Taşeron işçilerine son gün 11 Ocak

Dursun EROĞLU 05 Ocak 2018 Cuma, 08:59

Hükümet, kamuda taşeron sistemine son vermeyi öngören bir Kanun Hükmünde Kararname çıkararak  herkesi şaşırttı. Milyonlarca işçi bunu bekliyordu. Şimdi sihirli numara "11"! Geçim sıkıntısı içinde, yarınından kaygıyla yaşayan, Milli Piyango'dan amorti bile çıkmayan işçiler için artık hayati rakam bu... Eğer taşeron firmalara çalışan işçiler 11 Ocak 2018 Perşeme günü mesai bitimine kadar çalıştıkları kurumlara gerekli başvuruyu yapmazlarsa, "sürekli işçi kadrosuna" geçme haklarını kaybedecekler!

O zaman biz de buradan uyarıyoruz: Ey taşeron işçileri bu yazıyı okur okumaz, ilk iş olarak gidip kadro başvurusunda bulunun, 11 Ocak'dan sonra tren kaçıyor!

Bursa'nın Sosyal Güvenlik İl Müdürü Mustafa Yılmaz ile Çalışma ve İş-Kur İl Müdürü Feyzullah Türkmen düzenledikleri basın toplantısında, uygulama konusunda açıklamalar yaptı ve başvuruların 11 Ocak 2018 tarihinde sona ereceği uyarısında işçileri uyardılar. Yılmaz ve Türkmen, 696 numaralı KHK kamsamında Bursa'daki uygulama takvimini açıklarken, işgücü verilerini de paylaştılar.

'TAŞERON İŞÇİ' DEĞİL, 'TAŞERON İŞÇİSİ'!

Sevgili okurum, medyada haberlere bakınca bir gazeteci olarak çok üzülüyorum. Koca koca gazeteleri, özellikle de televizyonları sanki Türkçe bilmeyenler işgal etmiş!

Önce şu "taşeron" tanımı konusunda açıklama yapmam lazım:

Taşeron sözcüğü Fransızca (tâcheron) kökenlidir ve "Sınırlı, süreli işler yapan küçük işletme" anlamındadır.  Türkçe'de "Alt yüklenici" anlamında kullanılır. Yani taşeron, alt yüklenici kişi veya firma, yani "işveren", yani "şirket", yani "patron"dur!

Yani "Taşeron işçi" diye bir şey yoktur! Onun yerine "Taşeron işçisi", "Taşerona çalışan işçi" vs. denilebilir.  

TAM 180 DERECE TERS...

Şimdi işin özüne gelirsek, 30 yıldan fazla süredir ekonomi gazeteciliği yapan birisi olark, taşeron sistemini kaldırmanın, bugünki siyasi iktidara tam yüzseksen derece ters olduğunu biliyorum. Son 15 yılda ekonomideki "başarı"yı  işgücü maliyetini düşürmekle (çalışanların gelirlerini kırpmakla) sağlayan bir siyasi iktidar şimdi yüzseksen derece ters yöne dönüp, işgücü maliyetini artırmayı (çalışanların gelirlerini artırmayı) planlıyor olabilir mi?

Ekonomide "outsoursing", "hizmet alım sözleşmesi", "esnak çalışma" vs. ile başlayıp taşeron sistemi ile zirveye tırmanan uygulamaların ana hedefi "maliyeti düşürmek"tir.

Zaman zaman "ana işimize odaklandık" gibi açıklamalar yapılır. Örneğin "Biz araba üreten bir fabrikayız. Yemek, temizlik, güvenlik, taşıma vs. bizim asıl işimiz değil, onları dışarıya yaptırıyoruz" dendi.

Yetmedi, bazı büyük firmalar "ana işleri" de farklı taşeron şirketlere yaptırdılar; Hatta, bazı işverenler kendileri, fabrikalarında taşeron şirket kurdular!

İşçileri taşerona, alt yükleniciye devrederek şirketler, hem işçilerin kendi arasında kalabalık bir güç olma,  sendika, grev vs. pazarlık gücü kazanma pozisyonlarını ortadan kaldırdılar; hem de zamanla işçileri daha düşük ücretlere çalıştırma olanağı yakaladılar. Ayrıca işçilerin önemli  bir bölümünün kurumla yasal ilişkisini ortadan kaldırarak, çalışanlarla ilgili pek çok yükümlülükten kurtuldular.

Bu süreçte sendikalı işçi sayısı hızla azaldı, sendikalar zayıfladılar.

Başta belediyeler olmak üzere pek çok kamu işyeri de bu kulvardan ilerledi. Belediyelerin çöp topama, ulaşım vs. pek çok kamu hizmetini taşeronlar vermeye başladı.

Sonuçta da milyonlarca işçisi olan kocaman bir taşeron sektörü ortaya çıktı!

ÖZEL SEKTÖR TAŞERONA DEVAM...

Taşeronluk özel sektörün dört elle sarıldığı bir şeydi ve yeni KHK ile ilk şoku onlar yaşadılar; ancak KHK'nin özel sektörü kapsamaması patronları rahatlattı. Bu, özel sektördeki taşeron firmalarda çalışan işçiler için hayal kırıklığı anlamına geliyordu.

