Kocaeli Üniversitesi

Cemal YAĞCI 05 Eylül 2013 Perşembe, 11:00

Görenleriniz vardır, Kocaeli Üniversitesi İzmit'in kuzeyindeki Umuttepe'de büyük bir kampus alanında modern binalara yayılmış. 

1999 depreminden sonra İzmit'te yerleşim yüksek tepelere kaymış. Çıktıkça tepelerde yepyeni bir şehirle karşılaşıyorsunuz.

"Peki bu mülakat neyin nesiydi?" sorunuza cevap vermeden önce size Mehmet dededen bahsetmeliyim.

2005 yılında Büyükşehir Belediyesi'nde görevliyken, başkan tipimi beğenmediğinden yöneticilik görevinden uzaklaştırılmış, Büyükşehir Belediyesi Huzurevi'nde nadasa çekilmiştim. Öyle zoruma gitmişti ki, "artık burada emekliliğimi bekler, dolar dolmaz da ayrılır köşeme çekilirim" diyordum.

Oysa daha 45 yaşındaydım.

Huzurevinde görevli arkadaşlarımın kucaklamasıyla ilk günlerdeki depresyonu çabuk atlatmıştım.

Sonra 93 yaşındaki Yenişehirli Mehmet dedeyle tanıştım. Yalnızlıktan sıkılmış, Yenişehir'deki çiftlik evinden huzurevine gelmişti. Huzurevindeki rahat fiziki koşullarda daha üretken (!) olacağını düşünüyordu.

Evet, Mehmet dede hayatının romanını yazıyordu ve 400 sayfayı devirmişti.

Üstelik kağıdın bir yüzüne yeni harflerle bir yüzüne Osmanlıca ile el yazısıyla yazıyordu.

"Oğlum" dedim kendi kendime. Ya Mehmet amca kadar ömür verirse Allah?..

"Yaşadığın kadar daha yaşayacaksın ve hiç bir şey yapmadan yan gelip yatacaksın öyle mi?"

"Bu da geçer yahu!" dedim ondan sonra.

Gerçekten de çabuk geçti.

Emekliliği hak ettiğim zaman, emeklilik dilekçesi vermeden yıllık iznimi vermeyeceklerini söylediler. Dilekçemi verdim.

İyi ki de vermişim.

Emeklilik bana yaradı.

Hem devlet memurluğunun kıskacından kısmen de olsa kurtulmuş hem de yeni çalışma alanlarıyla farklı bir dünyaya katılmıştım. Yabancı arkadaşlar edinmiş, onlarla daha kolay iletişim kurabilmek için İngilizce kursuna gitmiştim.

Derneklerde yer almış, kongre ve toplantılara katılmaya başlamıştım.

Bu esnada birçok üniversitede sosyal hizmet bölümü açılmış, katıldığım toplantılarda, alandan akademisyen bulmanın güçlüğünden yakınılmaya başlanmıştı. Hocalarım imkanı olan meslektaşlarımızı yüksek lisans yapmaya çağırıyorlardı.

Bana da böyle bir teklif getirildiğinde önce "bizden geçti artık" desem de yine Mehmet dede aklıma geldi.

Önce ÜDS İngilizce dil sınavına çalıştım; tek başıma yetmeyeceğini anlayınca özel ders aldım, sınavdan geçerli olacak nota ulaştım.

Sonra ALES akademik lisans üstü eğitim sınavına çalıştım, yine bocalayınca özel ders aldım. Bu defa sınav tecrübesizliği, zaman yönetiminde hata ve matematik sorularında çuvallamam sonucu geçerli ama bence yeterli olmayan bir sonuç aldım.

6 ay sonra (bu arada hiç çalışmadan) taktiği değiştirerek sınavda düşündüğümden de iyi bir sonuç aldım.

Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'ne sosyal hizmet alanında yüksek lisans yapmak üzere başvurdum.

Dün mülakatın sonucu çabuk ulaştı, kabul edilmiştim.

Şimdi beni yeni bir süreç, yeniden ders çalışmak, yeniden sınavlara girmek bekliyor.

Daha da önemlisi öğretmen okulunda okuyarak başladığım meslek yaşamım ucundan da olsa eğitimcilikle devam edecek.

Heyecanlı ve mutluyum.

Mesleğime, meslektaşlarıma küçük de olsa bir katkı sunabilecek olmanın mutluluğu ve elbette kendim için de bir şeyler yapmanın hazzı.

Yaşıyorsan ömrün çok olsun Mehmet dede, öldüysen rahmet ve minnetle anıyorum.