'Kiraz çekirdeklerini yutabilirsin'

Feray YILMAZ 29 Aralık 2017 Cuma, 07:29

Her yılın bitimi, gelen yılın arifesi iç sesimizin en baskın olduğu zamandır çoğumuz için sanırım. Benim için öyle mesela.

Gelen yıl, geçen yıldan daha iyi olsun diye pek bir umutkar olurum. 'Giden gitti zaten, yaşananlar geride kaldı, iyisiyle kötüsüyle' deyip bir çizgi çekerim.

Her ne kadar yıllar insandan, insanlıktan hep iyi şeyleri götürüp, yerine daha iyilerini bırakmasa da son yıllarda, umutsuz yaşayamayız.

Yılların getireceklerini belirleyemeyiz elbette ama duruşumuzu, tavrımızı biz belirleyebiliriz öyle değil mi? 

Kızıma notlar bıraktığım bloğumda yıllar önce bir yazı yazmıştım. "Kiraz çekirdeklerini yutabilirsin" başlığıyla yayınladığım yazımı, 2018'i karşılamaya hazırlandığımız bu günlerde daha bir anlamlı olduğunu düşünerek paylaşıyorum.

Küçükken kirazı çok severdim, hala severim ya...

Hem yemeyi hem de küpe yapmayı...

Anneannem rahmetli her mevsim dönüşümünde, bir meyve ilk çıkıp da yediğimizde, kahkahalarla gülerdi...

Biz torunlar da bıkıp usanmadan O'na "anneanne neden gülüyorsun?" diye sorar, O da her defasında "ilk meyve gülerek yenir ki, hep gülerek yiyelim" diye cevap verirdi.

Annem de meyve çekirdeklerine karşı bizi sık sık uyarırdı, özellikle de kiraz çekirdeğine karşı çok dikkatli olmalıydık. Eğer yutacak olursak, mazallah midemizde kiraz ağacı çıkıverirdi.

Annemin ikazlarını unutup kiraz çekirdeğini her yuttuğumda veya çekirdek yanlışlıkla boğazımdan aşağı kaydığında, midemde çıkacak kiraz ağacını hayal etmeye çalışırdım. Dallarının neremden çıkacağını tahmin etmeye çalışırdım. Uzun yıllar hep bu korkuyla yaşadım. 3 yaşından beri kiraz yediğim düşünülürse, yuttuğum kirazlar Bursa'dan İstanbul'a yol olurdu olmasına da ağaç mağaç çıkmadı tabii...

Midem sapasağlam.

Ama 30'lu yaşlarımda midemde fizyolojik bir rahatsızlık olmamasına rağmen bir ağırlık hissetmeye başladım. 20'li yaşlara kadar çocukluk ve ergenlik döneminin bittiğini anlayamıyorsun zaten. Sonra üniversite bitirme, ilk iş, ilk aşk gibi ilklerin heyecanına kaptırıveriyorsun kendini. Evlilik ve çocuğu da bu araya sıkıştırdıysan, 30'lu yaşlar güm diye kapına dayanıveriyor. Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Yaş 35" diye başlayan şiirini ilk okuduğumda lise 1'deydim sanırım. 35 yaşşşş nasıl uzak gelmişti bana...Yaşlılık gibi birşeydi. "Daha çokkkk varrr 35'e" derken, 35'imi devireli epey oldu. Midemdeki ağırlığı önemsemeden geçti 30'un üzerinden koca yıllar daha...

Bu arada o ağırlık gittikçe arttı. Yumruk gibi birşey. Sanki biri karnımın tam ortasına okkalı bir yumruk atmış ama elini geri çekmemiş. Yumruğu atan el sürekli karnımın ortasında öylecene kalıvermiş...Kimi zaman hareket edip, adeta içimi oyuyor, kimi zaman kendini unutturacak kadar hareketsiz kalıyor.

Yeni farkettim bunun ne olduğunu? Muzip gülümsemeni görür gibiyim. Ama yanılıyorsun, kiraz çekirdekleri masum. Yazımın başında kirazdan bahsettim diye şimdi kendini akıllı sanıp, "çekirdeklerin acısı yıllar sonra çıktı di mi?" yollu tahminde bulunduysan yanıldın...

O koca yumruğun, yıllardır, içime attığım duygu ve düşüncelerim olduğunu yeni anladım. Aslında düşündüklerini 'küt küt' söyleyen biri olarak tanınırım çevremde ve hayatta ne zarar gördüysem hep bu özelliğimden dolayı görmüşümdür. Doğruyu her söylediğim köyden kovuldum.

Ama bu başka bir şey. Dürüst olmak, kişisel ve iş ilişkilerinde politika yapmamak, doğruyu söylemek iyi güzel de...

İnsanı asıl acıtan, kırmamak adına dost saydıklarına söylenemeyenler sanırım. Bunlar birikiyor, birikiyor, birikiyor ve koca bir yumruk olup midenin ortasına oturuveriyor. Bazen yukarı çıkıp boğazında düğüm oluyor. Bazen sesine sirayet ediyor, titretiyor, bazen gözlerine sıçrayıp ağlatıyor.

Ben annemden farklı olarak sana kiraz çekirdeklerini yutmaman uyarısında bulunmayacağım. Bunlar elbet vücuttan atılır. İnsan vücudu bununla başa çıkar...

Ben sana şunu söyleyeceğim, "sevdiğin, inandığın insanlara içini olduğu gibi aç, aç ki, içinde hiçbir şey biriktirme"

Hayatta hiçbir sıkıntı hayatın kendisinden daha önemli değil.

Can Baba'nın dediği gibi; Dün geldi, geçti. Yarın meçhuldür. O halde ömür dediğin, bir gündür, o da bugündür.