İŞTE RAKAMLAR...

"Kadro", yıllardır taşeronlara "ucuz işçi" olarak çalışan milyonlarca insanın en büyük hayaliydi. İşçiler "kadro"lu olmakla hem sağlam iş güvencelerine sahip olmayı, hem de ücretlerinin, sosyal haklarının kamuda izledikleri "kadrolu işçi"lerin düzeyine yükselmesini hayal ediyordu.

Böyle olunca da, bakanın "kadroya mevcut ücret ve haklarla geçecekler" açıklaması soğuk duş etkisi yaşattı.

Gelelim rakamlara...

Açıklanan verilere göre, Türkiye'de toplam çalışan, yani "aktif işgücü" sayısı 22 milyon 447 bin 873. Bunların 16 milyon 663 bin 367'si 4/a denilen işçi, SSK'lı; 2 milyon 977 bin 732'si 4/c diye tanımlanan memur, Emekliği Sandığı üyesi; 2 milyon 916 bin 774'u de 4/b denen eski Bağ-Kur'lular.

Bursa'da ise 764 bin  406 kişi 4/a, 107 bin 217 kişi 4/b, 78 bin 105 kişisi de 4/c olmak üzere toplam rakam 949 bin 728 çalışandan oluşuyor.

İşyeri sayısı ise Türkiye genelinde toplam 1 milyon 845 bin 497.

Bursa'da 750 kamu, 76 bin 69 özel olmak üzere toplam şirket sayısı 76 bin 819.

Bu şirketlerde çalışan "taşeron işçisi" sayısı Türkiye genelinde 3 milyon 361 bin 564. Bursa'da ise 106 bin 563 işçi.

Peki yeni uygulamadan yararlanıp "sürekli işçi kadrosu"na alınacakların sayısı  nedir?

İşte bakın, bu sorunun tam bir yanıtı yok. Türkiye genelinde 3,3 milyon işçiye karşılık sadece 1 milyon 20 bin taşeron işçisinin bavuru yapabilecek durumda olduğu belirtiliyor. Alınacağı açıklanan kişi sayısı ise "yaklaşık 450 bin".

Bursa'da da uygulama için 106 bin 563 işçiden sadece 45 bin işçinin yararlanması bekleniyor.

KABAK 'KADROLU' İŞÇİNİN BAŞINA MI PATLAYACAK?

Kamuda taşeron uygulamasına son veren iradenin, işe son derece "duygusal" yaklaştığı gibi bir his var içimde.  Sanki bir taşla iki kuş vurulacakmış gibi geliyor bana...

Öncelikle kamu kurumları, yani devlet, aradaki "taşeron"u kaldırıp işi doğrudan kendi yapacağı için taşeronların aldığı komisyon devlete, kamu kurumlarına kalacak. Ortada yaklaşık 17 bin taşeron şirketin kazancı var. Kuşun birisi bu.

Diğeri ve iş barışı açısından asıl yıkıcı olan da şu: Örneğin Bursa'da halen devlette "kadrolu" 15 bin 90 işçi var. Şimdi bunlara 45 bin yeni kadrolu işçi eklerseniz sayı 60 bini bulacak. Aynı pozisyondaki 60 bin işçiden 15 bini aylık 3-5 bin lira, kalan 45 bini de bin 500-2 bin lira maaş alacak.  Bu durum sizce ne kadar sürdürülebilir?

Sizce sorun asgari ücretle çalışanların maaşlarlarını eski kadroluların seviyesine çıkarmakla mı çözülecek, yoksa eski yüksek maaşları eritip yeni başlayanların seviyesine indirerek mi? Bence daha ziyade kabak yüksek maaşlıların başına patlayacaktır. İşte ikinci kuş da bu.  

Kamu kuruluşlarında eski-yeni husumetini görmek hiç şaşırtıcı olmayacak. 

Örneğin "yeni"ler, işyerinde sendika ile yapılan TİS'den 3 yıl süre yararlanamayacak.

Ya sonra?

Üstelik 60 bin işçiden 15 binin sendikalı olması nasıl devam edecek?  Sizce herkes sendikalı mı yapılır? Yoksa sendika hepten kapı dışarı mı edilir?

'KIDEM TAZMİNATI HAKLARI KORUNUYOR'

Sürekli işçi kadrolarına başvurmak için taşeron işçilerinden istenen evraklar arasında "Açılan davalardan feragat etmek" ile  "geçmiş zamanlara yönelikhakvealacaktalebindebulunmayacağına yönelik taahhütte bulunmak" dikkat çekici.

SGK yetkilileri, konudaki kaygılara değinirken, "İşçilerin kıdem tazminatı hakları devam edecek" açıklaması yaptılar. Tabi taşeron şirketler artık faaliyetine son vereceği için, her halde işçilere onların ödemesi gereken kıdem tazminatları, sonradan çalışacakları devlet kurumu tarafından ödenmesini kastediyor olmalılar.  

Yetkililere göre, yapılacak sınav için de çalışanların kaygılanmasına gerek yok ve sınav tamamen yapılan işin niteliğine göre olacak.