Akşam ziyaretleri

Erkan SOLMAZ 18 Ocak 2020 Cumartesi, 22:59

"Oğlum gelsene sen de, ne yapacaksın evde tek başına?"
"Nereye gidiyorsunuz?"
"Rıza dayınlara..."
"Anne işim var benim."
"Bak, her gittiğimizde soruyor dayın delikanlı niye gelmedi diye."
"Off anne, istemiyorum işte."
"Tamam, ısrar etme artık Necla."
"Peki peki, tamam. Hadi dikkat et ama, kapıyı açma kimseye."
"Anne..."
"Efendim..."
"Rasim dedelere ne zaman gideceğiz?"
"Oğlum dün akşam gittik ya..."
"Ercan, sen hadi o zaman, geç odana dersini çalış, bırak şu televizyonu."
"Of baba..."
"Hadi hadi, of denmez babaya."
"Of anne yaa!"

***

"Veysel, bu Ercan gece çok sayıkladı."
"Ne dedi?"
"Sen duymuyorsun tabii, horul horul uyuyorsun."
"Ne yapayım yahu! Bütün gün işte koşturmaca, bitiyor vücudun pili demek ki... Ne dedi ki?"
"Hega mı, Elga mı... Bir şeyler deyip durdu."
"Allah Allah, rüya gördü herhalde, dün akşam çok yedi tabii Rasim amcalarda cevizli pestilden, o rahatsız etmiştir."
"Hadi hadi çabuk, geç kalıyoruz."
"Tamam mantomu ver de çıkalım artık."

***

"Yine mi evde kalacaksın?"
"Nereye gidiyorsunuz?"
"Kemal amcanlara... Sen gelmeyecek misin?"
"Yok anne işim var?"
"Oğlum yarın tatil değil mi? Ne diye evde duracaksın, hem bak çok güzel börek yapmış Naciye yengen, sen çok seversin? Gel hadi."
"Anne işim var, gelmeyeceğim... Anne..."
"Efendim."
"Rasim dedeler... Onlar nasıl? Ne zaman gideceğiz onlara?"
"Oğlum, önceki hafta gittik ya... İyilerdir herhalde."

***

"Hadi Necla, hazırlanın artık geç kalıyoruz?"
"Tamam bey, sen şu çantayı al, unutma sakın."
"Tamam, aldım. Hadi, çabuk olun ama."
"Aa! Ercan, sen gelmiyor musun oğlum?"
"Nereye gidiyorsunuz?"
"Zuhal yengenlere..."
"Yok anne, gelmeyeceğim."
"Ama oğlum bak, Fatma seni çok sever biliyorsun, seninle oyun oynayacak diye ne mutlu olmuştur şimdi. Kız, bütün oyuncaklarını çıkarmış; seni bekliyordur, çok üzülecek şimdi."
"İstemiyorum anne, işim var benim, gelmeyeceğim."
"Şu akşam oturmalarını bir türlü sevemedin. Gelsen ne güzel olur oysa."
"İstemiyorum anneee... Anne..."
"Efendim..."
"Rasim dedelere ne zaman gidiyoruz?"
"Oğlum Rasim dede, Rasim dede deyip duruyorsun. Gidince de iki kelime sohbet ettiğin yok dedeyle. Alıp gazetelerini dedenin, yan odaya giriyor, oradan çıkmıyorsun bile. Gazete okuyacaksan bak bizim ev gazete dolu, otur evde oku. Cumhuriyet var, Milliyet var."
"Of anneee!"

***

"Veysel..."
"Efendim..."
"Bak, diyorum ki şu Vasfiye Hanımlar'a gitsek bu akşam, ne zamandır çağırıyor, bir türlü gidemedik."
"Olur, gidelim."
"Ercan..."
"Efendim anne..."
"Ercan, hadi bir koş, Vasfiye Hanımlar'a git de ki 'Bir maniniz yoksa annemler bu akşam size oturmaya gelecek.' Müsait olmayabilirler."
"Ya anne, gidin işte..."
"Olmaz oğlum öyle, çat kapı gidilmez."
"Of anne ya..."
"Hem sen de gel bizimle bu akşam."
"Olmaz anne işim var."
"Oğlum bak, Hakan abin de gelmiş askerden, hem onu da görürsün."
"Hayır, istemiyorum anne."
"Ne huysuz çocuk oldu böyle ya..."


