Yeni dünya düzeni

Efdal ERDEMLİ 26 Mart 2019 Salı, 09:48

Teknolojinin gelişmesi ve globalleşme kavramının hayatımıza girmesinden bu yana milletler arası ilişkiler ve stratejilerin yepyeni bir hal aldığını görüyoruz. Ülkeler ekonomik olarak birbirine öylesine bağlı hatta bağımlı halde ki bir yandan savaşırken diğer yandan birbirleri ile ticaret yapmaya devam ediyorlar. Ticareti bitirmek, sonlandırmak diye bir kavram neredeyse yok artık ticareti sınırlandırmak var çünkü zincirin en zayıf halkasının bile zincirin bütünlüğünde büyük rolü var. Savaşlar ise eski zamanlarda olduğu gibi daha az strateji daha çok insan gücü ile yürütülmüyor. Güç, oyunu kazanmak için değil caydırıcı olmak için gerekli. Artık daha çok strateji daha çok teknoloji daha az insan gücü ile savaşlar gerçekleşiyor.

Dünya tarihinde bu kadar büyük stratejik oyunlar daha önce oynanmamıştır sanırım. ABD, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği dünyadaki enerji kaynaklarına hakim olmak için dostunu düşmanını daha detaylı seçiyor, kartları dağıtırken bu eli kimin kazanacağına değil oyunu kimin kazanacağına bakıyor ve devlerin mücadelesinde yer alan diğer ülkeler konumlanmalarını yaparken kendi fayda zarar hesabını yaparak tarafını seçmeye çalışıyor.

Her ne kadar öyle lanse edilmeye çalışılsa da Türkiye henüz dünyada oyunu kuran ülkeler arasında yer almıyor bir süre de yer alamayacak gibi görünüyor. Bunu yapabilmek için sadece ordusuyla dünyanın en büyüklerinden biri olmanız yetmiyor. Büyük orduya sahip olmanın önemi yok mu? Tabi ki var, oyunu kuranlar stratejilerini kurarken sizin bölgedeki rolünüzü unutmadan hesap yapmaya çalışıyorlar. ABD'nin İran'a ambargo koyarken Türkiye'yi süreli olarak ambargonun dışında tutması buna örnek olarak verilebilir. Ama gücünüz Venezuela Devlet Başkanını koltuğunda tutmaya yetmiyor. Bölgesel güç olmak ile küresel güç olmanın farkı burada ortaya çıkıyor. Bizimkilerin Venezuela Devlet Başkanına destek verme gerekçelerinin de ayrıca kâle alınacak bir husus olmadığı kanaatindeyim.

ABD neden Venezuela Devlet Başkanını indirmek istiyor, çünkü yeni başkan adayı kendi adamı ve Venezuela ABD'nin çok düşük maliyetlerle petrole ulaşabileceği en güzel ve en yakın yer. Ortadoğu'da milyar dolarlar harcayarak Irak, Suriye, Türkiye, İran ve hatta Rusya ile uğraşarak ulaşacağı petrolden çok çok daha ucuzu Venezuela'da. Öyle görünüyor ki, dış destekli bir iktidar değişikliği yapılacak ve aranılan başkan başa geçirilecek.

Geçen hafta haber kaynaklarından bir haber daha düştü; "ABD Brezilya'nın NATO'ya dahil olmasını istiyor." Ama neden? Petrolün başına dikilecek bir bekçi gerektiğini görmek için âlim olmaya gerek yok sanırım. Kısa süre öncesine kadar Ortadoğu petrolleri için Türkiye'ye biçilen rol ne ise bugün Güney Amerika petrolleri için Brezilya'ya biçilen rol de o.

Tabii ki strateji savaşlarının tamamı petrol üzerinden gerçekleşmiyor. Akdeniz doğalgazı için ABD'nin İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile işbirliği, Çin'in Huawei firmasının teknoloji devi haline gelerek küresel bir risk görülmesinin ardından firma sahibinin kızının (aynı zamanda şirketin CEO'su) tutuklanması, buna karşılık Boeing firmasına ait uçaklara yapılan muhtemel bir suikast ve dünya çapında uçuşlarının durdurulması, İngiliz sömürgesi Yeni Zelanda üzerinden batıya verilen mesajlar tüm bunlar hep yeni dünya düzeninin ne kadar çirkef bir yöntemle kurulduğunu bize ayrıntılı olarak anlatıyor.

Bu karmaşa içinde Türkiye ne yapmalı sorusuna verilecek cevap aslında çok zor değil.

Oyunu iyi okuyan güçlü bürokratlara yani liyakat sahiplerine görev vermek, yargıyı bağımsız hale getirerek sermaye kaçışını durdurmak, daha demokratik daha şeffaf daha hesap verebilir, daha birleştirici bir yönetim ortaya koymak Türkiye'nin önünde duran öncelikli görevdir.