandumda mühürsüz oy pusulalarının kabul edilmesi,

Kazanılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin "hiçbir şey olmasa bile kesin bir şey oldu." denilerek tekrarlanması bugünlere tutulan projeksiyonun işaret fişekleridir.

Görünen o ki;

"Cumhurbaşkanlığı Hukümet Sistemi" olarak adlandırılan yönetim sistemi güç zehirlenmesine ardından diktatörlüğe doğru evrilmektedir.

"Ben yaptım, ben affettim, benim bakanım" biçimindeki sözlere bakılırsa memleketin tek sahibi vardır O da AKP'li Reis'tir.

Hayır efendim bu memleket bizim. Bakan da bizim, makam da...

Güçlü ve proje üreten akılcı bir muhalefetle saltanat sona erebilir.

24'ncü Dönem CHP Milletvekili Umut Oran'a göre;

"Öncelikle geniş kitlelerin heyecan duyacağı, içinde olmak isteyeceği 'fikirlerin ortaya konması' en büyük güç işaretidir. Zira vakti gelmiş fikirlerin önünde duracak hiçbir kudret yoktur. En alttan en üste kadar toplumun tüm kesimlerinin katkı koyacağı, demokratik bir bakış açısıyla oluşturulan fikirler toplumda heyecan yaratır.

Kırmızı çizgiler ortaya koymak ya da vazgeçilmez ilkeleri tespit etmek bir başka güç kazanma, gücü çoğaltma yöntemidir. Arkasında kararlılıkla durulan her bir kırmızı çizgi sadece muhalefet bloğunun ölüm-kalım çizgisini ortaya koymayacak daha önemli olarak 'iktidar bloğunun had çizgisini' de belirlemiş olacaktır. Böylece muhalefet unsurları 'dokunulmaz bir alan yaratarak aslında iktidar bloğunun kontrol sahasında bir gedik, bir özgürlük adası' inşa etmiş olacaktır. O alanın genişletilmesi de iktidara sürekli geri adım attırırken muhalefetin de gücünü arttırmış olacaktır."

Akılcı ve uygulanabilir öneriler...

Dikkate alınmasında yarar var.