***

"Ercan..."
"Efendim..."
"Bak, biz yemekten sonra babanla Rasim dedenlere gideceğiz? Çok hastaymış. Sen evde kal bugün, tamam mı?"
"Hayır anne, ben de geleceğim."
"Oğlum, senin yarın iki tane sınavın yok mu? Otur dersini çalış."
"Olmaz anne. Ben de geleceğim."
"Oğlum sınavın var, bak zayıf alacaksın."
"Anne, gelmek istiyorum."
"Tamam hanım, tamam, gelsin, erken kalkarız."
"Eh peki, hadi bakalım, ama bir kırık not al, ben sorarım sana."
"Almam anne almam, hadi çabuk çabuk yiyin yemeğinizi erken gidelim."
"Aa löp löp atıyor köfteleri ağzına, çiğnemiyor bile, oğlum doğru dürüst doyursana karnını."
"Doydum anne, hadi ben hazırlanıyorum."
"Aa! Kalktı vallahi."
"Veysel, Ercan Rasim dedeyi ne de çok seviyor. Hiçbir akşam oturmasına gelmeyen çocuk, Rasim dede adını duydu mu hop dünden hazır."
"Olsun hanım, olsun, iyidir Rasim amca, yaşlılık zor, şu sağlığı da düzelse bari, üzülmese Ercan."
"Salonda yatıyormuş. Şimdi yatakta görecek onu, üzülecek tabii."
"Hadi anne, hadi babaaaa!"
"Tamam oğlum, dişlerini fırçaladın mı sen?"

***

"Ercan dün yine çok sayıkladı Veysel."
"Bu sefer ne dedi?"
"Ülyaaa, Ahuuu gibi bir şeyler dedi, ama tam anlayamadım."
"Ne oluyor bu çocuğa yahu?"
"Yine Rasim amcalarda yedikleri dokundu galiba."
"Vallahi iyi gelmiyor Rasim amcalar bu çocuğa"

***

"Anne, bu akşam gidecek miyiz Rasim dedelere?"
"Niye gidelim ki?"
"Hastaydı ya anne, bir gidip bakalım, nasıl olmuş, geçmiş olsun diyelim."
"Ah benim vefalı oğlum, aferin, böyle ol işte hep."
"Gidecek miyiz anne?"
"Yok, baban işten dönüşte uğrayıp gelecek."
"İyi, ben de gideyim, babamla dönerim."
"Oğlum bak, Anadolu Liseleri sınavı yaklaşıyor, otur deneme sınavı yap biraz, baban uğrar, gelir."
"Anne, ben de görmek istiyorum. Babamla gelirim."
"Oğlum dur. Aa! Çıktı, gitti çocuk.

***

"Hoş geldiniz."
"Hoş bulduk hanım."
"Rasim amca nasıl?"
"İyi iyi, bugün biraz daha iyi."
"Ercan ne oldu oğlum sana, ne bu hal?"
"Ben bir daha Rasim dedelere falan gitmeyeceğim anne bak, ona göre. Sakın ısrar etmeyin, sakın."
"Aa bundaki afra tafra da ne böyle?"
"Sorma hanım, sorma. Refika yenge bütün gazeteleri toplayıp atmış sobaya."
"Eee..."
"Ercan girer girmez masada, sehpalarda gazeteleri bulamayınca hemen sordu
Refika nine gazeteler nerede, diye."
"Eee..."
"Refika yenge köpürdü gazete lafını duyunca. 'Yok artık gazete mazete. Kaç yaşına gelmiş adamın okuduğu gazeteye bak! Doksan yaşındaki adamın okuyacağı şeyler mi bunlar? Alman Helga'nın Türk erkeklerini çok beğenmesi, Hülya Avşar'ın sahil pozları, Ahu Tuğba'nın çözülen bikinisinden şikâyeti, Banu Alkan'ın pamuklu, topuklu ev terliklerinin ayağını sıkması, Rus gelin Nataşa'nın imambayıldıya bayıldığının bol dekolteli hatta ayıp yerlerinin küçücük yıldızlarla güya kapatıldığı resimlerle verilen abuk sabuk haberler... Daha neler neler... Bunları okuyacak yaşta mısın sen, otur Kuran oku be adam!' diye diye güya Ercan'a söylendi, ama Rasim amcaya duyurmaktı asıl derdi."
"Hadi ya! Rasim amca Tan gazetesi mi okuyormuş?"
"Sadece Tan değil Necla, Bulvar gazetesine de abone olmuş bizim Rasim amca. Her gün geliyormuş."
"Vay be, Rasim amcaya bak sen."
"Sen asıl bizim oğlana bak."
"Ercan da bunları okuyormuş her gittiğimizde desene."
"Okuyor mu, bakıyor mu, bilmem de gece sayıkladıkları bunlar demek ki..."
"Vay Ercan vay... Boşa değilmiş çocuktaki Rasim dede sevgisi desene."