'O da açık saçık giyinmeseydi!'

Gamze SEZGİNER 23 Şubat 2018 Cuma, 08:46

Yok yapamıyorum, başka bi'şey yazayım diyorum; vicdanım el vermiyor.

Geçtiğimiz hafta için hiç iyi şeyler söyleyemeyeceğim.

Milletçe yine sınandığımız bir haftadan geçtik. Minicik bedenlere kıyan ellere lanet ettik, asmak, kesmek istedik.

Ve yine öfkemizin coşkusuyla asıl konudan oldukça saptık...

Kadın olmak bu coğrafyada oldukça zor, sokakta, ofiste, fabrikada, konuşmandan, giyinişine, gülüşünden, yürüyüşüne her şey etiketlenmen için bir sebep.

Bu coğrafya derken sanmayın ki başka ülkelerde olmuyor. Mesela 60 yaşlarındaki bir Fransız bir toplantı sonrasında "bir kadına göre oldukça zekisin" dedi bana... sonra devam etti "biz Fransız kadınları anlasın diye, bir lafı 50 kez söyleriz"...

Bu konuşma sonrasında sarf ettiği sözler yüzünden kendisinden şikayetçi olacağımı söylediğimde, binlerce kez özür diledi benden...

Yine başka bir toplantıda 10 aylık bebeğimi bıraktım da fuara geldim diye 5-6 İtalyan erkek iş arkadaşım, bana resmen "bir kadının yeri bebeğinin yeri, senin burada ne işin var" dedi... Yaşattıkları duygusal baskı inanılmazdı.

Şimdi ara verdiğim yaklaşık 14 senelik sanayide geçen iş hayatımda başıma gelenleri, duyduğum sözleri yazsam roman olur.  Ve kendimi korumak için takındığım o erkeksi tavırlardan oldum olası nefret ettim.

Sadece ben değil, farklı farklı sektörle çalışan hemcinslerim neler yaşıyorlar tahmin ediyorum.

Bu hafta yine idam idam idam diye çığlıklar atıldı... hatta kısas isteyenler oldu... Peki bu yöntemlerle çözülecek mi, inanıyor musunuz?

Sokaktaki vatandaşa tecavüzle ilgili sorular soruluyor... Bir kadın şöyle diyor;  ya ama bazı kadınlar da çok açık giyiniyor tahrik ediyorlar, dikkat etmeleri lazım!"  Gençten iki çocuk; "bu saatte sokağa çıkarlarsa yapacak bir şey yok!" diyor mesela...

Yani görece "açık saçık" giyindiğinde, ya da yine kimine göre "geç saatte" sokaktaysa eğer bir kadın, tecavüzü hak ediyor toplumun bir kesimine göre!

"Kız da öyle giyinmeseydi!?" "o saatte sokakta işi ne?" "hak etmiş!" diyen insanların, tecavüzün ruh sağlığını bozmadığını düşünen insanların arasında yaşıyoruz. faili ister asın, ister kesin, ister hadım edin, bir şey değişmez. Bu kafa değişmediği sürece, saat gibi işleyen bir hukuk sisteminiz olmadığı sürece, çözümü maalesef idam değil...

Diğer taraftan benim yakınlarımın başına gelse ne yaparım? Nasıl davranırım? Diye düşünecek oluyorum; düşüncesi bile ellerimin ayaklarımın uyuşmasına sebep oluyor. Tam o sırada Özgecan'ın metanet timsali babasını hatırlıyorum.

İdamı ne için istiyoruz? Acaba intikam duygumuzu beslemek için mi?

Her insanın doğar doğmaz sahip olduğu haklar vardır, yaşam hakkı ve vücut bütünlüğünün korunması gibi. Bu haklar sadece iyi ve güzel insanların değil, aynı zamanda kötü kalplilerin, suçluların, katillerin ve tecavüzcülerin de haklarıdır. Bu hakları gözetmekle yükümlü devlet adlı oluşum da, duygularla değil ilkelerle hareket eder. ben bunları çocuğuma yapanın ölmesini isteyebilirim, ama pedofil manyak mesela yakınımsa, onun devletçe öldürülmesini istemeyebilirim de. Devlet, şiddetin doruğu olan öldürme eylemini hangi koşulda olursa olsun üstlenemez, bu şiddeti bir anlamda toplum gözünde meşrulaştırır. Yaşam her koşulda kutsaldır çünkü.


Örneğin, Amerika Birleşik Devletlerinde idam cezası uygulanıyor, sizce herhangi bir caydırıcılığı var mı? En fazla seri katil hikayeleri, evinin bodrumunda 20 yıl çocuk alıkoymalar, kendi çocuğunu açlığa mahkum etmeler, türlü türlü eziyet çektirenler... Bir otelin penceresinden kalabalığa ateş açmak gibi daha onlarca manyak geliyor aklıma bir anda...

Hiçbir potansiyel suçlu sonunda ölüm var diye işleyeceği suçtan caymaz!

Ben ülkemde hiç bir otoritenin bir insanın -ister katil ister gaspçı ister tecavüzcü- yaşama hakkına dair bir hüküm verebilme yetkisinin olmasını istemem. Bu insanların toplumla tüm bağları tamamıyla koparılmalıdır, bunun da adı müebbet hapistir.

Asıl baş etmemiz gereken; Kadınların, kıyafetine, yürüyüşüne, ayakkabısının topuğuna, gülüşüne, gezdiği saate laf edenler!