Dolar milyarderinin çoğalmasına sevinelim mi?

Dursun EROĞLU 11 Kasım 2017 Cumartesi, 14:08

Vatandaş kilosu 30 liraya et bulma hayaliyle yatıp kalkarken, dünyada "dolar milyaderleri"nin sayısı ve bunların toplam serveti akıl almaz bir hızla artıyor. Son raporlar, 2016 yılında dolar milyarderi sayısının bin 542'ye ulaştığını, sahip oldukları servetin de yüzde 17 oranında artarak 6 trilyon dolara ulaştığını ortaya koyuyor. Ekonomideki yıllık büyümenin yüzde 3-4'lerde olduğunu düşünürsek, bu durum resmen dünyanın, en zengin bir avuç insan tarafından talan edildiğini kanıtlıyor.

Tanınmış uluslararası finans kuruluşu UBS Group AG'nin yayımladığı bir rapor ekonomi çevrelerine bomba gibi düşmüştü. Kuşkusuz finansman çevreleri, bankalar dolar milyarderi sayısının artmasını çok parlak bir başarı olarak görüyor, potansiyel ballı müşterilerini artması onları keyiflendiriyor. 

Ancak veriler, dünyanın gidişinden kaygılanmamızı gerektirecek ögeler içeriyor.

Önce www.pwc.com adresindeki raporun genel bilgilerine bakalım:

- Dünyada dolar milyarderi sayısında ve servetlerinde son 20 yılda düzenli ve yüksek oranlı bir artış var. 1995 yılında dolar milyarderlerinin sahip olduğu toplam servet 1 trilyon doları bile bulmazken bu rakam 2016 yılında 6 trilyon dolara ulaştı. Dolar milyarderi sayısı da bin 542'ye yükseldi.

- Peki dolar milyarderlerinin serveti nereden geliyor? En tepeden başlayarak tüketici ve perakende sektöründen, teknolojiden, finans piyasalarından, mal ticaretinden, gayrimenkulden, sanayiden, eğlence-medyadan ve sağlık sektöründen.

- Dolar milyarderinin servetinin en yüksek olduğu ülke tahmin edeceğiniz gibi ABD. Bu ülke, milyarderlerin toplam serveti bakımından 2,8 trilyon dolar ile en büyük ülke olmaya devam ediyor. Ancak bu liderlik pek de uzun sürmeyecek gibi. Zira, Çin dolar milyarderi sayısına bir yılda 67 isim ekleyerek 318'e yükseltmiş. Hindistan ise 16 isim ekleyerek sayıyı 100'e çıkarmış. Üstelik Çin ve Hindistan'da dolar milyarderlerinin yaş ortalası ABD'den çok düşük, 50'nin bile altına düşüyor. Yani dinamizm artık Asya'da.  Servet artışında oran Avrupa yüzde 5, ABD yüzde 17 olurken, Asya'da bu oran yüzde 31'e tırmanmış. Avrupa'da dolar milyarderi sayısı 342 ile adeta yerinde saymış. Amerika'da da öyle. Ama asıl sayısal artış Asya'da. Bu yüzden bazı sitelerde, "Asya'nın dolar milyarderi sayısı ABD'yı geçti" başlıkları dikkat çekti. Amerika'nın toplam 563 dolar milyarderine karşılık Asya'da milyarder sayısı 637'ye yükselmiş.

- Sıkı durun, herşey sadece yeşil yeşil dolarlar değil. Artık Asyalı zenginler dünya sosyetesinin para konuşturduğu sanat koleksiyonlarında, Rugby, Amerikan fotbolu, Araba yarışı, kriket gibi sportif mekanlarda da baskın gelmeye başlamış.

Peki,  dolar milyarderlerinin sayıları ve toplam servetlerindeki artış neyi kanıtlıyor?

Dünya ekonomisi son bir yılda yüzde 17 oranında büyümediğine göre, dolar milyarderi yeni bir şey üretmiş, dünyaya yeni bir zenginlik katmış olamazlar. Bu, yeni milyarderlerin mevcut pastandan, başkalarına ait olan dilime bir şekilde sahip oldukları anlamına geliyor! Yani yeni bir şey üretilmemiş, mevcut servet el değiştirmiş. Onlar milyarder listesine girerken, demek ki pek çok kişi elindekini avucundakini kaybetmiş.

Dünyadaki dolar milyarderlerlinin tamanının çalıştırdığı kişi sayısının 27,7 milyon olduğu düşünülürse, aslında istihdama katkılarının da servetlerinin büyüklüğünü yansıtmadığı görülecektir.

Raporda Türkiye değerlendirmesi yok, ancak aynı eğilimin ülkemizde de yaşandığını görüyoruz. Türkiye'de dolar milyarderi sayısının 29'a yükseldiği açıklandı. Bizdeki hem dolar milyarderi, hem de banka hesapları itibariyle dolar milyoneri sayısınının da çok hızlı arttığını biliyoruz.

Türkiye'de milyonelerin zenginlik artışının ülke büyümesini yansıtmadığı, hatta bizdeki büyümenin büyük ölçüde dışsal etkenlerden kaynaklandığı düşünülürse, rakamlara bakarak Türkiye'de de adaletsizliğin hızla arttığını, ivme kazandığını söyleyebiliriz.

Maalesef, son yılların dünya trendi bu. Toplumda elde edilen servet giderek daha az kişinin elinde toplanıyor.

Dolar milyarderleri çoğalırken, işsizlik, iflaslar ve de ucuz et, ucuz akaryakıt arayışındaki kitlelerin sayısında artış görüyoruz.